Nazi Almanyası

Nazi Almanyası, Almanya’nın 1933 ile 1945 yılları arasında, Nasyonal Sosyalist Alman İşçi Partisi (NSDAP) idaresi altında, tek parti rejimine dayalı yönetim sistemiyle “Führer” unvanlı hükûmet (1933-45) ve devlet başkanı (1934-45) Adolf Hitler’in liderliğinde egemenlik sürdüğü döneme verilen isim. Alman tarihi içerisinde “Reich”ların üçüncüsüdür; bundan dolayı Üçüncü Reich ismiyle de nitelendirilir.

Nazi Almanyası
Alman İmparatorluğu
Deutsches Reich (1933-1943)
Büyük Alman İmparatorluğu
Großdeutsches Reich (1943-1945)
1933-1945
1942'nin sonlarında II. Dünya Savaşı sürerken ulaşılan en geniş sınırları gösteren harita:
Ocak 1944'teki idari birimleri gösteren harita.
Başkent
ve en büyük şehir
Berlin
52°31′K 13°23′D
Yaygın diller Almanca
Demonim Alman
Hükûmet Nasyonal sosyalist tek partili totaliter diktatörlük
Cumhurbaşkanı  
 1933-1934
Paul von Hindenburg
 1934-1945
Adolf Hitler
 1945
Karl Dönitz
Şansölye  
 1933-1945
Adolf Hitler
 1945
L. G. S. von Krosigk
Yasama organı Reichstag
 Devlet konseyi
Reichsrat (1934'e dek)
Tarihî dönem Savaş arası/II. Dünya Savaşı
30 Ocak 1933
23 Mart 1933
 Anschluss
12 Mart 1938
1 Eylül 1939
30 Nisan 1945
8 Mayıs 1945
23 Mayıs 1945
Yüzölçümü
1939 633.786 km2 (244.706 sq mi)
1940 823.505 km2 (317.957 sq mi)
Nüfus
 1939
79.375.281
 1940
109.518.183
Para birimi Reichsmark (ℛℳ)
Öncüller
Ardıllar
Weimar Cumhuriyeti
Saar Havzası
Avusturya
Çekoslovakya
Litvanya
Polonya
Danzig
Yugoslavya
Fransa
Lüksemburg
İşgal Almanyası
İşgal Avusturyası
Polonya
Çekoslovakya
Yugoslavya
Fransa
Lüksemburg
Sovyetler Birliği

Üçüncü Reich’ın oluşumu, Nasyonal Sosyalist Alman İşçi Partisi lideri Adolf Hitler’in Paul von Hindenburg tarafından şansölye olarak görevlendirilmesi ile başladı. İkinci Dünya Savaşı’nda Almanya’nın teslim olmasına kadar geçen zaman zarfını teşkil eden bu dönemin siyasal, sosyal ve ekonomik konularında gerçekleştirilen pek çok faaliyet nasyonal sosyalizmin etkisi altında gelişti.

Devletin isimleri

“Deutsches Reich” (Alman İmparatorluğu)

Almanya, “Alman İmparatorluğu” ismini çeşitli dönemlerde yürürlüğe giren anayasaların sonucunda kullandı. Bismarck'ın kurucusu olduğu Alman İmparatorluğu, 1871'de küçük Alman krallıklarının ve bağımsız Alman şehirlerinin bir federasyonu olarak kuruldu, 1918'de ise Kasım Devrimi ile yıkıldı. 1919'dan 1933'e kadar Almanya, “Weimar Cumhuriyeti” olarak isimlendirilen dönemde Alman İmparatorluğu ismini kullanmaya devam etti.

30 Ocak 1933'te Hitler'in şansölye olmasıyla Alman İmparatorluğu, “nasyonal sosyalist Führer devleti” sistemine geçiş yaptı.[1] Hitler'in liderliğini yürüttüğü Alman İmparatorluğu, İkinci Dünya Savaşı'nın son aşamasında, 8 Mayıs 1945'te Alman kuvvetlerinin kayıtsız şartsız teslimiyle aynı anda son buldu.

“Großdeutsches Reich” (Büyük Alman İmparatorluğu)

Nasyonal sosyalistler zaman içerisinde Alman topraklarını genişletti. 12 ve 13 Mart 1938 tarihlerinde “Ostmark” olarak isimlendirilen Avusturya ilhak edildi. İkinci Dünya Savaşı boyunca Almanya'nın Birinci Dünya Savaşı sonunda kaybettiği toprakların geri alınması ve doğudaki komşu ülkelerin işgal edilmesiyle, Alman İmparatorluğu en geniş sınırlarına ulaştı.

Nasyonal sosyalist rejim Büyük Alman İmparatorluğu ismine, 1848 yılında Habsburg monarşisi içerisinde yaşayan Almanları kapsayan ve “Büyük Alman Çözümü” olarak öngörülen, birleşik bir Alman ulus devletinin planı doğrultusunda sahip çıktı. Bu plan aslında 1871'de Pan-Alman Birliği'nin Alman İmparatorluğu'nu oluşturmasıyla gerçekleşmişti. Buna ek olarak, nasyonal sosyalist rejim “Büyük Alman İmparatorluğu” kavramına yayılmacı bir niyet ekledi: Etnik Almanlar ile diğer alanlar bir “Büyük Cermen İmparatorluğu” yaratmak için ülkeye dahil edilmeliydi.[2] Almanya sınırlarının ötesine gidilmesi tarihi bir zorunluluk olarak lanse edilmiştir.[3]

Nasyonal Sosyalist Alman İşçi Partisi'nin 1920 yılında ilan ettiği 25 maddelik parti programında ulusal topluluğun egemen olduğu Büyük Almanya'nın kurulması açıklanmıştı. Bundan dolayı, NSDAP iktidarı boyunca ele geçirilen yeni alanlar Büyük Alman İmparatorluğu'nun bir parçası ilan edildi.

26 Haziran 1943'te çıkan bir kararname ile, “Büyük Alman İmparatorluğu” kavramı resmiyet kazanarak “Alman İmparatorluğu” isminin yerini aldı.[4]

İsim değişikliğinin bir sonucu olarak, devletin bastığı posta pulları “Deutsches Reich” yerine “Großdeutsches Reich” ismiyle çıkarılmaya başlandı.

