Antik Kartaca

Kartaca Cumhuriyeti veya Kartaca İmparatorluğu veya Kartaca Hegemonyası veya basitçe Kartaca (Latince: Carthago), MÖ 814 yılında, Tunus yarımadasında kurulmuş olan bir Fenike kolonisi olan "Kartaca Şehri Devlet"idir. Bu şehir devletinin siyasi yönetim etki alanı MÖ 7. yüzyıldan MÖ 3. yüzyıl kadarki dönemde Kuzey Afrika sahillerinin büyük bir kısmını; İber yarımadasının sahillerinin büyük bir kısmını ve batı Akdeniz adalarını ihtiva etmekte idi.[1]

Kartaca
MÖ 814-MÖ 146
Kartaca ve bağlı toprakları (MÖ 264)
Başkent Kartaca
Yaygın diller Kartaca dili, Fenikece, Berberice
Hükûmet MÖ 308'e kadar monarşi,
sonrasında oligarşik cumhuriyet
Tarihçe  
 Kuruluşu
MÖ 814
 Dağılışı
MÖ 146
Öncüller
Ardıllar
Fenikeliler
Roma Cumhuriyeti
Günümüzdeki durumu  Cezayir
 Fransa
 Cebelitarık
 İtalya
 Libya
 Malta
 Fas
 Portekiz
 İspanya
 Tunus

Kartaca şehrinin ismi, Fenike dilinde Kart-hadaşt yani "Yeni Şehir" anlamına gelmektedir. Kart Hadaşt, 22 sessiz harften oluşan Fenike alfabesiyle QRT-HDST olarak yazılmaktadır.[2] Kartaca'nın MÖ 814'te kurulduğu tahnin edilmektedir.[3] Bir tarihçi şehrin kuruluşu hakkında bilgileri şöyle vermektedir:[4]

Yakın bir zamanda, Kartaca'da arkeolojik kazılarda bulunan en eski katlardaki bulguların üzerinde uygulanan radyokarbon tarihleme analizi bu Sür şehri kolonisinin kuruluşunun Falviüs Josephus ve Timesus tarafından antik tarihlerde verilen şehir kurulma tarihleri ile hemen hemen çakıştığını ortaya çıkartmıştır.

Kurulduğu zamanda modern Lübnan'da bulunan Suur şehrinin bir kolonisi olan Kartaca takriben MO 650 yıllarında bağımsızlık kazanmıştır ve batı Akdeniz'de kurulmuş bulunan diğer Fenike yerleşkeleri üzerinde MÖ 3. yüzyıl sonlarına kadar devam eden bir politik hegemonyayı kurumuştur. Bu şehrin en şaşaalı döneminde Kartaca tüm Akdeniz'de yayılmış olan ticaret kolonileri ile yapılan denizler arası ticaretin en önemli "hub" merkezi olmuştu.

Kartaca'nın tarihinin mühim bir kısmında Kartaca ile Akdeniz'de bulunan diğer önemli siyasi birimler olan Sicilya'da bulunan Grek "Magna Grekya" ve Roma Cumhuriyeti ile devamlı karşılıklı düşman olmuşlardı. Bu düşmanlık çok geçmeden iki taraf arasında bir seri askeri savaşın ortaya çıkmasına neden olmuştur. Bu savaşlara Sicilya Savaşları ve Pön Savaşları adı verilmektedir. Bu önemli çatışma ve savaşlar yanında Kartaca şehrin kurulduğu yerlerde ve yakın bölgede daha önceden de yaşamış olan ve Kartaca hegemonyası altına girmeyi gayet zoraki olarak kabul eden Berber kavimleri ile de çatışmak ve çarpışmak zorunda kalmıştı. MÖ 146'da son Pön savaşı olan Üçüncü Pön Savaşı'nda Romalılara mağlup düşen Kartaca şehri Romalılar tarafından yakılıp yıkılmış ve şehrin kurulduğu yerler saban ile sürülüp tuz dökülerek kıraç kırsal alan haline getirilmiş ve Romalılar askeri güçleri tarafından istila ve işgal edilmiştir.[5] Bundan sonra Fenikelerin kurduğu koloni şehir-devletlerin hemen hemen hepsi ve eski Kartaca kolonileri ve ticaret merkezleri Romalılar ellerine geçmiştir.

Kartaca antik kenti

Bugün için Kartaca ile ilgili yazılı kaynaklar, Romalı ve Yunan tarihçilerin çalışmalarıyla sınırlıdır. Gerek Kartacalıların gerekse de Fenikelilerin yazılı belgeleri için papirüs kullanmaları ve bu materyalin zaman içinde dağılması sonucu, Kartaca ve Fenike yazılı kaynakları zamanımıza kadar ulaşmamıştır. Bu sonuçta kuşkusuz Pön savaşları sonunda Roma ordusunun Kartaca'yı yakıp yıkmasının da etkisi vardır. Hem Antik Yunanistan hem de Roma İmparatorluğu'nun, Kartaca ile tarihin büyük bir bölümünde Akdeniz ticareti için rekabet halinde olmaları ve bu rekabetin sıcak çatışmalara varmış olması nedeniyle bu Antik Yunan ve Antik Romalı tarihçilerin çalışmaları büyük ölçüde ön yargılı çalışmalardır.

Tarih

Fenikeliler yerleşimleri ve yayılma nedenleri

Fenikeliler ticaret gemi filolarına emniyetli limanlar sağlamak; kurdukları koloni yakınlarındaki arazilerdeki doğal kaynaklar üzerinde bir Fenikli tekeli kurmak ve dışarıdan bir başka gücün yaptıkları serbest ticarete müdahale etmemesini sağlamak hedefleri ile Akdeniz sahillerinde birçok koloni şehirleri kurmuşlardır.[6][7][8] Bu kolonileri kurmalarına iten başka faktörler ise koloni etrafında ortaya çıkan ticaret mallarına talepleri sağlamak ve eğer koloni bulunmazsa yerlilerle ticaret etmek için yerli idarecilere ödemeleri gereken yüksek baclar, vergiler, tazminatlar ve hatta rüşvetlerden kaçınmak olduğu da belirtilmiştir.[9] Ayrıca bu kolonileri kurmakla Fenikelilerin asıllarının gelmiş olduğu Lübnan ve Suriye'de Sur, Sidon ve Biblos şehirlerini ellerine geçiren bir seri yabancı imparatorluklara yüksek vergiler ve tabaiyet yapmaktan kaçınabilmekte idiler. Bunların yanında ticaret yaptıkları Akdeniz limanlarının kendilerine deniz ticaretinde rakip olan antik Yunan koloniciler tarafından ele geçirilip kolonize edilmesini de önlemekte olmaktaydılar.[10]

Fenikelilerin Lübnan ve Suriye'de asıl şehirlerinde ve kurdukları kolonilerde bulunan insan gücü kaynağı gayet sınırlı olduğu için kurdukları koloni şehirler bulundukları arazide kendi kendilerine yaşayabilecek kadar büyük olmamaktaydı. Nispeten küçük de olsalar kendi kendilerine geçinebilmek için bu nispeten küçük nüfuslu koloniler etraflarındaki yerli halka ve denizaşırı ticaret yapmaya dayanmaları elzem olmakta idi. Fenikelilerin Akdeniz etrafında kolonilarinin nüfusları genellikle 1000 kişiden daha küçük olduğu ve buna istisnanın ancak Kartaca ve birkaç diğer koloni şehir olduğu belirtilmektedir.[11]

Kartacalılar Kontrolü

Strabo Surlu Fenikelilerin batı Afrika sahillerinde üçü yüz kadar koloni bulduklarını bildirmekle beraber bunun büyük bir abartma olduğu gayet açıktır. Gerçekten Surlular Tunus, Fas, Cezayir, İber Yarımadası ve bunlara kıyasla gayet küçük sayıda gayet kurak olan Libya sahillerinde koloniler kurmuşlardır.[12] Fenikeliler Akdeniz Adalarında (Kıbrıs, Sardunya, Korsika, Balear Adaları, Girit ve Sicilya'da) gayet aktif olmuşlardı. Avrupa anakarasında modern İtalya'da Genova ve modern Fransa'daki Marseilles şehri de Fenikeliler kolonileri olarak kurulmuşlardır.[13] Girit'ye ve Sicilya'da kurulan Fenikeliler kolonileri tarihlerinde devamlı olarak antik Yunanlarla çatışma halinde bulunmaktaydılar.[14] ama Fenikeliler Sicilya'yı da bir sınırlı dönem kontrolleri altında bulundurmuşlardır.

Önce Surluların bir kolonisi iken, sonradan Kartaca bağımsızlık kazanmıştır. Bundan sonra Akdeniz'in büyük bir kısmı Kartaca'nın liderliği ve koruması altında kalmıştır.[15] Bir koloni olarak kurulan Kartaca sonradan kendine bağlı yeni koloniler bulmak için Akdeniz'e yayılmıştır. Bu yayılma ile kendine ait koloniler kurmuş ve bunlara Kartaca'dan göçmenler göndermeye ve yerleştirmeye başlamıştır.

Kartaca'nın gönderdiği kendi kolonici göçmenler sadece Kartaca'nın kendi kurduğu yeni kolonilere yerleşmekle kalmamıştır. Lübnan'da Sur ve Sayda şehirlerinin siyasi ve iktisadi güç kaybetmelerinden dolayı onların kurduğu eski denizaşırı kolonilerinin bazıları çökme tehlikesi geçirmeye başlamışlardı. Kartaca bu çökmekte olan eski kolonilere de Kartaca'dan koloniciler göndermiş ve bu yeni Kartaca yerleşenleri bu eski kolonileri yenileştirmeye gayret etmişlerdir.[16]

İlk Fenikeliler kolonileri İber yarımadasında bulunan maden zenginliklerini Doğu Akdeniz'e ulaştırmak için mümkün olan iki rotanın geçtiği sahillerde kuruldu. Bu rotalardan birisi Kuzey Afrika sahillerini takip etmekte idi. Diğeri ise adalara uğrayarak gitme idi ve Sicilya, Sardunya ve Balear Adaları rotası idi.[17] Fenikeliler kolonileri için merkez, Lübnan'daki Sur liman şehri idi.[18]

Kartaca bir liman şehri, bir ulaşım merkezi olduğu gibi ekonomi ve politika merkezi "hub" idi. Bu şehrin iktidar gücü Babilliler tarafından yapılan birkaç şehir kuşatmasından sonra [19][20] ve Pers Ahameniş İmparatorluğu hükümdarı olan II. Kambises'e şehir gönüllü olarak teslim olup Pers İmpartorluğu'nun bir parçası olmasıyla ile gittikçe önemini kaybetti.[21]

MO 322'de Büyük İskender'in Sur şehrini eline geçirmesi ile bu şehrin son merkezlik kıvılcımları bile öldürüldü.[22] Sür'ün yerine ulaşım, ticaret, ekonomi ve politik merkez olma nitelikleri önce Sayda liman şehrine geçti. Çok geçmeden de Sür şehrinin Kuzey Afrika sahilinde Tunus'ta kolonisi olan Kartaca önemli merkez oldu.[23]

Her Sur veya Sayda kolonisi Lübnan'daki ana şehre tazminat vermekte bulunmaktaydılar ama Sur ve Sayda kolonilerinin direkt kontrolünü ellerine almamışlardı ve koloniler genel olarak özerk idiler. Fakat Kartaca şehri önem kazanınca bu tip idare şekli değişti. Kartacalılar kendilerine ait olan her bir koloniyi doğrudan doğruya idare etmeyi prensip edinmişlerdi. Bundan dolayı her Kartaca kolonisine bir Kartaca Hakimi atanmaktaydı ve bu Hakim Kartaca adına o koloniyi idare etmekte idi.[24] Bu doğrudan doğruya Kartaca kontrolü, her koloni tarafından sevilerek kabul edilmemekteydi. Pön Savaşları çıktığı zaman İber Yarımadasında bulunan Kartaca kolonilerinin bazıları Kartaca hegemonyasından çıkmış ve Roma Cumhuriyeti ile müttefik olmuşlardı.

