Din ve Marksizm

Marksizm ve din, Marksizm akımı ile dinlerin karşılık ilişkileri, koşutlukları ve karşıtlıkları ile ilgilenir.

Marksizm, öncelikle politik alanın son derece dar olarak tanımlanmasından yanadır. Yani dil, din, etnik köken, cins, cinsel tercih, politik alanın dışında olmalı, devlet veya politik olanın, hiçbir şekilde bunlarla tanımlanmaması gerektiğini savunur ve bunu demokrasinin asgari koşulu olarak görür. Din kurumu, bu kavramların en önlerinde gelir ve Marksistler, politik olarak dinin politik olmayan olarak tanımlanmasını veya devletin dine hiçbir şekilde karışmamasını savunurlar. Marksistler dinin bir özel hayata ilişkin bir inanç olduğunu, dolayısıyla dine inanma veya inanmama hakkını savunurlar, ama o özel olarak tanımlanmış alanda, yani devletin bütünüyle dışında, epistemolojik anlamıyla dini inanca karşı mücadele etmeyi görevleri görürler.[1]

Sosyalizm ve İslam

Zekât, fitre gibi sosyal eşitlikçi ekonomi politikaları ve anti emperyalist siyasi politikaları yoluyla İslam ile sosyalizm arasında koşutluklar aranması, tarih boyunca farklı ülke ve şartlarda, farklı biçimlerde gündeme gelmiştir.

Bu çabaların en erken uygulamalarından biri olduğu iddia edilen Şeyh Bedrettin ve yandaşları, 15. yüzyıl başlarında Osmanlı Devleti'nde bir ayaklanmaya girişmiş ve başarısız olarak 1420 yılında idam edilmiştir.

Türkiye'de kendilerini Antikapitalist Müslümanlar olarak tanımlayan kişiler, 2012 yılında Kapitalizmle Mücadele Derneği altında örgütlendiler ve Siyasal İslamcılık akımından farklı olarak anti emperyalist bir dünya görüşüyle siyaset yapmaktadır.

Kaynakça

  1. Marksizm Din Ve “Türkiye Solu”, Demir Küçükaydın, Temmuz 2014, Köksüz Yayınları, s.9 ve 11.

Ayrıca bakınız

This article is issued from Wikipedia. The text is licensed under Creative Commons - Attribution - Sharealike. Additional terms may apply for the media files.