“Drittes Reich” (Üçüncü Reich veya Üçüncü İmparatorluk)

Nasyonal sosyalistlere göre, Kutsal Roma Cermen İmparatorluğu Birinci Reich, Otto von Bismarck'ın 1871'den 1919'a kadar devam eden Alman İmparatorluğu ise İkinci Reich idi.[5]

Weimar Cumhuriyeti döneminde parlamenter sisteme muhalif olan ve Almanya'nın Birinci Dünya Savaşı sonucundaki yenilgisini kabullenemeyen siyasi gruplar, milliyetçi ve otoriter bir yönetimin gelmesini istiyorlardı. Beklenen oldu. 1933'te nasyonal sosyalistlerin iktidara gelmesiyle Üçüncü Reich ilan edildi.

Ayrıca, Hitler Üçüncü Reich'ın bin yıl süreceğini ilan etmişti ve nasyonal sosyalist propaganda, “Tausendjähriges Reich” (Bin Yıllık İmparatorluk) kavramını ortaya çıkarmıştı.

Bayrak

Nasyonal sosyalizm döneminde ilk iki yıl geçerli olmuş Alman bayrağı.

Almanya 1919'da, cumhuriyetin ilanından sonra siyah-beyaz-kırmızı renklerden oluşan Reich bayrağını (schwarz-weiß-rote Flagge) kaldırarak günümüzde de kullanılan ve cumhuriyeti simgeleyen siyah-kırmızı-altın renklerden oluşan bayrağı (schwarz-rot-goldene Flagge) yürürlüğe koymuştu. Buna rağmen siyah-beyaz-kırmızı bayrak, Weimar Cumhuriyeti dönemindeki Alman ordusu Reichswehr tarafından kullanılmaktaydı ve tecim bayrağı olarak da yürürlükteydi. Siyah-kırmızı-altın bayrak, 1918 yenilgisini kabul etmeyen milliyetçi kesimler tarafından bir utanç sembolü olarak kabul ediliyordu. 1933'te Hitler'in iktidara gelmesiyle siyah-kırmızı-altın bayrak rafa kaldırıldı, Reich'ın sembolü olan siyah-beyaz-kırmızı bayrak yeniden millî bayrak olarak yürürlüğe kondu. Siyah-beyaz-kırmızı renkler 1867-1871 arasında hüküm sürmüş Kuzey Almanya Konfederasyonu'nun ve 1871-1918 arasında hüküm sürmüş Alman İmparatorluğu'nun bayrağını oluşturmaktaydı (Bu iki devletin siyah-beyaz-kırmızı bayrağı 3:2 oranındayken Üçüncü Reich'ınki 3:5 oranındadır).

Siyah-beyaz-kırmızı bayrak, 1933'ten itibaren 2 yıl yürürlükte kaldıktan sonra, 1935'te kırmızı zemin üzerindeki beyaz dairenin içerisinde yer alan siyah gamalı haçın bulunduğu bayrakla (Hakenkreuzflagge) değiştirildi (NSDAP bayrağından farklı olarak gamalı haçın yer aldığı beyaz daire merkezde değil soldadır). 1935-1945 arasında gamalı haç bulunan bayrak, Alman devletinin ve Alman ulusunun bayrağı olarak kabul edildi.

İdeoloji

Ana madde: Nasyonal sosyalizm

Nasyonal sosyalizm, ulusal devrimci bir hareket olarak kendisini toplumun ve devletin her kademesinde belirleyici etmen yapan bir siyasal öğretidir. İçişlerinde ve dışişlerinde, ulusun mevcudiyetinin korunması ve geleceğinin planlamasının yapıldığı politik uygulamaları içerir. Ulusal toplum fikri, siyaset, ahlak ve hukuk gibi çeşitli meselelerde belirleyici kurallar koyan bu halk hareketi, 1933-1945 yılları arasında Almanya'nın resmî devlet felsefesi olarak yürürlükte kaldı. Nasyonal sosyalistler, o dönemin Almanya'sında ortak bir toplum dayanışması içerisinde, tek parti olan NSDAP'nin popülist yönetimi altında ulusal yükselmeyi hedefleyen politikalar doğrultusunda faaliyet göstermişlerdir.

“Führer devleti” (Führerstaat) sistemi

“Nasyonal sosyalist Führer devleti”, nasyonal sosyalizm ideolojisinin ortaya koyduğu, ülke yönetiminde tüm yetkilerin tek siyasal otoritenin egemenliğinde olduğu bir devlet modelidir. Adolf Hitler'in ilan ettiği nasyonal sosyalizmin öğretileri ve nasyonal sosyalist devlet sistemi kendi taraftarlarınca bir diktatörlük değil, tam anlamıyla bir ulusal egemenliği esas alan ve halka hizmet eden sosyal devlet sistemi olarak tanımlanmıştır. Tarafsız bir gözlem sonucunda nasyonal sosyalist yönetimin tek parti rejimine dayanan ve muhalefete yer vermeyen yönetim biçimi bir diktatörlük olarak kabul edilebilir.

“Führer devleti” sisteminin en üst basamağında devletin ve milletin lideri olan “Führer” yer alır. Führer, halkı ve devleti ilgilendiren meselelerde parlamentarizme alternatif olan hızlı bir uygulamayla, karar alma yetkisinin en üst kademesini kendisinde bulundurur. Ülke içindeki siyasal kuruluşların ve yerel yönetimlerin tümü Nasyonal Sosyalist Alman İşçi Partisi'ne bağlıdır. Üçüncü Reich döneminde temel öneme sahip mevzuat ve politika konularında halk egemenliği meşru edilmişti. Bunun için halk oylamaları gerçekleştiriliyordu. Nasyonal sosyalist devletin politik meselelerle ilgili soruları anlaşılır ifadelerle açıklandı ve genellikle “Evet” veya “Hayır” seçenekleri ile seçmenler tarafından karar olunabildi.

Tarihçe

Aile temalı propaganda afişi.
NSDAP'nin seçim afişi, 1933.
“Mareşal (Hindenburg) ve Onbaşı (Hitler)”
1930'larda Almanya'da folklorik geçit.
Berlin'de bir sokak.
Üçüncü Reich bayraklarıyla dekore edilmiş sokaklar.
Berlin Olimpiyat Stadyumu, 1936.
Berlin, 1 Mayıs 1937.
Berlin Katedrali önünde İşçi Bayramı için Üçüncü Reich bayraklarıyla dekore edilmiş meydan, 1 Mayıs 1937.