Roma ile antlaşmalar

Antik Roma ile Kartaca arasındaki ilk ilişkiler barışçıl olmuştu. Antik tarihçi Polybius'un [25] bildirdiğine göre MÖ 509, MÖ 348 ve MÖ 306 tarihlerinde Kartaca Cumhuriyeti ve Roma Cumhuriyeti arasında barış antlaşmaları imzalanmıştır. MÖ 509'da Kartaca ile Antik Roma arasında bir antlaşma ile her iki devletin etkileme alanları belirlenmiş ve ticaret ilişkileri de açıkça ortaya koyulmuştur. Bu bilinen MÖ 509 antlaşması metni bu dönemde Kartaca'nın Sardunya ve Sicilya adaları üzerinde siyasi kontrolü bulunduğunu gösteren elimize geçen ilk yazılı belgedir. Bu antlaşma ile Kartaca'nın Kuzey Afrika'dan ticareti garantilenmiş ve Roma ve müttefiklerinin İtalya'da ticaret yapmalarının talana maruz kalmayacağı da kabul edilmiştir.

MÖ 348 ve MÖ 306 antlaşmaları daha önceki MÖ 509 antlaşmasının bir teyidi şeklindedir. İlk ve ikinci antlaşma arasındaki döneme nispetle ikinci ve üçüncü antlaşmalar arasındaki dönemin kısa olması MO 4. yüzyılda Akdeniz'de hegamonyası olan Kartaca ile Roma Cumhuriyeti arasındaki politik gerilimlerin artması ve barışçıl ilişkilerin zorlandığına işaret etmektedir.[26][27]

MÖ beşinci yüzyıl

Kartaca MÖ. beşinci yüzyıl başında Batı Akdeniz bölgesinin ticari merkezi olmuştu.[28] Bu ticaret merkezi niteliğini antik Roma Cumhuriyeti tarafından savaşta yenilmesi sonuna kadar korudu.

Kartaca Cumhuriyeti (aralarında "Hadrumetum", "Utica, Tunus", BizerteHippo Diarryhus ve Keroune bulunan) eski Fenike kolonilerinin çoğunluğunu ve (özerkliklerini bir şekilde korumaya devam eden bazı Numidyalı kabileler ve Moritanya krallıkları haricinde) antik Libyalı kabilelerini ve Kuzey Afrika sahillerini (sonradan Helenistik Mısır'a katılan Sirenayka haricinde) modern Fas'tan modern Mısır sınırına kadar yönetimi altına almıştı.[29] Kartaca'nın hegemonyası Akdeniz adalarında da yayılmıştı ve Sardunya, Malta, Balear Adaları ve Sicilya adasının batısı Kartaca'nın kontrolü altında koloniler idi.[30] Batı Sicilya sahillerinde kurdukları gayet korunaklı ve stratejik mevkilerde bulunan kaleler olan Motya ve Lilybaeum Kartaca'nın bu koloniler hakimiyetini devam ettirmesini sağlamaktaydılar.

Kartaca İber Yarımadası sahilleri üzerinde de önemli koloniler kurmuş ve bunları yönetime devam etmişti.[31] Kartaca'nın tüm İber Yarımadası üzerindeki kültürel etkileri arkeologlar tarafından iyice belgelenmiştir.[32] Fakat İber Yarımdası'nın Hamilcar Barca tarafından fethedilip Kartaca Cumhuriyeti'ne katılmasından önce bu yarımadada Kartaca'nın politik etkisinin ne kadar olduğu tarihçiler arasında tartışma ve anlaşmazlık konusudur.[33]

Sicilya Savaşları

Birinci Sicilya Savaşı

Kartaca'nın iktisadi başarıları ve ticaretinin mühim bir kısmının denizlerarası olması, Kartaca'nın güçlü bir denizgücü kurmasına baş neden oldu.[34] Bu gelişme ve bölgede bir hegemoni oluşturması Kartaca'yı gittikçe merkezi Akdeniz bölgesinde üstünlük sağlamak için çaba sarfeden diğer önemli bir devlet olan antik Yunan kolonicilerin kurduğu bir şehir devleti olan Siraküza Tiranlığı ile rekabete, çatışmalara ve sonra da savaşa girmeye yol açtı.[35]

Kartaca'nın hemen yakınlarında Akdeniz'de bulunan Sicilya adası bu çıkan savaşın oynandığı baş harekât tiyatrosu haline geldi. Denizlere açılmalarının başından beri hem Fenikeliler hem de antik Yunanlar bu büyük adanın sahillerinde büyük sayıda ticaret merkezleri ve koloniler kurmuşlardı. Birkaç yüzyıl boyunca bu sahil yerleşkeleri arasında çatışmalar ve muharebeler yapılmıştı.[36]

MÖ 480'de antik Yunan koloni şehir devleti olan Siraküza Tiranlığı'nın başında bulunan tiran Gelo bu adada bulunan koloni ve ticaret merkezlerini kendi liderliği altında birleştirme girişimine başladı.[37] Bu Kartaca ticareti ve hegemonyası için büyük bir tehdit idi ve bu tahdidi karşılamak için Kartaca faaliyete başladı. Ortadoğu'da en önemli devlet olan Ahameniş İmparatorluğu ile bir müttefiklik anlaşması yapıldıktan sonra Kartaca, general kralı I. Hamilkar Kartacalı komutanlığı altında bir büyük ordu kurdu ve bu orduyu Sicilya adasında harekâta hazırladı. Herodot ve Diodorus tarihleri dahil, günümüze gelmiş antik tarih kitaplarına göre I. Hamilkar Kartacalı'nın emri altındaki Kartaca ordusu yaklaşık 300.000 kişi idi. Bu asker sayısının bir abartılma olması gayet açıktır; fakat yine de bu Kartaca ordunusunun askeri gücünün zamanına göre gayet büyük olması gerçeğinin de kabul edilmesi gerekmektedir.[38]

MÖ 480'de Kartaca donanması bu orduyu Sicilya'ya nakil etmeye başladı. Bu deniz geçidi sırasında donanma bir fırtınaya kapılıp (olasılıkla epeyce büyük sayıda) asker zayiatı ve gemi zayiatı verdi. Bu ordu Panormus (modern Palermo) kolonisinde karaya çıktı.[39] General Hamilkar burada üç gün kaldı. Askeri zayiat veren orduyu düzene soktu ve fırtınadan kurtulabilen ama zarar gören gemileri tamir ettirdi. Kartaca ordusu sonra sahili takip ederek Himera üstüne yürüdü. Burada Kartaca ordusu bir ordugah kurdu. Sonra antik Yunan kolonileri ordusu ile Himera Muharebesi (MÖ 480)'ne girişti.[40]

Bu muharebede kral General I. Hamilkar Kartacalı ya öldürüldü ya da savaş sonunda savaşı kaybettiğinden utanç duyarak intihar etti.[41] Bunun üzerine Kartacalılar ileri gelen asilleri Siraküza Tiranlığı ve müttefiklerinin Kartaca'ya bir saldırısını beklediler. Galo ve Yunanlarla bir barış antlaşması teklif ettiler ve bu kabul edildi. Kartaca Yunan kolonilerine 2000 altın talent harp tazminatı verdi. Himera zaten Yunanlar eline geçmişti ve diğer Kartaca kolonileri el değiştirmedi ve saldırılara uğramadılar.

Ama Kartaca'da ise devlet idaresi monarşik kralla idare yerine bir cumhuriyet idaresi ile değiştirildi.[42]

İkinci Sicilya Savaşı

Himera Muharebesi'nden sonra Sicilya'da bulunan antik Yunan şehirleri 70 yıl süreyle birbirleriyle ufak çarpışmalar yapıp ve genellikle refah içinde yaşamaya başladılar. Bu dönemde Kartaca modern Tunus'un kuzey mümbit yörelerini eline geçirip tarıma açtı. Kuzey Afrika sahilerinde Leptis Magna ve Oea (modern Trablusgarp gibi) yeni koloniler kurup geliştirmeye başladı. (Hanibal Barca'nin kardeşi olan Mago Barca'dan değişik ama aynı adi taşıyan) Fenekeli seyyah Mago Barca Sahra Çölü'nden Sirenayka'da geçti. Kartacalı Hanno gemisi ile Batı Afrika sahillerinden güneye kadar indi. Fakat aynı dönemde İber yarımadasında bulunan Kartaca ticaret kolonilerinde yaşayan Fenikeli tüccarlar yerli İberliler ile birlikte Kartaca'dan kendilerini bağımsızlık ilan ettiler. Böylece Kartacalı tacirler şehrin İber'deki kolonilerinden nispeten ucuz gümüş ve bakır satın alamaz oldular.

Selinunte Akropolisi. Bu şehir MÖ 409'da Kartacalılar tarafından ele geçirilip tahrip edilmiştir.

Sicilya'da ise değişik bölgeler asıllı antik Yunanlar, (Dorik-Yunan Selinus şehri ile İyon-Yunan Segesta) arasında rekabetten askeri çatışmalar ortaya çıktı. MÖ 416'da Selinus şehri ordusu karadan saldırıp Segesta güçlerini mağlup etti. Seğestalıların Kartacalılara da askeri destek talebi kabul edilmedi. Fakat Yunan anakarasında bulunan Atina şehir-devleti Segesta'ya yardım için Sicilya'ya bir deniz filosu gönderdi. Bu Atina filosuna karşı Sicilya şehirleri Selinus şehri etrfında birleşip Sparta'nin da yardımı ile Segesta ve Atina filosunu mağlup ettiler ve Atina filosunu imha ettiler. MÖ 411'de Selinus şehri tekrar Segesta'ya karşı yaptığı muharebede galip geldi. Fakat bu sefer Segesta şehri Kartacalılardan Selinüs aleyhinde askeri destek istedi. Bu desteği sağlayan Kartaca MÖ 410'da Hannibal Mago komutasında gönderdiği destek ordusu ile birlikte Selinus şehrini mağlup etti. İki antik Yunan koloni şehri arasında Kartaca aracılığı ile barış müzakereleri başladı. Ama Kartaca da daha büyük bir ordu toplamaya koyuldu.

Segesta ve müttefiki Kartacalılar ile Selinus ve müttefiki Siraküza arasında yapılan müzakerelerde bir uzlaşmaya varılamadı. Büyük bir Kartaca ordusu ile gemilerle Sicilya'ya gelen Hannibal Mago Selinus güçleri ile yaptığı Selinus Muharebesi'ni kazandı ve Selinus şehri Kartacalılar eline geçti. Himera şehri ve müttefiki olan Siraküza güçleri ile Kartacalılar yaptıkları II. Himera Muharabesi'ni de kazanıp Himera'yı eline geçirip şehri tahrip ettiler. Kartacalılar Akragas ve Siraküza şehir-devletlerine saldırıda bulunmadılar. MÖ 409'da Hannibal Mago'nun Kartacalılar ordusu topladıkları büyük ganimetle gemilerle Sicilya'dan Kartaca'ya döndüler.

Sicilya'da en zengin ve en güçlü olan şehir-devletleri olan Akragas ve Siraküza da Kartaca'ya karşı resmi hiçbir askerî harekâta geçmediler. Ama Siraküzalı general Hermocratees kendi şehir-devletinden ayrı olarak hareket ederek Selinus şehrinin üs olarak kullanarak yeni bir ordu topladı ve buradan Kartacalılara ait Sicilya şehirlerine hücumlara başladı. Kartacalıların müttefikleri olan Motya ve Panormus şehirlerini mağlup etti. Fakat Siraküza'da tiranlık iktidar gücünü eline geçirme planları ile bir devlet komplosu uygulamak isterken hayatını kaybetti.

Buna karşılık vermek üzere MÖ 406'da Hannibal Mago Kartaca'dan yeni bir ordu ile Sicilya'ya geldi. Fakat bu sefer antik Yunan şehir-devletleri Kartacalılara gayet çetin şekilde direnip karşı koydular. Kartaca ordusunun da şansı iyi gitmedi. MÖ 406'da Akragas Kuşatması yapılmakta iken kuşatıcı Kartaca ordusu ordugahında büyük bir veba salgını çıktı. Kartaca ordusu bu salgından büyük zayiat verdi ve ölenler arasına Kartaca generali Hannibal Mago da bulunmaktaydı. Yerine Himilco Sicilya'daki Kartaca ordusu komutanı oldu. Bu ordu Akragas şehrini eine geçirip talan etti; Gala şehrini eline geçirdi. Camrina şehrini de eline geçirip talan etti. Bu ordu yeni Siraküza tiranı olan I. Dionysius komutasındaki Siraküza ve müttefikleri ordusunu arka arkaya meydan muharebelerinde mağlup etti. Fakat Kartaca ordusunda yeni bir veba salgını çıktı. Himilco bir barış antlaşması imzalamayı kabul etti. Bu barış antlaşması ile Kartaca son fetihleri ille eline geçirdiği şehirleri kontrolü altına tuttu. Selinus, Thermae, Akragas, Gela ve Camarina şehir-devletleri Kartaca'ya yıllık tazminat ödeyen tabi vasal şehir-devleti haline geldiler. Bu Sicilya'da Kartaca siyasi gücünün zirvesi oldu.

Fakat Siraküza tiranı Dionysius bu barış antlaşması aleyhinde idi. Hemen askeri gücünü kuvvetlendirmeye koyuldu. MÖ 398'de Dionysius kendini yeter derece güçlü hissederek Kartaca ile barış antlaşmasını geçersiz saydığını ilan etti. Hemen Motya şehrine saldırıp şehri kuşatmaya aldı ve eline geçirdi. Buna karşı Himiloco gayet kararlı davrandı. Kartaca'dan yeni bir Kartaca gücüyle gelip Sicilya'ya çıktı. Açtığı sefer'de Motya şehrini geri aldı ve Messina şehrini de kuşatıp Kartacalılar eline geçirdi. MÖ 397'de Sicilyalı Yunanların deniz filosunu Catana Deniz Muharebesi'nde kararlı olarak mağlup etti. Bundan sonra MÖ 397'de Siraküza şehrini kuşatmaya aldı. Bu kuşatma iyi gitmekte iken MÖ 396 başında Kartaca ordusunda yeninde bir veba salgını çıktı. Bu salgın o kadar Kartaca zayiatı verdi ki Siraküza kuşatması bırakılmakla kalınmadı ve Sicilya'daki Kartaca askeri gücü tümden çöktü. Kartaca daha önce eline geçirdiği Sicilya antik Yunan şehirlerinin hemen hepsini kaybetti. Ancak Sicilya'da sadece eskiden beridir Kartacalılar elinde bulunan batı Sicilya Kartaca'ya bağlı kaldı ve sadece Elymianlar Kartaca müttefiki olarak kaldılar. Bu savaşta harp eden iki tarafa barışın sağlandığını açıkça gösterecek bir barış veya mütareke antlaşması bile yapılamadı.

Matya şehri kuşatması sırasında kullanılan antik mancınık

Dionysius tekrar yeni bir ordu kurdu ve bu ordu ile MÖ 396'da Solus şehrine saldırıya geçip bu şehri eline geçirip talan etti. MÖ 396-395'te bu ordusu ile doğu Sicilya'da askerî harekâtta bulundu. MÖ 394'te Tauromenium Kuşatması'ni yaptı; ama şehri savunan Siceller gayet iyi savunma yapıp sonunda Siraküza ordusunun kuşatmayı bırakmasını sağladılar. Bu sırada Kartacalılar Kuzey Afrika'da çıkan yerli kabileler isyanları ile gayet meşguldu. Himiloco yerine Sicilya'da yeni Kartacalılar komutanı Mago olmuştu. Kartacalıların Messina'ya karşı yaptığı hücum gelişerek Dionysius'un yaptığı Abaceaums Muharebesi'nde yenilmesi ile sonuçlandı. Kartaca'dan yeni takviye birlikler geldikten sonra Mago komutasındaki Kartaca ordusu ile merkezi Sicilya'da bir askeri sefere girişti. Fakat Chrysas Nehri kenarında yapılan Chrysas Muharebesi'nde Kartacalılar yine Dionysius'a yenildiler. Fakat bundan sonra Dionisyus ordusu büyük zorluklar altında kaldı. İki taraf da bir barış antlaşması yapmayı uygun gördüler. Bu antlaşmaya göre iki taraf da kendi yönetim etki alanında kalacaklar ve Kartaca ve Siraküza orduları birbirleriyle hiç çarpışma yapmayacaklardı.

Üçüncü Sicilya Savaşı

MO 323'de Akdeniz sahili bulunan deniz ülkeleri

MÖ 315'te Siraküza tiranı olan Agathocles Messena (modern Messina) şehrini eline geçirdi. MÖ 311'de ise son yapılmış barış antlaşması şartlarına aykırı olarak Kartacalıların Sicilya'da ellerinde tuttukları arazileri işgal etti ve Kartaca kolonisi olan Akragas (modern Agrigentum) şehrini kuşatma altına aldı. Kartacalıların karşı hücumu için komutanlığı (Hanno'nun torunu olan) Hamilkar aldı. Hamilkar ve Kartacalılar MÖ 311'de Agathocles'i Himera Nehri Muharebesi'nde mağlup ettiler. Agothocles Siraküza surları arkasına çekildi ve Hamilkar ve Kartacalılar Sicilya adasının geri kalan kısmını kontrolleri altına aldılar. Aynı yıl Hamilkar üç yıl sürecek olan Siraküza Kuşatması'na başladı.

Kartacalı hoplit tipi asker (MO. 4. yüzyıl)

Sonunda Agathocles Siraküza şehri üzerindeki Kartaca kuşatmasını kaldırmak için kurnazca bir strateji planladı. 14.000 kişilik bir antik Yunan Siraküza ordusunu gizlice gemilere dolurarak Kuzey Afrika anakarası üzerinde Tunus sahillerine çıkartma yaptı. Böylece o zamana kadar deniz aşırı olan savaşları Kartaca şehrinin kapı eşiğine getirmmış oldu. Kartaca bu tehdidi karşılamak için Sicilya'da bulunan ve Siraküza kuşatması yapmakta olan orduya ve generali Hamilkar'a kuşatmayı bırakıp derhal gemilerle Kartaca'ya dönmeleri için emir gönderdiler. Hamilkar ve Hana komutasındaki Kartacalılar ordusu Agathocles Siraküza şehri ordusu ile MÖ 310'da Tunus'ta Kartaca yakınlarında Beyaz Tunus Muharebesi (MÖ 310)'ne giriştiler. Bu muharebeyi Kartacalılaar kaybettiler. Agathocles Siraküza ordusu ile Kartaca'ya yürüdü ama şehrin gayet korunaklı surları nedeniyle bir kuşatmada başarılı olamayacağını hemen anladı. Sonra Agathocles ve Siraküza ordusu Tunus'un mümbit alanları olan Kuzey Tunus'u işgal ettiler.

MÖ 307'de Kartacalılar ordusu Kuzey Tunus'ta yerleşmiş görünen Siraküza ordusu ile yeni bir muharebeye girişti. Ama bu sefer Agathocles ve Siraküza ordusu yenik düştü. Agathocles yalnız başına Sicilya adasına kaçtı ve ordusu imha edildi. Sicilya'da iken Agathocles ve Kartacalılar arasında, şartları daha çok Kartacalılar lehinde olan, bir barış antlaşması yapıldı. Buna göre Kartaca stratejik Messena şehrini tekrar eline geçirdi. Agathocles ise Sicilya'da antik Yunan iktidarının merkezi olan Siraküza'yı elinde tutmakla beraber bu şehir-devletinin gücünün gayet zayıflamasına neden oldu.

Pirus ile Savaş

Kartaca'da bulunmuş üç katlı kürekli gemi mozayiki Bardo Müzesi, Tunus.

MÖ 280 ile MÖ 275 döneminde Antik Epir Helenistik Devleti'nin kralı olan Pirus batı Akdeniz'de iki önemli askeri kampanya açıp bunlara komuta etti. Bu askeri kampanyalardan birisi Güney İtalya'da bir büyük siyasi iktidar sahibi devlet olma emarelerini açıkça gösteren Roma Cumhuriyeti'ne karşı idi. Diğeri ise Sicilya'da benzer emareleri gösteren Kartaca Devleti'ne karşı idi.[43]

Pirus ilk kampanyasına başlarbaşlamaz Tarentum (modern İtalya'da Puglia bölgesinde Taranto) şehrine Cineaus komutasında 3,000 piyadeden oluşan bir öncü muhafız birliği gönderdi. Pirus ise ana ordusunu ile Yunanistan yarımadasının ortasından doğuya yürüyerek Teselyalılar ve Atinalılar ordusu ile muharebelere geçti. Bu muharebelerde savaşın başında kazandığı erken başarılardan sonra Pirus Adriyatik Denizi'ni geçerek İtalya yarımadasında Tarentum'da gidip oradaki öncü muhafızları ile birleşti.