1933 yılında Büyük Friedrich'in mezarında büyük bir ulusal kalkınma ve direniş başladı. Bu direniş tarihe geçti -Potsdam Günü olarak da bilinir- ve böylelikle çok yeni temel yasalar ve temel düzenlemelerin gelmesini sağladı. Temel esasta bilinçli halk toplumlaşması ve bağdaşması, ülke dahilinde köklendirilmesi; bir diğer unsur olarak ise istikrarı sağlamak için yapılacak görevlerin halledilmesinde hak sahibi olunup, yapılan işlerin halkın ve Reich'ın -yani imparatorluğun- kalkınması için olunduğudur. Üçüncü Reich, yani Üçüncü Alman İmparatorluğu da aynı ikincisindeki ve birincisindeki gibi halk ve memleket esaslarına dayalıydı. Böylelikle 5 Mart 1933 tarihinde devlet seçimlerinde Adolf Hitler'e verilen güç transferi onu liderlik (Führer makamı) için güçlendirirken, geniş bir halk kitlesinin desteğiyle gerçekleşen ve kan dökülmeden uygulanarak hayata geçen, nasyonal sosyalist hükûmetin devrimi gerçekleşmiş oldu. Garnizon Kilisesi'nde 21 Mart'ta yapılan bir şenlik nasyonal sosyalistlerin doğum tarihi olmuş oldu.

Yeni Alman Devleti hükûmetteki Nasyonal Sosyalist Alman İşçi Partisi ile hükûmet taraftarı milliyetçi muhalefetin -Alman Ulusal Halk Partisi- katılımıyla beraber kuruldu. Üçüncü Alman İmparatorluğu, nasyonal sosyalistlerin başını çektiği ve diğer milliyetçilerin de entegre olduğu bir idarede şekillendi. Nasyonal sosyalist hükûmet, yönetime geldiği andan itibaren Almanya'da yaşanan ekonomik ve sosyal buhranı gidermek için çalışmalarda bulundu, ayriyeten bu çalışmalarıyla eş zamanlı olarak nasyonal sosyalizmi toplum hayatının her alanına sokmaya çalıştı. Mart 1933 tarihinde Cumhurbaşkanı Hindenburg, şubatta Reichstag binasında çıkan yangından sonra yeni kurallar koydu. Aynı ayda yeni bir yasa çıkarıldı. 23 Mart'taki parlamento oturumunda “Halkta ve İmparatorlukta Sıkıntının Kaldırılmasına Dair Yasa” (Gesetz zur Behebung der Not von Volk und Reich) adındaki 5 maddelik yetki tasarısının kabul edilmesiyle yasama ve yürütme erkleri, Alman halkına ve Alman devletine en hızlı şekilde hizmet edilmesi için NSDAP'nin eline geçti.[6][7][8] Yasama yetkisinin, bütçe denetiminin, anayasa değişikliği yapma yetkisinin, dört yıl süreyle kabineye devredilmesi hükümlerini getiren bu yasada, halkın Alman İmparatorluğu'na ulusal bağlılıkla hizmet etmesi belirtiliyordu. Böylece devlet, anayasadaki hükümleri gözetmeksizin ve milletvekillerine gerek kalmaksızın yeni yasaların çıkmasını ve anayasada değişikliklerin yapılmasını sağladı. Böylelikle parlamentodaki diğer partilerle beraber sendikalar da hepten kaldırıldı. Marksist sendikaların yerine ulusal görüşteki nasyonal sosyalist Alman Emek Cephesi öne geçti. Yeni devlet biçimi Führerlik makamı temelinde 31 Mart ve 7 Nisan'da tanıtıldı ve her şey yürürlüğe girene kadar devlet belediye başkanları atandı. 30 Ocak 1934 tarihinde bütün hak ve yasalar eyaletlerden ve halktan yeni kurulan devlete geçti ve teslim edildi. Partilerin tekleşmesi ve devletin bir olması, Marksist ve komünist partilerin kaldırılıp yok olmasına neden oldu. Nasyonal sosyalistler, muhafazakâr milliyetçilerle de yollarını ayırdılar. NSDAP dışındaki diğer milliyetçi partilerin kapatılmasıyla, bu partilerin üyelerinin çoğu NSDAP'ye katıldılar. 1 Aralık 1933 tarihinde nasyonal sosyalistler açık siyasal çalışmaların tek yasal sorumlusu oldular. Almanya, NSDAP iktidarının hayata geçirdiği, memleketin ve halkın kalkınmasını esas alan iç politikalar sayesinde çok güçlü bir ülke olma yolunda ilerledi. Ekonomi alanındaki politikaların sonucunda işsizlik sayısı 1933 yılı başında 6 milyon iken, 1936 yılının ortasında 1,17 milyona düştü, ve işsizlikteki düşüş 1936 sonrasında daha da hızlandı. Devlet miras yasalarıyla 29 Eylül 1933 tarihinde köylülerin kazancını yüksek seviyeye getirdi. Irk düşünceleriyle de büyük yoğunlukla Yahudilerin şimdiye kadar oldukları politika ve devlet dairelerinden çıkartılmaları gerçekleştirildi. İlk temel önlem, bununla beraber çıkarılan memur yasası oldu. 7 Nisan 1933 tarihinde yapılan reformla devlet dairelerinde çalışacak olan memurların gerçek Alman olmaları zorunlu kılındı. Bununla beraber nasyonal sosyalistler 15 Eylül 1935 tarihinde Nürnberg Yasaları'nı çıkarttılar. Alman eğitim sistemi nasyonal sosyalizme uygun olarak, kültür derslerine ve çocuklar ile gençlerin doğuştan gelen yeteneklerini değerlendiren sanat derslerine ağırlık veren bir müfredatı yürürlüğe koyarak yeniden düzenlendi. Tüm kamu kuruluşlarında nasyonal sosyalizme ait semboller Almanya'nın resmî simgeleri olarak yürürlüğe kondu.