Pirus İtalya'da askeri kampanyaya devam etmekte iken Sicilya adasında bulunan "Agrigentum (modern Agrigento)", Siraküza ve "Leontini (modern Lentini)" şehirleri tarafından gönderilen elçilerle görüştü. Bu şehirler Kartacalıların bu adanın tümü üzerindeki ve bu adada önemli olan bu şehirler üzerinde olan ağır hegemonyasından şikayetçiydiler. Sicilya adasında bu şehirleri kuran, bu şehirlerde yerleşen ve bu şehirleri idare edenler antik Yunanistan'dan gelmiş göçmenlerdi. Bunun için Kuzey Afrika'da yerleşik Fenikleler asıllı Kartacalılardan bağımsız olmak istemekteydiler ve bunu sağlanmak için Pirus'ten askeri yardım istemekteydiler.[44][45]

Pirus bu şehirlerinin isteklerini kabul etti. Sicilya'da bulunan bu antik Yunan kolonilerini takviye etmek için 20,000 piyade ve 3,000 süvariden oluşan bir orduyu Sicilya'ya gönderdi. Bu gücü 20 tane savaş fili ve 200 kadar gemilik bir deniz filosu ile destekledi. Başlangıçta giriştiği bu askeri kampanaya başarılı oldu. Kartacalılar orduları adada geri çekilmek zorunda kaldılar. Pirus ordusu çok korunaklı bir kalesi olan Erice şehrini ellerine geçirdi. Fakat diğer bir önemli Kartaca kale-şehri olan Lillybaeum direndi ve Pirus güçlerinin eline geçmedi.[44][46][47]

Kartacalılar bu kayıplardan sonra barış istediler. Fakat Pirus barışın yapılması için Kartaca'nın Sicilya üzerinde bulunan her türlü haklarından ve Sicilya'ya müdaheleden tümüyle vazgeçtiğini açıkça kabul edip belirtmesini müzakereler için ön şart olarak koydu. Plutrach Pirus'un bu çok sert ön şartları koymasının nedenini Pirus'un bunları Kartaca'nın kabul etmemesini istediğine ve bunlar kabul edilmezse Kuzey Afrika'da Kartaca şehrine bir askeri sefer açmak istemesine; hatta bu sefer için ön planların bitirilip Pirus filosunun bir istila için hazırlanmakta olmasına atfetmektedir.[44][48]

Pirus'un Kartaca'yı istila için yapmaya başladığı hazırlıkları gayet sert bir şekilde organize edip sürdürmesi ve bu hazırlık için Sicilya şehirlerinden istediği ağır mal ve para desteği Sicilya'daki antik Yunan şehirleri içinde büyük hoşnutsuz yarattı. Bu hazırlıklar için istinilenleri Sicilya Yunan şehirlerinin karşılayamayacağını ifade eden iki Sicilya şehri hükümdarını Pirus idam ettirdi. Buna neden olarak da bu hükümdarların kendisine karşı bir komplo hazırladıklarını iddia etti. Fakat zaten hoşnutsuz olan Sicilyalı Yunanlar için bu hükümdar idamları bardağı taşıran son damla oldu. Sicilyalı Yunanlar arasında Epirus'ten gelen ordu ve Epirus Kralı Pirus aleyhinde gayet büyük bir nefret doğdu ve bu nefret Epiruslülerin Sicilyalı Yunanlarla her türlü ilişkisinde kendini açıkça belli etti. Bu kadar büyük bir düşmanlık atamosferi içinde ordusunun ve kendinin yaşamalarının bile güç olduğunu anlayan Pirus destek ordusunu Sicilya'dan çekti ve Güney İtalya'da ortaya çıkan olaylarla meşgul olmaya başladı.[44][49]

Pirus'un İtalya'da yaptığı askeri kampanya ise sonuçsuz kaldı. Kazandığı muharebelerde o kadar büyük insan ve malzeme zayiatı verdi ki "Pirus Tipi Galibiyet" terimi bu tip kötü sonuçlu askeri galibiyete bundan sonra uygulanan isim oldu. Sonunda Pirus İtalya'dan da Epirus'a geri çekilmek zorunda kaldı. Kartaca için bu daha önceki "statüko" durumuna geri dönüş oldu. Fakat Pirus düşmanı olduğu Roma Cumhuriyeti'ne büyük bir yardım sağladı. Güney İtalya'da kolonici Yunanların yerleşmiş olduğu "Magna Graecia" bölgesindeki kolonileri Pirus'un koruyamaması, bu bölgenin şehirlerinin Roma hegamonyası ve Roma siyasal etki alanına girmelerine neden oldu. Roma tüm İtalya yarımadasında tek olarak stratejik üstünlük kurdu. Roma Cumhuriyeti bu stratejik üstünlüğü Akdeniz havzasına yaymaya çalışınca askeri gücünü bölgede diğer uluslararası siyasi güç olan Kartaca'ya karşı kullanması gerekti. Bu da ileride Roma-Kartaca jeopolitik çatışması olan Pön Savaşları'nı doğurdu.

Pön Savaşları

Elktrum alaşımı Kartaca sikkesi. yak. MÖO 250.
Pön Savaşları döneminde Kartaca koloni ve sömürgeleri.

Pön Savaşları MO 264 ile MO 146 döneminde Kartaca ile antik Roma Cumhuriyeti arasında yapılan bir seri savaşlardır. Bu terim Roma tarihinde Latince:Bella Punica" (İngilizce="Punic Wars") olarak anılmaktadır ve Kartacalıların Fenike kökenine atıfla, Latince'deki "Phoenici" sözcüğünden bir türetmedir. Bu savaşların antik çağalrda meydana çıkan en büyük savaşa serisi olduğu da iddia edilmektedir.[50][51][52]

Birinci Pön Savaşı

Birinci Pön Savaşı, Kartaca ile Roma Cumhuriyeti arasında MÖ 264 - MÖ 241 yılları arasında gerçekleşmiş olan bir seri muharebelerdir. Bu muharebeler, iki devlet arasında yaşanan üç büyük savaştan ilkidir. Bu iki güç Birinci Pon Savasi'nda 23 yıl boyunca Batı Akdeniz'de deniz üstünlüğü, karada Sicilya Adası'nın kontrolü ve bu ada etrafindaki civar sularınin kontrolü için mücadele ettiler. Kendi esas hakimiyet alanları olan Romalilar için İtalya Yarımadası ve Kartacalılar icin Kuzey Afrika gibi daha buyuk ölçekteki bölgeler icin bu savaştaki mücadele, Akdeniz ticareti açısından stratejik önemdeydi. Savaş başladığında, bugünkü Tunus sınırlarında yer alan Kartaca, Batı Akdeniz'de hakim güç durumundaydı ve Sicilya'nın bir kısmını idare etmekte idi; savaş bitiminde bu üstünlüğü ve Sicilya adasinin kaybetmişti. .

Roma Cumhuriyeti, İtalya Yarımadası'ndaki rakip güçleri yenilgiye uğratmış ve bölgedeki tek güç haline gelmişti. Cisalpina Galya (Po Ovası) dışında İtalya yarımadası tümüyle Roma kontrolü altına girmişti. İtalya yarımadası güneyindem, Antik Yunan şehir devletlerinin bulunduğu Magna Graecia, Romalılrala Pirus Savasi sonucunda Roma otoritesine boyun eğmişti. Bu hakimiyet, zor kullanılarak yapılmış olması dolayısıyla bir husumetin üzerinde yükselmekteydi. Kartaca, Batı Akdeniz'de hakim deniz gücüydü. Bir Fenike kolonisi olarak Kartaca, yavaş yavaş Kuzey Afrika sahillerine ve iç bölgelerinde hegemonyasını genişletmişti ve Balear Adaları'nda, Sardinya'da, Korsika'da, İspanya'nin güneyinde ve Sicilya Adası'nin güney yarısında koloniler oluşturmuştu. Kartaca Ordusu, Kartaca vatandaşlarından değil çoğunlukla Hispania, Numidya ve Afrika'nın diğer yakın bölgelerinden gelmekte olan paralı askerlerden oluşmaktaydı.[51][52]

Savaş başlamadan önceki iki yüzyıl boyunca Kartaca ile Roma Cumhuriyeti arasında, nüfuz bölgelerinin bölüşümüne hizmet eden antlaşmalar yapmaktaydı. Bu anlaşmalar, Sicilya'da Romalı tacirlere de Kartacalı tacirler kadar serbest hareket olanağı sağlamaktaydı. Epiruslu Pirus'a karşı Roma Cumhuriyeti ve Kartaca arasında ittifak yapmışlardı. Ama iki güç arasındaki rekabet gelişmisti ve savaşı tetikleyen Sicilya üzerinde Kartaca ve Roma arasındaki egemenlik çatışması oldu.[51][52]

MÖ 288'de Siraküza Tirani Agathocles öldüğünde onun para ile tuttuğu bir grup İtalyan asıllı paralı asker İtalya'ya dönmemis; Siocilya'da işsiz olarak kalmışlardı. Kendilkerine Mamertinler ("Mars (mitoloji) Mars'ın çocukları") adını verip Sicilya'nın kuzeydoğusundaki Messina Boğazı üzerindeki Messana kentini ele geçirdiler ve etraftaki kırsal alanları yağmaya başladılar. Hemen bu sırada oy hakkı olmayan vatandaş statüsündeki Romalı askerlerden oluşan bir Roma birliği de ayaklanıp Messena karsisinda bulunan, İtalya anakarasındaki Rhegium (modern Reggio Calabria) kentini ellerine geçirdiler. MO 270'te Roma Cumhuriyeti bu ayaklanmayı bastırıp Rhegium'u tekrar Romalı hakimiyetine aldı ve ayaklanmacıları şiddetle cezalandırdı.

Mamertinler, yörel güç olan bağımsız Yunan şehir devleti olan Siraküza şehri ile çatışmaya girdiler. MÖ 265'te Epiruslu Pirus'un bir eski generali olan ve Siraküza'ya yeni tiran olan II. Hiero Mamertinler'i Longanus Nehri üzerindeki Mylae mevkiinde mağlup etti. Mamertinler iki büyük kliğe bölündüler. Bir klik Kartacalılarla müttefik olup Messana şehrini onlara tabi olmasını istemekteydi. Diğer bir klik ise Roma'dan askeri destek isteme taraftarı idi. İlk destek Kartaca'dan geldi Mamertinler Messana'da bir Kartaca garnizonunun bulundurulmasına razı edildiler ve bir askeri destek göndermeyi kabul etiler. Roma'da Senato'da Mamertinlere nasıl destek sağlayacakları hakkında görüşmeler başladı. Fakat Kartacalılar Siraküza'nın da pozitif yanıtını almak için tiran II. Hiero ile konuşmalara başladilar. Bu Miramertinleri korkuttu ve Roma'ya acil yardım istemek için yeni bir elçilik heyeti gönderdiler. Bu heyete Kartacalıları Messena'dan atmak için Roma'dan askeri yardım istemek hedefiyle gönderilmişti.

Roma Senatosu, Roma'nın bir isyancı parali askerler grubu ile müttefik olmaktan hiç hoşlanmamakla beraber, Mamertinlere askeri destek sağlamak için "Appıus Claudius Caudex" komutasında iki Lejyondan olusan Romali lejyoner birliğini Messana'yı ellerine geçirmek hedefi ile Sicilya'ya gönderme kararı aldı.

Adaya ilk ulaşan batı sahillerindeki Lilybaeum’a çıkan Hanno komutası altindaki Kartaca ordusu oldu.[53] Buradan güney sahili boyunca ilerleyen Kartacalılar Romalıların Messana'yı elline geçirmesinden çok kuşkulanan, Messena'yi tekrar almak icin Kartacalılar Siraküza tiranı II. Hiero ile anlaştılar. Buradan kuzeye ilerleyen Kartaca Ordusu Messana şehrini kuşattılar.

Romalı Konsül "Appius Claudius Caudex" komutasında adaya iki lejyonla gelen konsül kendi donanması olmamasına rağmen adaya çıktığı bölgeden Messana şehrine askerlerini sokmayı başardiı ve bu Romalı birliği Mamertinler elindeki Messana'ya çıkıp bu şehrin bir kısmını kontrolü altına aldı. Romalıların Messana'yı eline geçirmesinden çok kuşkulanan, Messena'yi tekrar almak için Kartacalılar Siraküza tiranı II. Hiero ile anlaştılar. Kartacalılar bu aşamada Romalılara saldırmadilar ve şehre girmelerine engel olmadılar. Buna neden Roma ile henüz bir sıcak çatışmanın olmayabileceğini düşünmeleri idi. İki taraf arasında görüşmeler yapmaktaydı. Romalı general Siraküza tiranı II. Heiro’yu geri çekilmeye iknaya çalışmaktaydı.

Fakat iki taraflı görüşmeler devam etmekte iken Romalı general Claudius şehrin dışında bir ordugahta bulunan Kartacalılar ve müttefikleri Siraküzalılar ordularına saldırı kararı aldı. Böylece Messena Muharebesi başlamış oldu. Romalılar İlk önce II. Hiero’nun Siraküza birliklerine saldırdılar. Roma süvarisinin saldırısı geri püskürtüldü. Ama Romalı lejyoner ağır piyadeleri Siraküzalı süvariler, paralı askerler ve hoplitleri mağlup etti. Bu yenilgi haberini alan Siraküza tiranı II. Hiero ordusu ile geri çekildi. Bu sefer Romalılar ordusu Kartaca ordusu karşında kaldı. Roma ordusu Kartacalılara da saldırdı. Bu saldırı geri püskürtüldü ise de Kartacalılar ordusu büyük zayiat verdi. Kartaca ordusu komutanı Hanno, Siraküza tiranı II. Hiero’nun askeri desteği olmadan Messana’yı alıp orada tutunamıyacağının anladı. Komutan Hanno şehirden geri çekilerek kuşatmayı kaldırdı. Romalı komutan Cladius "Messena Muharebesi"nde kesin bir zafer kazanamadı.

Bu muhraebeden sonra Romalılar adanın güney kıyılara indiler. Siraküza'nın batısında bulunan Kartaca kalesi olan Echetla’ya saldırıp ellerine geçirmeye çalıştılar ama bu başarısız kaldı. Romalılar önceden ordularının nispeten küçük olması ve donanmalarının bulunmaması nedeni ile Siraküza'ya saldırmadılar. Romalı general Claudius'un konsüllük dönemi bittiği için Roma'ya geri döndü ama Messana’da sağlam bir Romalı garnizonu bıraktı.

Kartacalılar ise yanlış karar alarak şehri terk eden komutan Hanno’yu korkaklıktan suçlu buldular ve çarmıha germisler.[25]

Böylece iki Akdeniz ülkesi, Kartaca ve Roma, arasındaki siyasal çatışma Sicilya adasının kontrolü sorununu savaşla çözümlemek için yapılan tam bir askeri savaşa dönüştü.

Siraküza Tiranı II. Hiero Romalılar ile görüşmelere girişip onlarla barış yaptı. Siraküza Romalılar müttefiki oldu. Siraküza Sicilya'daki Roma ordularının iaşe ve erzak ihtiyacının Sicilya kaynaklarından sağlanmasını ve Siraküza'nin bu Romalılar ordusu için tedarik üssü olmayi kabul etti. Böylece Sicilya'daki Roma ordusunun Sicilya seferinin en zayıf halkasi olan deniz üzerinden tedarikle desteklenmesi ve bu tedarik yolunun devamlı Kartaca deniz gücü tehdidi altinda bulunması sorunu çözüme bağlanmış oldu.

Bu sırada Kartacalılar Afrika'da paralı askerlerden oluşan büyük bir ordu kurdular ve bu orduyu denizden Sicilya'ya nakledip Romalılara karşı karadan karşı koymaya başladılar. Kronik-tarihçi "Philinus Agrigentumlu"ya göre bu ordu 50.000 piyade, 6.000 süvari ve 6 filden oluşmaktaydı. Tarihçi Polybius'a göre bu ordunun bir kısmı İberliler ve Ligürlardan oluşmaktaydı.[25]

Kartaca kara ordusu çok iyi korunaklı savunma kalelerine yerleşip Romalılara karşı koyma stratejisi uygulamakta idi. Bu korunaklı kalelerin başında Argigentum gelmekte idi. MÖ 261'de dört Romalı lejyonundan oluşan bir Roma ordusu Argigentum kalesi ve şehrini kuşattı. Kartacalılar direndiler. Kartaca, General Hano komutasında yeni bir Kartaca destek ordusu gönderip Roma tedarik üssü Erbessus'u ele geçirip talan etti ve Argigentum şehrini kuşatan Roma ordusunu dışarıdan ikinci bir çember olarak kuşatmaya aldılar. Roma lejyonları bir meydan muharebesi yapmaya mecbur kaldılar. MÖ 262'de Hano komutasındaki Kartaca destek ordusu ile Romalılar arasında yapılan Agrigentum Muharebesi'ni Kartacalılar kaybetti. Destek ordusunun yenilmesi ile kalede direnen Kartaca ordusunun morali bozuldu ve bu ordu Romalılardan gizli olarak kaleyi terk edip kaçmayı başardılar. Kale Romalılar eline geçti; talana uğradı ve kalede kalan halkı Romalılar köle yapıp esir pazarlarında sattılar.[25]

MÖ 255'te Konsül "Marcus Atilius Regulus" ve Konsül "Lucius Manlisu Vulso" komutasında bir Romalılar kara ordusu Kartaca'yı karadan yenik düşürmek amacı ile Kuzey Afrika sahilinde Kartaca yakınlarına bir çıkartma yaptı. Kartacalılar hemen direnişe geçtiler. Romalılar ordusu Kartaca'nın güneydoğusunda 65 km uzakta bulunan Apsis'i kuşatmaya aldı. Aspis Kuşatması'nın sonunda bu kale Romalılar eline geçti. Romalılar sonra Adys üzerine yürüdüler. Geçtikleri arazileri yakıp yağmaladılar ve 20,000 köle ve büyük sayılı sığır sürükleri topladılar. Fakat "Lucius Manlisu Vulso" komutasında bir Romalı birliği, ganimetler ve donanma ile Roma'ya çağrıldı ve bunlar nakliye gemileri ile Kuzey Afrika'dan ayrıldı.

Marcus Atilius Regulus komutasında geride kalan 15.000 piyade ve 3.000 süvari ordusu ile Kuzey Afrika'da kalıp Adys'e ulaştı. Kartaca, Sicilya'da bulunan Hamilcar'ın 5 bin piyade ve 500 süvariden oluşan kuvvetlerini Kuzey Afrika'dan geri çağırmıştı. Bostar ve Hasdrubal komutasındaki Afrika ordusu ise paralı askerlerden oluşup hafif piyade, milis, süvari ve savaş filleri şeklinde tertiplenmişti. Kartacalılar, Adys'e hakim bir tepe üzerinde mevzi almışlardı. Adys Muharebesi Romalıların karanlıktan yararlanarak tepeyi kuşatması ile başladı. Şafak vakti Romalılar iki yandan tepedeki Kartaca kuvvetlerine saldırdılar. Kartacalılar bir süre durumlarını korudular ve hatta bir Roma lejyonunu püskürtmeyi de başardılar. Ama tecrübesiz Kartaca ordusu sonuçta yenilgiye uğradı ama geri çekilmeyi başardı. Roma kuvvetleri bir süre Kartacalıları izlediler, sonra geri dönerek Kartaca kampını yağmaladılar. Roma ordusu, önlerinde direnen hiç Kartaca gücü olmadan, Kartaca üzerine ilerledi ve Tunus'ta durdu.

Kırsal alanlardan Kartaca vatandaşları ve diğerler Numibyalılar Kartaca şehrine sığınmışlardı. Kartaca'da büyük bir yiyecek ve iaşe sıkıntısı çekilmeye başlandı ve olasılıkla bir salgın hastalık yayıldı. Fakat 2 lejyondan oluşan Romalılar ordusu asker sayısı yetersizliği nedeni ile Kartaca'ya hucum yapamadılar. Açılan barış müzakerelerinde Regulus Kartaca'nın Sicilya, Korsika ve Sardunya'yı bırakmasını; Kartaca donanmasını tasfiye etmesini ve büyük bir savaş tazminatı ödenmesini talep etti. Kartaca bu gayet sert koşulları kabul etmedi.

Bu sonuçsuz müzakereler bitince Kartaca Spartalı Xanthippus'u Kartaca paralı asker komutanı olarak kiraladı ve komutan yanında tecrübeli paralı asker olan Yunan askerleri de getirdi. Tunus'a erişmiş Roma lejyonlarıyla açık bir alanda çatışmaya girmeyi seçti. Yapılmaya başlayan Tunus veya Bagrades Muharebesi için Kartaca bu açık alanda süvari ve savaş fillerinin etkin şekilde kullanılmasını sağladı. İlk saldırı Kartaca savaş filleri tarafından başlatıldı ve bu Roma piyadelerinin ilerlemelerini önledi. Kartaca süvarisi kanatlarda sayıca zayıf olan Roma süvarisini hemen yendi ve merkezdeki piyadesine geriden her iki kanattan saldırdı. Roma piyadelerinin düzeni bozuldu ve kaçmaya başladılar. Kaçmamış olan Romalı birlikler imha edildi. Tunus Muharebesi'nden ancak 2 bin Romalı asker kaçmayı başarabildi. Filoya ulaşanlar Romalılara ise denizde karşılaşılan birkaç fırtına ile buyuk zayiat verdiler. Romalı komutan Rugulus da esir düşenler arasındaydı ve bazı tarihçiler bu esir Romali komutanın işkenceden sonra idam edildiğini bildirirler. Böylece Roma Cumhuriyeti'nin Kartaca'yı Kuzey Afrika'da yenme girişimi son buldu.