Dış politikada Üçüncü Reich şimdiye kadar hiç tanınmayan bir güvensizlikle, diğer dış devletlerle uğraşıma girdi. Genfer Konferansı'nda verilen kararda silahlanmanın kaldırılmasını isteyen Fransa'ya büyük tepki gösterildi. Bunun üzerine 14 Eylül 1933 tarihinde Almanya 1919'da yapılan uluslararası birlikten yani sözleşmeden çıktı. 12 Kasım 1933'te yapılan halk oylamasında %95 evet oyu alınmasıyla bu adım belirlenmiş oldu. 30 Ocak 1933 tarihinde faşist İtalya ile olan iyi müttefiklik de soğudu. Çünkü Benito Mussolini Avusturya'ya nasyonal sosyalistlerin kaldırılması ve yok olması için destekte bulundu. 26 Ocak 1934 tarihinde dış politikada bir başarı gösterildi ve Almanya-Polonya saldırmazlık paktı sağlandı. Söylenilenlere göre NSDAP idaresindeki Alman İmparatorluğu'nu SA'nın şefi Ernst Röhm ve nasyonal sosyalistlerin sol kolu düşürmeye çalıştı. Ernst Röhm'ün devrim denemesi 30 Haziran 1934 tarihinde bitirildi. Fransa Alman düşmanlığı politikası için çalışıyordu ve bunun için Sovyetler Birliği'ne bile başvurdu. 2 Ağustos 1934 tarihinde Cumhurbaşkanı Paul von Hindenburg ölünce Adolf Hitler onun yerine geçip görevi devraldı ve “Führer und Reichskanzler” yani Führer ve İmparatorluk Şansölyesi unvanıyla devlet başkanı oldu. 19 Ağustos 1934'te yapılan halk oylamasında % 89 evet ile bu belirlenmiş oldu; böylece Alman halkı, Adolf Hitler'in Alman İmparatorluğu'nun tek lideri olmasına onay verdi. Versay Antlaşması hiçe sayılıp kaldırıldıktan sonra 1935 yılının başında Saarland eyaleti geri alındı. 13 Ocak 1935 tarihinde yapılan halk oylaması büyük bir yoğunlukla bunu belirlemiş oldu. Versay Antlaşması'ndaki askerliğin zorunlu olmaması kaldırılıp, zorunlu askerlik yürürlüğe girdi. 18 Haziran 1935 tarihinde İngiltere ile askerî birlik anlaşması yapıldı. Fransa ve Sovyetler Birliği'nin siyasal ortaklığı üzerine, onlara bir cevap verilmiş oldu. 7 Mart tarihinde Ren eyaletine askerî birlikler yerleştirildi. 29 Mart tarihinde yapılan halk oylamasının sonucunda halkın % 99'u Führer'in arkasında olduğunu gösterdi. Ağustos 1936 tarihinde Berlin'de yaz olimpiyat oyunları gerçekleştirildi. Aynı yılda İtalya ve Almanya faşist General Franco'ya İspanya'da askerî birlikleriyle halk savaşında destek oluyorlardı.

12 Mart 1938 tarihinde Alman ordusu dostlukla Avusturya'ya giriş yaptı. Hitler'i binlerce Avusturyalı sevinçle karşıladı. Böylelikle Avusturya ile beraberlik kuruldu. 10 Nisan tarihinde yapılan halk oylamasıyla Avusturya'nın yasaları, Almanya'nın yasaları ile eşleştirildi. Almanya'da halkın %99'u, Avusturya'da ise %99,7'si bu iki Alman devletinin birleştirilmesini onaylamış oldu. Diğer Batı hükûmetleri bu birlikteliği diplomatik şekilde protesto ettiler. Münih'te yapılan anlaşmayla Südet toprakları Almanya'ya bağlandı. 9 Kasım 1938 tarihinde “Kristal Gece Olayı” yaşandı ve verilen kararda Almanya'nın Sovyetler Birliği'ne saldırmama kararı kaldırıldı.

Alman orduları 1939 tarihinde Çekoslovakya'nın yarısına giriş yaptı. Nitekim, diğer Batı ülkelerinden gelebilecek olan herhangi bir saldırıda Çekoslovakya'nın onlarla beraber olabileceği ihtimali büyüktü. Memelland toprakları da Versay Antlaşması'nın kaldırılmasıyla Almanya'ya geri verilmiş oldu.

İkinci Dünya Savaşı

Hitler, Memelland bölgesini aldıktan sonra hedefini Polonya'ya çevirdi. Hedef, Doğu Prusya ile ana toprakların birleştirilerek Prusya'nın toprak bütünlüğünün garanti altına alınması idi. Bu, Alman milleti için oluşturması gereken yaşam alanının (Lebensraum) bir başka adımıydı. 24 Ağustos 1939 tarihinde Sovyetler ile anlaşarak ortak bir şekilde Polonya'nın ve Doğu Avrupa'nın bölüşülmesini sağladı. 1 Eylül akşamı Danzig şehrinin Almanya'ya ilhakı için Polonya'ya bir nota verdi ve nota reddedildi. Bunun üzerine Hitler Polonya'ya askerî müdahalede bulundu. İlerleyen süreçte Birleşik Krallık ve Fransa da Almanya'ya savaş ilan etti, böylece II. Dünya Savaşı fiilen başlamış oldu.

Almanya, 1 Eylül sabahı herhangi bir savaş ilanı olmaksızın Polonya'ya saldırdı. Alman planına göre Batı Cephesi'nden kaydırılan birlikler sayesinde 1 ay içinde Polonya işgal edilecek ve hemen ardından ordu bütün gücünü batıya çevirecekti. Savaş boyunca Wehrmacht generallerinin kullandığı yıldırım savaşı (Blitzkrieg) taktiklerinin ilk örnekleri Polonya'da görülmüştür. Kısa sürede Alman birlikleri Varşova'yı ele geçirmiştir. Ülkenin doğusunu ise Almanlar ile anlaşan Sovyetler ele geçirmiştir.

Alman askerleri Paris'te. (14 Haziran 1940)

Almanya Polonya'yı ele geçirdikten sonra askeri güç ve yığınağını batıya kaydırdı. Ancak Müttefik generalleri arasında Almanya'nın saldırıp saldırmayacağı veya Fransa'ya saldırırsa nereden saldıracağı tam olarak kestirilemiyordu. Almanlar ise ikinci bir Marne Bozgunu yaşamamak için deniz kıyısından saldırmayı öngören Schlieffen Planı'nı tekrar kullanmayacaktı. Alman Genelkurmayı Müttefikler'e kendilerinin yenileştirilmiş bir Schlieffen Planı'nı kullandıklarını düşündürmek için Hollanda'yı da işgal bölgesine kattı. Ancak esas vurucu darbe Ardenler bölgesinden saldıracak zırhlılardı. Nitekim Müttefikler Ardenler bölgesindeki ormanlık alanın herhangi bir zırhlı saldırısını engelleyeceğini veya kısıtlayacağını düşünüyordu. Ancak planlar boşa çıktı. BEF ve Fransız ordusu 20 günde Almanlara yenildi. İngiltere, BEF ve Fransa'ya ait 1.400.000 kadar askeri esir düşmekten Dunkirk Boşaltması'yla kurtardı. Bunun üzerine zaten bir çıkartmaya sert bir şekilde direnecek olan Birleşik Krallık ana topraklarının güvenliğini sağladı. Kısa bir süre sonra Fransız ordusu teslim oldu ve işbirlikçi Vichy Fransası kuruldu.