Romalıların gemi bordalamak için kullandıkları "Corvus" aleti

Fakat Roma Cumhuriyeti, donanmasını yenilemek amacı ile yeniden büyük bir gemi yapımı kampanyasına başladı. İki ay içinde yapılan çok sayıda savaş gemisi ile Roma donanmasındaki savaş gemisi adedi 100 kusuru aştı. Romalılar deniz savaşlarında Kartacalılar gibi denizcilik tecrübesi ile düşman gemilerini yandan mahmuzlayıp madenden sivri burunları ile düşman gemilerini delip batırma taktiğini uygulamamaya karar verdiler. Düşman gemisine bordolama; ve "Corvus" (merdiven) adlı bir aleti indirip gemileri birbirine bağlama ve bu aletin üzerinden gemiden gemiye deniz piyadesi askeri geçirip bir düşman gemisini piyade harekâtı ile ele geçirme taktiğini geliştirdiler. Romalılar "corvus" kullanıp gemi bordalamada öyle büyük tecrübe kazandılar ki sonradan gemi bordalayıp asker geçirip düşman gemisini elde etmeyi "corvus" kullanmadan başarmaya başladılar.

Bundan sonra Birinci Pön Savaşı hep Romalıların bu yeni taktiği kullanarak Kartacalılara karşı kazandıkları deniz muharebeleri şeklinde gelişti. MÖ 260'ta "corvus" aleti ve bordalama stratejisini ilk defa ve gayet iyi uygulayan "Gaius Duilius" komutasındaki Roma donanması, "Hanibal Gusco" komutasındaki üstün sayılı gemileri olan Kartaca donanmasına karşı Mylea Adası kuzeyinde yaptığı Mylea Deniz Muharebesi'ni kazandı. MÖ 256'da gayet büyük sayıda (yaklaşık 380) gemilik "Marcus Atilius Regulus" ve "Lucius Manlius Vulso Longus" komutasındaki Romalı donanması ile benzer büyük sayıda (yaklaşık 360 gemilik) "Hamilcar" ve "Hanno" komutasındaki Kartaca donanması arasında yapılan Eknomos Burnu Deniz Muharebesi'ni de Romalılar kazandılar.

Bu iki güç 23 yıl boyunca Batı Akdeniz hakimiyeti ve öncelikle Sicilya Adası'nın ve civar suların kontrolü için denizde mücadele ettiler. Bu çatışmaların çoğunu Romalılar donanması kazandı. Romalılar donanması istisna olarak sadece Afrika kıyılarında Tunus Deniz Muharebesi'nde Kartacalılara yenik düştü.

MÖ 248'de bu savaşta yedi yıl süren sakin bir dönem başladı. Bu dönemde Sicilya'da yapilan kara çatışmaları ufak çaplı kaldı ve hiçbir önemli bir deniz muharebesi yapılmadı. MÖ 244'te bu sükuneti fırsat bulan Kartaca Senatosu, ileri gelen zengin üyeleri Büyk Hanno'nin teklif ettiği gibi, Kartaca devlet harcamalarını düşürmek hedefi ile Kartaca donanmasının önemli bir kısmın tasfiye ettiler. Buna karşılık MÖ 243'te Roma Cumhuriyeti yeniden büyük bir donanma kurdu. MÖ 241'de bu sakin dönem sona erdi. Roma Cumhuriyeti yeni donanması ile Romalı Lejyonları yeniden Sicilya'ya getirdiler. Bu yeni ordu ile Drepana Kusatması'nı başlattılar. Ayni yıl Mart başında Roma Cumhuriyeti ile Kartaca donanmalari arasından yapılan Aegates Adaları Deniz Muharebesi kesin sonuçlu bir muharebe olarak Roma zaferiyle sonuçlandı. Bu Birinci Pön Savaşı'nın sonunu tayin etti.

Kartaca donanmasına karşı kararlı bir deniz muharebesi kazanan Romalı general Catalus bundan sonra Sicilya'da Kartacalı general Hamilcar Barca ve ordusu tarafından savunulan Lilybeaum, Erya ve Drepena'ya karşı kara harekâtına başladı. Kartaca Senatosu yeni bir donanma için yeni gemilerin yapılması ve mürettebatın kiralanması için gerekli mali kaynakların sağlanmasından çekinmekte idi. Donanma desteği olmadan Hamilcar Barca Sicilya'da tecrit edilmiş kalmıştı.

Kartaca Senatosu Hamilcar Barca'yı Romalılarla bir barış antlaşması müzakerelerine girmeye tayin etti ve ona barış antlaşmasını imzalamaya yetki verdi. Hamilcar Barca Kartaca ordusu komutasını yardımcısı Gesco'ya bırakarak bu müzakerelere girişti. Bu müzakereler sonunda Hamilcar Barca Kartaca'ya Roma Cumhuriyeti tarafından dikte ettirdigi Kartaca aleyhindeki sert koşulları kabul etmek zorunda kaldı. Romalılarla Lutatius Antlaşması imzalandı. Böylece MÖ 264 - MÖ 241 yılları arasında devam eden Birinci Pön Savaşı sona erdi. Bu antlaşma ile Kartacalılar Sicilya'da bulunan tüm kolonilerini terk etmek zorunda kaldılar. Ayrıca Kartaca Roma'ya çok yüksek değerde bir savaş tazminatı ödedi. Bu savaş her iki tarafa da büyük zayiat verdirmişti. Ama Kartaca'nın deniz üstünlüğünü kaybedip deniz ticaretinin kısıtlanması dolayısıyla bu savaş Kartaca için büyük bir stratejik mağlubiyet de olmuştu.

Kartaca için kendi esas hakimiyet alanları olan Kuzey Afrika'dan daha küçük ölçekteki bu bölge için yapilan bu mücadele, gerçekte Akdeniz ticareti açısından stratejik önemdeydi. Savaş başladığı zaman deniz ticaretine bağımlı olan ve deniz üstünlüğü bulunan Kartaca, Birinci Pön Savaşı'ndaki bu deniz muharebeleri ve çatışmalarından sonra denizde üstünlüğünü kaybetti. Bu da Kartaca'nın Akdeniz'de denizaşırı ticaretine ve devletin ekonomisine büyük bir köstek vuruldu.

Paralı Askerler Savaşı

İkinci Pön Savaşı

Ūçüncü Pön Savaşı

Kültür

Dil

Kartacalılar Fenikece dilinin bir lehçesi olan Pönce dilini konuşmaktaydılar.[54] Bu dil Sami dil ailesinin Kuzeybatı grubuna ait Kenan dilleri alt grubundan olup Kartacalıların asıllarının göç edip gelmiş olduğu doğu Akdeniz kıyılarındaki Fenike'de (modern Lübnan'da) o zaman yaşayanlar tarafından konuşulan Fenikece'den gelişmiştir.[55]

Ekonomi

Kratca'da Yuvarlak limani
Sakallı bir adam büstü şeklinde bir Pon kolyesi, MÖ 4.–3. yüzyıl.


Devlet yönetimi

Kartaca merkezinde eski bir semt kalıntısı

Kartaca'nın devlet yönetim tarzı Kartaca askeri güçlerinin MÖ 483'de Sicilya'da Himera Muharebesi'nde tümüyle hezimete uğratılmasından sonra dramatik olarak değişmiştir. O zamana kadar iktidar gücünü sırf kendilerinin bildiği gibi hiç başka kişi, klik veya gruba en ufak bile taviz vermeden uygulayan Magonid Sülalesi kendine muhalif olan klik ve grupların fikir ve tekliflerine önem verip onların da devlet işlerinde katkı yapmalarına izin vermeye başladı. Böylece Kartaca devlet işlerinde halk temsilcileri ve hatta bazı demokratik kurumları da devlet yönetim sistem içine alınmaya başlandı. Kartaca yine de çok bakımdan bir oligarşik cumhuriyet olmaya devam etti ama idareciler bir noktaya kadar kendilerini halka hesap vermelerinin gerekliğini ve yönetimde bir "kontrol ve denge" uygulanması gereğini anladılar. Kartaca devlet yönetimi eskiye nazaran biraz daha alelade halka mesul olarak işletilmeye başlandı [56]

Bu tarihten sonra Kartaca devletinin başında iki tane her yıl yeniden seçilen ve kalıtsal olmayan Romalı tarihçi Livius tarafından Shofet adı verilen en üst yönetici bulunmaktaydı. Bu isim sadece ünsüz harflerden oluşan Kartaca Fenike alfabesine göre " SPΘM" olarak verilmekte ve İbranice İncil'de "Hakimler" anlamına gelmekteydi. Yunanlar ve Romalılar bu ismi "Krallar" olarak tefsir etmekteydiler. Orijinal olarak bu görevler Kartaca'nın ana şehri olan Sur şehrinin Kartaca kolonisini idare etmek için atadığı ana şehir adına kolonide "hüküm verenler" olduğu bazı tarihçilerce kabul edilmektedir. Eğer günümüz kavramlarına göre tefsir edilirse bu iki "Shofet" kısa dönem için "Yönetim Başkanı" olarak isimlendirilebilir.[56][57]

Yazılı belgelerin bulunduğu tarihsel dönemde "Shofet"ler koloninin en zengin ve en etkili sülaleler mensupları arasından her yılda bir seçildikleri ve devlet yönetiminden ikisinin birlikte eşit olarak mesul oldukları bilinmektedir. Bu devlet yönetimi Kartacalıların asıllarının geldiği Lübnan şehir-devletlerinde plütokratik zenginlerin oligarşinin "Shofet" Hakimlerin idaresini sınırlayıp kontrol ettikleri ve bunun Kartaca'ya da getirildiği kabul edilmektedir, Bu tip bir idare Roma'da yer yıl seçilen iki 'konsül'un idaresine benzediği ve bu tip devlet yönetimi antik Yunan filozof Aristoteles'in Politika adlı eserinde Kartaca'nın devlet yönetiminin temelini tayin eden Kartaca kurumları ve anayasasının ayrıntıları ile incelenmiştir.[56][57][58]

Bayındırlık, kamu imarı, vergi toplanması, devlet hazinesinin yönetimi gibi kamu yönetiminde özel bilgi isteyen alanlarda Kartaca'da daha düşük kademeli uzman memurlar ve özel komiserler bulunmakta idi. .[56][58]

Kartaca'da aristokratik sülaleler Romalıların "Kartaca Senatosu" ve Yunanların "İhtiyarlar Meclisi" adı ile andıkları, bir "Yüksek Konsey"de temsil edilmekteydiler. Kartaca senatosu en varlıklı ailelerin reisleri arasından seçilen 300 kişiden oluşan bir kuruldu. Otuz kişilik bir iç kurul üyeliği ömür boyu olmakla birlikte diğer üyeler belirli aralıklarla seçim yoluyla yenilenirlerdi. Bu konseyin geniş alanlarda yönetim güçleri bulunmaktaydı.

Fakat Hakimler (Shofet) lerin her yıl bu yüksek konsey tarafından mı, yoksa halk konseyi tarafından mı seçildiği bilinmemektedir. Hakimler (Shofet) devletin yönetim ve adalet güçlerini ellerinde bulundurmaktaydılar. Fakat generaller ordunun genel subay ve idarecilerinden ortaya çıkmaktaydılar. Devletin yüksek Maliye, Hazine ve Dışişleri son yönetim mercileri "İhtiyarlar Konseyi" idi.[56]

"Yüzdört Tribünü" adli "Kartaca Meclisi" ise belirli bir varlık düzeyinin üstündeki tüm özgür Kartaca vatandaşlarından oluşmaktaydı. Esasen seçilen kralların onaylanması dışında fazla bir yasama ve yönetme yetkileri yoktu. "Yüzdört Tribünü" adli "Kartaca Meclisi" bir hukuk ve adalet kuruluşu, yani bir çeşit anayasa mahkemesi olduğu ve aynı zamanda bu kuruluşa ait hukukçuların generalleri kontrol için kurulan yüce mahkemenin üyeleri olduğu da Aristoteles kitabında belirtilmektedir. Aristoteles bu kurumu Antik Yunan Sparta şehir devletine bulunan "Eforlar"a benzetmektedir. Bu kuruluşa dahil hakimler bazen generalleri ve diğer yüksek memurları yargılayıp cezalandırma (hatta çarmıha gerdirip idam ettirme) yetkileri bulunmakta idi. Bu "Yüzdörtler Tribünü" üyelerinden seçilmiş ("pentarciler" adı verilen) özel yönetim komiserler komisyonları devlet yönetiminin çeşitli kısımlarının kontrolü ve Kartaca'nın devlet yönetimi Kartaca askeri güçlerinin MO 483'de Sicilya'da Himera Muharebesi ile tümüyle hezimete uğramasından sonra dramatik olarak değişmiştir.[56]

Himera Muharebesi'nde hezimete kadar iktidar gücünü sırf kendilerinin bildiği gibi hiç başka kişi, klik veya gruba en ufak bile taviz vermeden uygulayan Kartacalı "Magonid Sülalesi" asıllı politik yöneticiler kendilerine muhalif olan klik ve grupların fikir ve tekliflerinin önem verip onların da devlet işlerinde katkı yapmalarına izin vermeye başlamışlardır. Böylece Kartaca devlet işlerinde halk temsilcileri ve hatta bazı demokratik kurumları da devlet yönetimi sistemi içine alınmıştır. Kartaca yine de çok bakımdan bir oligarşik cumhuriyet olmaya devam etmiştir Ama idareciler bir noktaya kadar kendilerini halka hesap vermeleri gerekliğini ve yönetimde bir "kontrol ve denge" uygulanması gereğini anlamışlardır. Kartaca devlet yönetimi bir nebze kamuya mesul olarak işletilmeye başlamıştır.[56]

Genel olarak şehir devletinin yönetimi ve yönetim memurları şehir oligarşisinin kontrolü altında idi. Fakat Kartaca devlet yönetimi içinde nüve halinde bulunan demokratik unsurlar (özellikle Himera Muharebesi hezimetinden sonra) önem kazanmıştır. Kartaca'da yasama meclisi üyeleri seçimle gelmekte idi. Çalışanların sendikal birlikleri, tüm kapsamlı kasaba toplantıları ve kasaba yerel idare meclisleri birer "Halk Meclisi" şeklinde idiler. Eğer iki "Sophet" ve "Yüksek Konsey" oy birliği ile karara varmazlarsa Kartaca halk konseylerini verdikleri oylara karar verici olamktaydı. Kartaca'nın bu şekilde demokratik kaidelere göre oylama yapması, Kartaca politika kurumlarına benzer kurumları olan Sparta ve Girit Yunan şehir-devletlerinde eşleri bulunmamaktaydi.[56][58]

Ünlü Yunan tarihçi Polybius yazdığı Kartaca-Roma Pön Savaşları ile ilgilendiği tarih kitabı bölümünde Kartaca alelade halkının devlete yönetiminde alelade Romalı halktan daha fazla siyasi gücü olduğunu bildirmekte, ama daima soylular tarafını tutan tarihçi Polybius bunu Kartaca politika sisteminin bir hatası ve çöküntü sebebi olarak görmektedir.[59]

Diğer tarihçiler aleade halkın bu demokratik davranışının Kartaca'da önem kazanan "Barcid" sülalesinin şehir yönetiminde iktidar kazanmasına atfetmektedirler.[56] Birinci Pön Savaşı başlangıcı ile İkinci Pön Savaşının sonu arasındaki dönemde "Barcid" sülalesi mensupları Kartaca politik hayatına egemen olmuşlardı. Bu sülale kliğine Kartaca'nın tüm askeri güçlerinin kontrolü ve Afrika dışında bulunan tüm Kartaca kolonilerinin de idaresi de verilmişti.[60]

Antik çağlarda ünlü İskenderiye Kütüphanesi'nin ünlü kütüphane müdürü olan Eratosthenes Karacalıların ve Romalıların antik Yunanlar tarafından "barbar" olarak anılmaması gerektiğini savunmuştur. Bu savunmanın baş önerisi bu iki şehir devletınde birer yazılı anayasa bulunması idi ve yazılı anayasaları bulunan bir devletin "barbar" olmasının imkânsız olduğu kabul edilmişti.[56][60]

Ordu ve Donanma

Kara Ordusu

Kara ordusunun da ağırlığı ticari paralı askerlerden oluşmaktaydı. Başlarda antik çağın hemen her kara ordusundaki gibi Kartaca kara ordusu da hafif piyadeler, hafif süvari birlikleri ile hafif ve hızlı savaş arabalarından oluşmaktaydı.

Yunan kent devletleriyle yapılan çatışmalarda yeniliklere açık Kartaca yönetimi, ağır piyadenin etkinliğini ve bunların karşısında savaş arabalarının etkisizliğini fark etmiş, Spartalı bir paralı askeri, Kartaca kara ordusunu yeniden düzenlemekle görevlendirmişti.

Böylece yeniden düzenlenen Kartaca kara ordusunun piyade unsurları, falanks düzeninde çarpışan hopliteslerden oluşturulmuştu. Savaş arabalarının yerine daha sonraları Pers ordularından öğrendikleri filleri kullanmışlardı.

Donanma

Kartaca Limanı

Kartaca'nın ekonomik gücünün deniz yoluyla yapılan ticarete dayanması onları, bu deniz yollarının güvenliğini sağlayacak güçlü ve dinamik bir donanma geliştirmeye zorlamıştır. Parçalar halinde neredeyse tüm Akdeniz'e yayılmış olan donanma, özellikle kıvrak korsan gemileriyle baş edebilecek tarzda imal edilmiş olup yelken ve gerektiğinde küreklerle idare ediliyordu ve seçkin bir mürettebatı barındırıyordu.

Her ne kadar Kartaca donanması dillere destan bir donanmaysa da, Roma ve müttefiklerinin (başta Yunan kent devletleri ve Yunan kolonileri) oluşturduğu bileşik donanma karşısında girişilen çatışmalarda başarılı olamamıştır.

Din


Tanrılar

Tanrı Tanıt'ın başına çelenk giymiş olan büstü yak MO 310-290 dönemi Kartaca sikkesi üzerinde