Almanya, sırası ile Polonya, Danimarka-Norveç, Fransa cephelerinde galip geldikten sonra Çelik Paktı'ndan askeri bir darbe ile ayrılan Yugoslavya'ya bir cezalandırma saldırısı uyguladı, ardından işgal etti. Daha sonra müttefiki İtalya Krallığı ile savaşta olan Yunanistan'ı işgal etti. Hitler, I. Dünya Savaşı'nın kaybedilmesinde Alman sosyalistlerin büyük etkisi olduğunu düşünüyor ve Sovyetler'in ise esas kışkırtıcı olduğunu ima eden hareketlerde ve konuşmalarda bulunuyordu. Başarısız Birahane Darbesi sonrasında cezaevinde iken yazdığı politik görüşlerini öne süren Mein Kampf'ta açıkça Alman ırkının yaşayabilmesi için "Lebensraum"unu doğuya doğru genişletmesi gerektiğini söylemiştir. Stalin ise pek çok sorunu görmezden gelerek müttefiklerin de kibirli davranışları sonucu Molotov-Ribbentrop Paktı'nı imzalamış ve Nasyonal Sosyalist Almanya ile birlikte Doğu Avrupa'yı işgal etmişti. Ancak Hitler tarafından Kızıl Ordu'nun bazı sorunları Kış Savaşı sırasında ortaya çıkmıştı.

Viyana Diktası ile Romanya'da faşist bir yönetim kurulmuş olan Bulgaristan ise Yunan Makedonyası ile Dobruca'nın bir kısmı karşılığı Mihver Devletleri safında savaşa girmişti. Finlandiya ise Kış Savaşı ile aksak bir barışa sahip ve kaybettiği toprakları geri almak ister bir durumda idi. Ayrıca Kızıl Ordu'nun agresif hareketleri sürekli sınır ülkelerinde daha radikal hükûmetlere yol açıyordu. Alman Ordusu kısa sürede Doğu Cephesi'ne bütün gücünü yığdı. 1941 yazı sonunda bir savaş ilanı olmaksızın ilk Alman birlikleri Sovyetler'e saldırdı ve dört yıl sürecek olan Doğu Cephesi Savaşları başladı.

Almanya'nın müttefiki İtalya, Libya'da başlarda İngilizlere karşı başarı alıyormuş gibi gözükse de daha sonradan Libya'nın çok önemli mevkilerinden birini kaybetmiş ve başarısızlığa uğramıştı. Bunun üzerine Alman Genelkurmayı İtalya'ya yardım etme kararı aldı. Esasen Alman Afrika Kolordusu (Afrikakorps) efsanevi komutan Erwin Rommel ile başarılı olsa da sürekli desteklenen İngiliz Ordusu -ki Afrika Kolordusu öncelikli bir cephede değildi, öncelik doğu cephesindeydi- ve Japonya ile imzaladığı anlaşma gereği Almanya'nın, Pearl Harbor baskınından sonra ABD'ye savaş ilan etmiş olmasıyla ve bunun sonucu ABD'nin Vichy Fransası'na saldırmasıyla sıkıştı. Ayrıca İngilizlerin, Almanların Enigma şifreleme sistemini çözmesi ile Afrika'ya göndereceği yardımların güzergâhı ve saati önceden biliniyor ve Kuzey Afrika limanlarına ulaşamadan Akdeniz'de egemen konumdaki İngiliz donanmasınca imha ediliyordu. Belli bir süre sonra ise Tunus üzerinden Sicilya ve Güney İtalya'nın savunmasına atandı. Ancak Müttefikler başarılı Sardinya, Anzio ve Sicilya çıkartmalarından sonra Roma'ya doğru ilerlemeye başlayınca İtalyan Hükûmeti kayıtsız şartsız teslim oldu. Buna rağmen yenilen İtalyan Ordusu'nun artıkları Roma'nın kuzeyinde bazı savunma hatları kurdular. Savaş burada durgun bir şekilde geçti.

Amerika'nın savaşa girmesi güç dengelerini değiştirmişti. Müttefikler İtalya'da savaşı kazanmış, ancak Almanya'ya karşı gerçekçi bir ilerleme kazanmamış hatta durdurulmuştu. Kara Avrupası'na farklı noktalardan saldırılması gerekiyordu. Başlarda yaklaşan Sovyet işgaline karşı Balkanlar'a bir çıkarma düşünüldüyse de daha sonra Fransa'da karar kılınmıştır. 1944 yılı yazında Müttefikler Normandiya Kıyıları'ndan dört sahilden çıkarma yapmış, Caen ve Cherbourg gibi bölgelere ise hava indirme tümenleri ile saldırmışlardı. Kanlı mücadelelerden Sonra Alman Ordusu Müttefik ordusunu Alsas-Loren ve Belçika sınırlarında durdurabildi. Belli başlı Ardennes gibi karşı taarruzlarda bulunabilse de tam anlamıyla bir yenilgi aldı ve Almanya'nın insan ve kaynak gücü tükendi. Müttefikler yavaş yavaş Almanya'yı batıdan işgal etmeye başladı.

Doğu Cephesi'nde dengeler, Almanya'nın İtalya'da ve Fransa'da savaşa girmesi ile değişti. Değişen dengeler sonucunda Sovyetler hızlı bir ilerleyişe başladı. Stalingrad'da esir düşen asker sayısınında fazla olması nedeniyle Alman ordusu güçsüz bir konuma geldi. Sırasıyla Romanya, Bulgaristan, Macaristan ve Finlandiya taraf değiştirdi. Yugoslavya topraklarında ise partizan gruplar belli başlı bölgelerde yönetimi ele geçirdiler. 1945 baharında ise Sovyet birlikleri Polonya'yı ele geçirdi ve Pomeranya'da ilerlemeye başladı. 16 Nisan'da başlayan Berlin Muharebesi 2 Mayıs'ta sonuçlandı. Reichstag'da Sovyet bayrağı dalgalanıyordu.

Üçüncü Reich'ta uygulamalar

1930'lu yıllarda Almanya'nın her yanı uzun otoban ağlarıyla örülmüştü.
Auschwitz'de çalışan bir zorunlu işçi.
1939'da Nürnberg'de kadın işçi hizmetinin çadır kampı.
Alman Sanat Evi - Haus der deutschen Kunst. (1939)
Alman posta pulunda “RAD” - Reichsarbeitsdienst.
Alman çocuklar.
Üçüncü Reich'ta aile politikaları önemli bir yere sahipti. Nasyonal sosyalist devlet, Alman toplumunda ulusal dayanışmanın temin edilmesi için aile yaşamının kutsallığına vurgu yapıyordu.