Rahipler sınıfı ve müridleri


Kartaca dikili taş heykel anıtları

Tophet'de dikili taş heykel anıtları


Çocuk kurban edilmesi sorunu


Ayrıca bakınız

Kaynakça

  1. Glenn Markoe (2000). Phoenicians (İngilizce). University of California Press. ISBN 978-0-520-22614-2. 26 Aralık 2018 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 19 Mayıs 2015.
  2. Martín Lillo Carpio (1992). Historia de Cartagena: De Qart-Ḥadašt a Carthago Nova / colaboradores: Martín Lillo Carpio ... (İngilizce). Ed. Mediterráneo. 26 Aralık 2018 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 19 Mayıs 2015.
  3. Sabatıno Moscati (12 Ocak 2001). Sabatıno Moscatı (Ed.). The Phoenicians (İngilizce). İ.B.Tauris. ISBN 978-1-85043-533-4. 26 Aralık 2018 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 19 Mayıs 2015.
  4. Maria Eugenia Aubet (2008). "Political and Economic İmplications of the New Phoenician Chronologies" (PDF) (İngilizce). Universidad Pompeu Fabra. 26 Aralık 2018 tarihinde kaynağından (PDF) arşivlendi. Erişim tarihi: 19 Mayıs 2015.
  5. H.H. Scullard. Eylül 2010 From the Gracchi to Nero: A History of Rome 133 BC to AD 68 |url= değerini kontrol edin (yardım) (İngilizce). Taylor & Francis. ISBN 978-0-415-58488-3.
  6. Hodos, Tamar (Haziran 2009). "Colonial Engagements in the Global Mediterranean Iron Age". Cambridge Archaeological Journal (İngilizce). s. 221–241. doi:10.1017/S0959774309000286.
  7. Susan Rebecca Martin (2007). "Hellenization" and Southern Phoenicia: Reconsidering the Impact of Greece Before Alexander (İngilizce). ProQuest. s. 115. ISBN 978-0-549-52890-6. Erişim tarihi: 22 Şubat 2013.
  8. A. J. Graham (2001). Collected Papers on Greek Colonization (İngilizce). Brill. s. 226. ISBN 978-90-04-11634-4. Erişim tarihi: 22 Şubat 2013.
  9. Eric H. Cline; Mark W. Graham (27 Haziran 2011). Ancient Empires: From Mesopotamia to the Rise of Islam (İngilizce). Cambridge University Press. s. 70. ISBN 978-0-521-88911-7. Erişim tarihi: 22 Şubat 2013.
  10. Fred Eugene Ray (2012). Greek and Macedonian Land Battles of the 4th Century B. C.: A History and Analysis of 187 Engagements (İngilizce). McFarland. s. 358. ISBN 978-1-4766-0006-2. Erişim tarihi: 22 Şubat 2013.
  11. Mogens Herman Hansen (2000). "Conclusion: The Impact of City-State Cultures on World History". A Comparative Study of Thirty City-state Cultures: An Investigation (İngilizce). Kgl. Danske Videnskabernes Selskab. s. 601–602. ISBN 978-87-7876-177-4. Erişim tarihi: 22 Şubat 2013.
  12. Phillip Chiviges Naylor (2009). North Africa: A History from Antiquity to the Present (İngilizce). University of Texas Press. ISBN 978-0-292-77878-8.
  13. Carl Waldman; Catherine Mason (2006). =Encyclopedia of European Peoples (İngilizce). İnfobase Publishing. ISBN 978-1-4381-2918-1.
  14. David Sacks; Oswyn Murray; Lisa R. Brody (2009). Encyclopedia of the Ancient Greek World (İngilizce). Infobase Publishing. ISBN 978-1-4381-1020-2.
  15. P. D. A. Garnsey; C. R. Whittaker (2007). Imperialism in the Ancient World: The Cambridge University Research Seminar in Ancient History (İngilizce). Cambridge University Press. ISBN 978-0-521-03390-9.
  16. B. K. Swartz; Raymond E. Dumett (1980). West African Culture Dynamics: Archaeological and Historical Perspectives (İngilizce). Walter de Gruyter. ISBN 978-3-11-080068-5.
  17. Richard L. Smith (2008). Premodern Trade in World History (İngilizce). Routledge. ISBN 978-0-203-89352-4.
  18. Sommer, Michael (1 Haziran 2007). "Networks of Commerce and Knowledge in the İron Age: The Case of the Phoenicians". Mediterranean Historical Review. 22 (1). doi:10.1080/09518960701539232.
  19. Henry Charles Boren (1992). Roman Society: A Social, Economic, and Cultural History (İngilizce). D.C. Heath. ISBN 978-0-669-17801-2.
  20. Robert Rollinger; Christoph Ulf; Kördula Schnegg (2004). Commerce and Monetary Systems ın the Ancient World: Means of Transmission and Cultural Interaction : Proceedings of the Fıfth Annual Symposium of the Assyrian and Babylonian İntellectual Heritage Project, Held in İnnsbruck, Austria, October 3rd - 8th 2002 (İngilizce). Franz Steiner Verlag. ISBN 978-3-515-08379-9.
  21. George Rawlinson (30 Haziran 2004). The History Of Phoenicia (İngilizce). Kessinger Publishing. ISBN 978-1-4191-2402-0.
  22. Michael R. T. Dumper; Bruce E. Stanley (2007). Cities of the Middle East and North Africa: A Historical Encyclopedia (İngilizce). ABC-CLIO. ISBN 978-1-57607-919-5. 16 Haziran 2013 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 19 Mayıs 2015.
  23. Arthur M. Eckstein (2009). Mediterranean Anarchy, İnterstate War, and the Rise of Rome (İngilizce). University of California Press. ISBN 978-0-520-93230-2.
  24. P. Roberts (2004). HSC Ancient History (İngilizce). Pascal Press. ISBN 978-1-74125-179-1.
  25. Polybius (İng. tr. :Evelyn Shirley Shuckburgh) The Histories or The Rise of the Roman Empire Bölüm II.5
  26. Allan Chester Johnson; Paul R. Coleman-Norton; Frank Card Bourne (2003). Ancient Roman Statutes (İngilizce). The Lawbook Exchange, Ltd. ISBN 978-1-58477-291-0.
  27. Zofia H. Archibald; John Davies; Vincent Gabrielsen; Graham Oliver (2000). Hellenistic Economies (İngilizce). Routledge. ISBN 978-0-203-99592-1. 22 Şubat 2011 tarihinde books?id=O9P1YfeYoeMC kaynağından |url= değerini kontrol edin (yardım) arşivlendi. Erişim tarihi: 19 Mayıs 2015.
  28. Markoe 2000, say.56
  29. Matthew Dillon; Lynda Garland. Ancient Rome (İngilizce). Taylor & Francis US. ISBN 978-0-415-22458-1. "2005" yazısı görmezden gelindi (yardım)
  30. Maria Eugenia Aubet (2001). The Phoenicians and the West: Politics, Colonies and Trade (İngilizce). Cambridge University Press. ISBN 978-0-521-79543-2.
  31. Nigel Bagnall (2002). The Punic Wars 264-146 BC (İngilizce). Osprey Publishing. ISBN 978-1-84176-355-2.
  32. María Belén Deamos (1997). Antonio Gilman (Ed.). Encounters and Transformations: The Archaeology of İberia in Transition (İngilizce). Lourdes Prados Torreira. Continuum International Publishing Group. ISBN 978-1-85075-593-7.
  33. Michael Dietler; Carolina López-Ruiz (2009). Colonial Encounters ın Ancient İberia: Phoenician, Greek, and Indigenous Relations (İngilizce). University of Chicago Press. ISBN 978-0-226-14848-9.
  34. Garrett G. Fagan; Matthew Trundle (2010). New Perspectives on Ancient Warfare (İngilizce). BRILL. ISBN 978-90-04-18598-2. Erişim tarihi: 17 Aralık 2013.
  35. Theodore Ayrault Dodge (2012). "III: Carthaginian Wars. 480-277 BC". Hannibal: A History of the Art of War Among the Carthaginians and Romans Down to the Battle of Pydna, 168 B.C., With a Detailed Account of the Second Punic War (İngilizce). Tales End Press. ISBN 978-1-62358-005-6. Erişim tarihi: 12 Ocak 2013.
  36. Richard A. Gabriel (2008). Scipio Africanus: Rome's Greatest General (İngilizce). Potomac Books, Inc. ISBN 978-1-59797-998-6. Erişim tarihi: 3 Nisan 2013.
  37. Franco De Angelis (2003). Megara Hyblaia and Selinous: the development of two Greek city-states in archaic Sicily (İngilizce). Oxford University, School of Archaeology. ISBN 978-0-947816-56-8. Erişim tarihi: 3 Nisan 2013.
  38. Fred Eugene Ray (2003). Land Battles ın 5th Century B.C. Greece: A History and Analysis of 173 Engagements. McFarland. s. 86. ISBN 978-0-7864-5260-6. Erişim tarihi: 3 Nisan 2013.
  39. John Van Antwerp Fine (1983). The Ancient Greeks: A Critical History (İngilizce). Harvard University Press. ISBN 978-0-674-03314-6. Erişim tarihi: 3 Nisan 2013.
  40. Iain Spence (2002). Historical Dictionary of Ancient Greek Warfare (İngilizce). Scarecrow Press. ISBN 978-0-8108-6612-6. Erişim tarihi: 3 Nisan 2013.
  41. Andŕew Robert Burn (1984). Persia & the Greeks: The Defense of the West, 546-478 B. C. (İngilizce). Stanford University Press. ISBN 978-0-8047-1235-4. Erişim tarihi: 3 Nisan 2013.
  42. Michael D. Chan (2006). Aristotle and Hamilton on Commerce and Statesmanship (İngilizce). University of Missouri Press. ISBN 978-0-8262-6516-6. Erişim tarihi: 3 Nisan 2013.
  43. Carl J. Richard (2003). 12 Greeks and Romans who Changed the World. Rowman & Littlefield. ISBN 978-0-7425-2791-1.
  44. Plutarch, Life of Pyrrhus, (İngilizce)
  45. Walter Ameling (2011). Dexter Hoyos (Ed.). A Companion to the Punic Wars (İngilizce). John Wiley & Sons. ISBN 978-1-4443-9370-5.
  46. Ross Cowan (2007). For the Glory of Rome: A History of Warriors and Warfare (İngilizce). MBI Publishing Company. ISBN 978-1-85367-733-5.
  47. John M. Kistler; Richard Lair (2007). War Elephants (İngilizce). U of Nebraska Press. ISBN 978-0-8032-6004-7.
  48. Spencer C. Tucker (2009). A Global Chronology of Conflict: From the Ancient World to the Modern Middle East: From the Ancient World to the Modern Middle East (İngilizce). ABC-CLIO. ISBN 978-1-85109-672-5. 4 Temmuz 2014 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 19 Mayıs 2015.
  49. Spencer C. Tucker (2009). A Global Chronology of Conflict: From the Ancient World to the Modern Middle East: From the Ancient World to the Modern Middle East (İngilizce). ABC-CLIO. ISBN 978-1-85109-672-5. 22 Şubat 2011 tarihinde books?id=h5_tSnygvbİÇ kaynağından |url= değerini kontrol edin (yardım) arşivlendi. Erişim tarihi: 19 Mayıs 2015.
  50. Keith C. Sidwell; Peter V. Jones (1997). The World of Rome: An İntroduction to Roman Culture (İngilizce). Cambridge University Press. ISBN 0-521-38600-4.
  51. Chris Scarre (1995). "The Wars with Carthage". The Penguin Historical Atlas of Ancient Rome (İngilizce). Londra: Penguin Books. s. 24–25. ISBN 978-0140513295.
  52. Goldsworthy, Adrian= (2001). The Punic Wars (İngilizce). Londra: Cassell. ISBN 978-0304352845.
  53. Bu Hannao degisik bir Hanno olup Hannibal’in oğlu Hanno ile karıştırılmamalıdir.
  54. Stefan Weninger (2011). Semitic Languages: An International Handbook (İngilizce). Walter de Gruyter. s. 420. ISBN 978-3-11-025158-6. 22 Mart 2015 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 7 Nisan 2013.
  55. Robert M. Kerr (2010). Latino-Punic Epigraphy: A Descriptive Study of the Inscriptions (İngilizce). Mohr Siebeck. ISBN 978-3-16-150271-2. Erişim tarihi: 3 Mart 2013.
  56. Richard Miles (2011). Carthage Must Be Destroyed: The Rise and Fall of an Ancient Civilızation. Penguin. ss. 115-116. ISBN 978-1-101-51703-1. 22 Şubat 2011 tarihinde /books?id=eOQ9JLtGj0UC kaynağından |url= değerini kontrol edin (yardım) arşivlendi. Erişim tarihi: 19 Mayıs 2015.
  57. Moises Silva (2010). Biblical Words and Their Meaning: An İntroduction to Lexical Semantics (İngilizce). Zondervan. ISBN 978-0-310-87151-4.
  58. Aristoteles (Tr.çev. Mete Tunçay) (1975 13.baş. 2014) Politika İstanbul:Remzi Kitabevi ISBN 978-975-14-1596-7 1 Haziran 2015 tarihinde Wayback Machine sitesinde arşivlendi.
  59. Craige B. Champion (2004). Cultural Politics in Polybius's Histories (İngilizce). University of California Press. ISBN 978-0-520-92989-0.
  60. J.C. Yardley (2009). Hannibal's War (İngilizce). Oxford University Press. ISBN 978-0-19-162330-1.

Ek okuma

  • Polybius (Ing. cev. F.W. Walbank) (1980) The Rise of the Roman Empire , Harmondsworth: Pelican Penguin Books (İngilizce)
  • Miles, Richard (2011) Carthage Must Be Destroyed: The Rise and Fall of an Ancient Civilization, Londra:: 978-0141018096enguin ISBN 978-0141018096 (İngilizce)
  • Warmington, B.H. (1965) Carthage", Harmondsworth: Pelican Penguin Books (İngilizce)
This article is issued from Wikipedia. The text is licensed under Creative Commons - Attribution - Sharealike. Additional terms may apply for the media files.