1930'ların Almanyası'nda Nasyonal Sosyalist Alman İşçi Partisi'nin kitle desteği kazanmasının önemli sebeplerinden birisi, geniş çaplı sosyal refah programlarıydı. Nasyonal sosyalist rejim, toplumdaki birlik-beraberlik duygusunu beslemek için Alman işçi sınıfına festival, tatil, gezi, sinema gibi imkânlar sunuyor, NSDAP Gençlik Kolları tarafından büyük şenlikler düzenleniyordu.

Rejimin diğer bir ilgi çekici özelliğiyse mimari projeleriydi. 1933-1936 yılları arasındaki otoban seferberliği, sadece ülkenin değil, dünyanın ilk ulusal karayolu sistemini kurdu. Almanya bu yıllarda inşaat, otomobil üretimi ve işsizlikle mücadele gibi konularda Amerika Birleşik Devletleri'ni geride bırakmıştı.

Sigara karşıtı kampanyayı başlatanlar da nasyonal sosyalistlerdi. Alman bilim insanları sigaranın kansere yol açtığını kanıtlamışlardı. Ancak Almanların sigaranın tehlikeleri konusundaki başarılı araştırmaları savaşın gölgesinde kalıp unutuldu. Tütünün insan sağlığına verdiği zarar, 1950'li yıllarda Amerikalı ve İngiliz bilim insanları tarafından yeniden keşfedildi ve 1960'larda tüm dünyada bu konuda bir konsensüse ulaşıldı. Asbestin insan sağlığına zararlarını ortaya koyanlar da Alman doktorlardı. Su kaynaklarının temizlenmesi, fabrikaların içme suyu kaynaklarından uzaklaştırılması, kadınların göğüs kanseri riskine karşı tedavi görmesi gibi bugünün meseleleri daha o zamanlar nasyonal sosyalistler tarafından uygulanan genel halk sağlığı kampanyasının parçalarıydı. Ayrıca, uzay çalışmalarının temelini atanların arasında başta Wernher von Braun olmak üzere Almanya'dan ABD'ye kaçan bilim insanlarıydı.[9]

Nasyonal sosyalistlere verilen desteğin önemli sebeplerinden biri de ekonomiydi. Her millet gibi Almanlar da ekonomik güvenliklerine öncelik veriyordu ve nasyonal sosyalistler o dönemde tüm dünyayı etkisi altına alan ekonomik kriz ve işsizliği cepheden karşılamıştı. Devlet eliyle yapılan yatırımlarla, yüzde 30'a vurmuş işsizliği kesin bir şekilde düşürmeyi başarmışlardı. Nasyonal Sosyalist Almanya'da Merkez Bankası Başkanlığı ve Maliye Bakanlığı gibi görevlerde bulunmuş olan kamu maliyecisi Hjalmar Schacht, ülkede yıllardır hüküm süren enflasyonu kısa sürede bitirmiş ve devlet girişimciliği çerçevesinde bir sanayileşme planı hazırlamıştı. Bu sanayileşmenin temelini silah fabrikaları oluşturuyordu.

Seferberlik ruhunun bir başka ürünü olan “Reich İşgücü Hizmeti” (Reichsarbeitsdienst) programı da ülkeyi bir otoban ağının sarmasında, yeraltı sığınakları ve hastaneler inşa edilmesinde, Almanya'nın bütün Avrupa'nın en zengin ülkesi olmasında büyük rol oynamıştı.[10]

Nasyonal sosyalistler kendilerine özgü mimari bir tarz yaratma yoluna gitmişlerdi. Özellikle de Hitler, mimarlık gibi büyük bir sanat dalını, yakın adamlarından mimar Albert Speer aracılığıyla, kişisel rehberliği altına almıştı. Üçüncü Reich'ta mimari, Antik Roma mimarisine göre neo-klasik tarzda biçimlendirildi. Speer, Almanya'ya özgü bir tarz oluşturmak için çeşitli Roma binalarını gözden geçirdi ve bunlardan aldığı ilhamla Nürnberg'deki devasa miting alanlarıyla Berlin'deki İmparatorluk Merkez Binası'nı inşa etti. Bütün bunları, tasarlanana ancak hiçbir zaman inşa edilemeyen, Roma'daki Pantheon'un devasa bir versiyonu (Volkshalle) izleyecekti. Volkshalle yapılsaydı, nasyonal sosyalizmin yarı dinî merkezi olacak ve “Welthauptstadt” (Dünya başkenti) adını alacak Berlin'in sembolü haline gelecekti. Ayrıca Paris'teki Zafer Takı'ndan defalarca büyük bir yapı da planlanıyordu. Almanya için düşünülen çok sayıda yapı, büyüklükleri nedeniyle hayata geçirilemedi. Bu projeler için ayrılması planlanan kaynaklar savaş yıllarında kullanıldı.[11][12][13]

Üçüncü Reich'ta verilen ulusal eğitim-öğretim, gençliğin fiziksel eğitimini de kapsıyordu. Nasyonal Sosyalist Alman İşçi Partisi'nin alt gençlik kuruluşları, resmî devlet okullarına alternatif sunuyordu. Devlet okullarında zorunlu eğitim gören genç Alman erkekleri ve Alman kızları, katıldıkları gençlik kuruluşlarında —Hitler Gençliği ve Alman Kız Birliği— vakit geçirebiliyor, arkadaş edinebiliyor ve sportif faaliyetlere katılıyorlardı, bu gençlik kuruluşları partiye bağlıydı. Verilen ikincil eğitimin amacı, gençliği ahlaksal ve fiziksel olarak sağlam yetiştirmekti. Okullardaki eğitim müfredatında ise tarihin başta olduğu kültür derslerine çok önem veriliyordu. Ayrıca, Üçüncü Reich'ta sanat, çok iyi bir örnek olarak gösterilebilecek mimari alanında oldukça gelişmişti. Almanya'nın tüm büyük kentlerindeki sokaklarda ve caddelerde, üstlerinde gamalı haç bulunan yüksek beyaz sütunlar ve etkileyici görünüme sahip binalar çevreyi süslüyordu. Gamalı haç bulunan Alman flamaları her yerde dalgalanıyor, bu modern medeniyet görünümüne ilaveten çevrenin yeşillendirilmesi için belediyeler çalışmada bulunuyordu. Bunların yanı sıra, Üçüncü Reich diğer sanat dallarında da oldukça gelişmişti. Bu dönemde Alman edebiyatı Yahudi etkisinden arındırılmak için baskı altına alınmıştı ve ulusal Alman edebiyatçılarının çalışmaları ön plana çıkarılmaya çalışılıyordu. Yahudi yazarların ve nasyonal sosyalizme aykırı eserler çıkarmış edebiyatçıların kitapları meydanlarda yakılıyor, yayımlanmaları yasaklanıyordu. Eğer bir kimse edebiyat, sanat, radyo, film, müzik ya da gazete yoluyla bir şeyler üretecekse, Reich Ticaret Odası'na üye olmak zorundaydı.[14] Alman ulusuna veya Alman İmparatorluğu'nun aleyhine yapılabilecek çalışmalar bu yolla en baştan engellenmiş oluyordu.

Üçüncü Reich'ta 1 Mayıs İşçi Bayramı “Ulusal Emek Günü” (Tag der nationalen Arbeit) ismiyle kutlanıyordu. Nasyonal sosyalistler, komünist çizgideki uluslararası işçi bayramını Alman halkı için uygun bir tarzda şekillendirerek Almanya'nın ulusal bayramı haline getirdiler. İşçi bayramına nasyonal sosyalist bir yorum getirilen yeni kutlamalar, Alman işçi sınıfının coşkulu kutlamalarıyla büyük bir şenlik havasında geçiyordu. 1 Mayıs işçi bayramı 1934 yılından itibaren “Alman Halkının Ulusal Günü” (Nationalfeiertag des Deutschen Volkes) ismiyle kutlanmaya başlandı.[15]

Üçüncü Reich'ın sosyal politikalarından bir tanesi, her Alman ailenin rahat bir yaşam sürmesi için gereken olanakların sunulmasıydı. Bu politikalar arasında, her Alman ailenin ulaşımlarını kolayca sağlamaları için otomobil sahibi olması planı da vardı. Volkswagen'ın öyküsü, 1937 yılında nasyonal Sosyalist Almanya'da Adolf Hitler'in tüm Alman halkını otomobil sahibi yapmak için üretilmesini emrettiği yeni bir otomobil markası projesinin hayata geçmesi ile başlar. Alman halkı için üretilen bu yeni ve kullanışlı otomobillere Volkswagen, yani “Halk Arabası” ismi verilir. Nasyonal Sosyalist Almanya'da halk için üretilen Volkswagen, İkinci Dünya Savaşı'ndan sonra dünyaya ihraç edilen meşhur bir otomobil markası olmuştur.

Silahlı kuvvetler

Nasyonal sosyalizm döneminde Alman savaş sancağı.

Reichswehr, Hitler'e göre bir utanç kaynağıydı. Çünkü Reichswehr zorunlu askere alma işlemi gerçekleştiremiyor, kurmay subay yetiştiremiyor veya İtilaf Devletleri'nin sahip olduğu ağır silahlardan daha ağır bir silah üretemiyordu. Ülkenin asker sayısı jandarma kuvvetleri de dahil olmak üzere 100.000 ile sınırlı tutulmuştu.[16] Hitler öncelikle gelecek vadeden subayları gizlice yurtdışına Kurmay Eğitimi için yolladı. Ardından 1936 yılında Rhein havzasının silahlandırılması ile Versay Antlaşması'nı reddettiğini açıkladı. Hemen ardından ordunun ismini Reichswehr'den Wehrmacht'a çevirdi. Wehrmacht'a hızlı bir sanayi altyapısı sağladı. Wehrmacht'ın araç ihtiyacını Krupp ve Porsche ikilisi karşılarken top gibi ağır silahlar için Rheinmetal'i kullandı. IG Farben tıbbi ve lojistik ihtiyaçları karşılarken, Siemens gibi firmalarda yeni gelişmekte olan elektronik/radar/haberleşme gibi ihtiyaçlara karşılık verdiler. Üç yıl gibi kısa bir sürede Wehrmacht Panzer, Mekanize Piyade, Motorize Piyade tümenlerine sahip oldu. Eski topları ve anti-tank silahlarını PAK serisi ile yenilemeye girişti.

Hitler ve kurmaylarına göre deniz kuvvetleri olası bir savaşta Müttefik kuvvetler ile başa baş mücadele edebilecek bir kapasiteye gelemeyecekti. Esas amacı düşmanı oyalamak ve kaynaklarının ulaşımını engelleyecek bir donanma kurmak istedi bunun için de Plan Z'yi yürürlüğe koydu.Böylece yeni deniz kuvvetlerinin belkemiği ağır ve hafif kruvazörler ile denizaltılar üzerine kuruldu. Buna rağmen Plan Z, iki adet zırhlı kruvazör içermekte ve Ferdinand von Zeppelin gibi bir uçak gemisi yapılmasını da öngörmekteydi.[17]

Versay Antlaşması Almanya'nın hava kuvvetleri bulundurmasını yasaklamakta idi. Ancak anlaşma Hitler tarafından reddedilince kurmaylarının da tavsiyesi ile Luftwaffe'yi kurdu ve güçlendirmeye başladı. Öncelikle kara kuvvetlerinden büyük bir subay transferi gerçekleştirdi. Ardından bazılarına nasyonal sosyalistlerin de öncelik ettiği Junkers, Heinkel, Messerschmitt Focke-Wulf gibi firmalardan hava kuvvetleri için planlar çizmesini ve uçaklar üretmesini istedi. Luftwaffe aynı deniz ve kara kuvvetlerinde olduğu gibi dakik savaşabilecek şekilde tasarlanmıştı. Bunun için Junkers Ju 87 gibi pike bombardıman uçağı ve yakın muharebe araçlarının üretimine öncelik verdi.[18]

Ekonomi

Nasyonal Sosyalist Almanya'nın para birimi, Weimar Cumhuriyeti döneminde de kullanılmış olan Reichsmark idi. Alman ekonomisi, Hitler tarafından görevlendirilen ekonomi bakanı (Aynı zamanda Reichsbank'ın başkanı) Hjalmar Schacht ve Hermann Göring'in bazı özel programları ile oldukça hızlı bir şekilde denge altına alındı. Büyük Buhran'da çok fazla olan işsizlik, %0'lara çekildi. Ayrıca Fransa, Belçika ve Danimarka'dan sayıları milyonları geçen işçiler ülke içinde istihdam edildi. Hitler büyük patronlara gerektiğinde döviz ve ucuz ham madde sağlıyor, buna karşılık onların politik desteğini alıyordu. Savaş başladıktan sonra esirleri de iş gücü olarak yine belli başlı patronlara verdi. Almanya'nın oldukça büyük petrol ve metal açığı vardı. Demir ihtiyacını İsveç ve Norveç'ten, kromu Sovyet Rusya ve Türkiye'den, petrolü ise genellikle Romanya ve Bavyera'dan karşılıyordu. Savaşın sonlarına doğru Romanya'nın düşmesi, Türkiye ve İsveç'in ambargosu ve Norveç ile ticaretin İngiltere Filosu tarafından kesilmesi nedeniyle büyük ham madde sıkıntıları yaşanmıştır. Hitler'in 19 Mart 1945 yılındaki talebi üzerine batıda bulunan sanayi kuruluşlarında sadece üretim kısıtlayıcı önlemler alınırken Sovyetler'e geçebilecek olan sanayi kuruluşları toptan imha edilmesi üzerine Albert Speer'e emrini iletmiştir. Albert Speer ise, Hitler'in bu taleplerini gerçekleştirmemiştir. Speer, yayımladığı bir emirle birlikte bu yıkımı engellemiştir.

Bakanlıklar

Nasyonal Sosyalist Almanya'da 16 bakanlık bulunmaktaydı. Bunlardan 10 tanesi 1933'ten önce de vardı. 6 tanesi ise 1933'te kuruldu.

  • Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı — Reichsarbeitsministerium
  • Beslenme ve Tarım Bakanlığı — Reichsministerium für Ernährung und Landwirtschaft
  • Maliye Bakanlığı — Reichsfinanzministerium
  • Adalet Bakanlığı — Reichsjustizministerium
  • Posta Bakanlığı — Reichspostministerium
  • Ulaştırma Bakanlığı — Reichsverkehrsministerium
  • Ekonomi Bakanlığı — Reichswirtschaftsministerium
  • Dışişleri Bakanlığı — Reichsministerium des Auswärtigen
  • İçişleri Bakanlığı — Reichsministerium des Innern
  • Savaş Bakanlığı (daha önce Millî Savunma Bakanlığı, “Reichswehrministerium”) — Reichskriegsministerium

1933'te kurulan yeni bakanlıklar:

  • Halkı Aydınlatma ve Propaganda Bakanlığı — Reichsministerium für Volksaufklärung und Propaganda
  • Sivil Havacılık Bakanlığı — Reichsluftfahrtministerium
  • Bilim, Eğitim ve Kültür Bakanlığı — Reichsministerium für Wissenschaft, Erziehung und Volksbildung
  • Kilise İşleri Bakanlığı — Reichsministerium für die kirchlichen Angelegenheiten
  • Doğu Toprakları İşgal Bakanlığı — Reichsministerium für die besetzten Ostgebiete
  • Silahlanma ve Mühimmat Bakanlığı (Ekim 1942'de Silahlanma ve Savaş Üretimi Bakanlığı) — Reichsministerium für Bewaffnung und Munition

Sınırların genişlemesi

Savaşın kazanılması durumunda egemenlik altına alınması planlanmış sınırlar.

Ayrıca bakınız

Dış bağlantılar

Kaynakça

  1. Michael Kotulla: Deutsche Verfassungsgeschichte: Vom Alten Reich bis Weimar (1495-1934), Springer, Berlin 2008, § 35 Rn 2432 f. 14 Temmuz 2014 tarihinde Wayback Machine sitesinde arşivlendi.
  2. Klaus Hildebrand: Das vergangene Reich: Deutsche Außenpolitik von Bismarck bis Hitler 1871–1945. Oldenbourg, München 2008, ISBN 3-486-58605-X, S. 704 ff.
  3. Robert Bohn: Die deutsche Herrschaft in den „germanischen“ Ländern 1940–1945, Franz Steiner Verlag, Stuttgart 1997, ISBN 3-515-07099-0, S. 7 28 Eylül 2013 tarihinde Wayback Machine sitesinde arşivlendi..
  4. Faksimile: Reichsarbeitsblatt Jahrgang 1943, Teil I, Nr. 23 vom 15. August 1943, S. 413 17 Ocak 2008 tarihinde Wayback Machine sitesinde arşivlendi..
  5. Fahir Armaoğlu, 20. Yüzyıl Siyasi Tarihi, sayfa 240, 11. Baskı
  6. "The Reichstag Fire and the Enabling Act of March 23, 1933 | Britannica Blog". blogs.britannica.com (İngilizce). 11 Mart 2019 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 17 Eylül 2019.
  7. (www.dw.com), Deutsche Welle. "The law that 'enabled' Hitler's dictatorship | Germany | DW.COM 23 March 2013". DW.COM (İngilizce). 7 Eylül 2019 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 17 Eylül 2019.
  8. Mason, K.J. Republic to Reich: A History of Germany 1918–1945. McGraw-Hill.
  9. Ali Çimen. Tarihi Değiştiren İmparatorluklar. 3. baskı. İstanbul: Timaş Yayınları, 2010. s. 421
  10. Ali Çimen. Tarihi Değiştiren İmparatorluklar. 3. baskı. İstanbul: Timaş Yayınları, 2010. s. 422
  11. Ali Çimen. Tarihi Değiştiren İmparatorluklar. 3. baskı. İstanbul: Timaş Yayınları, 2010. s. 413
  12. Ali Çimen. Tarihi Değiştiren İmparatorluklar. 3. baskı. İstanbul: Timaş Yayınları, 2010. s. 414
  13. Ali Çimen. Tarihi Değiştiren İmparatorluklar. 3. baskı. İstanbul: Timaş Yayınları, 2010. s. 415
  14. Ali Çimen. Tarihi Değiştiren İmparatorluklar. 3. baskı. İstanbul: Timaş Yayınları, 2010. s. 424
  15. "Tag der nationalen Arbeit". 21 Eylül 2015 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 24 August 2015.
  16. "Treaty of Versailles". 5 Ağustos 2009 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 10 Ağustos 2009.
  17. "İngilizce Vikipedi sayfası". 27 Mart 2009 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 10 Ağustos 2009.
  18. ISBN 978-605-5813-17-8, Hitler Kitabı -Hermann Goering ve Mareşal Kesselring'in düşünceleri sonucunda.-
This article is issued from Wikipedia. The text is licensed under Creative Commons - Attribution - Sharealike. Additional terms may apply for the media files.