Kültepe

Kültepe, Kayseri'de bulunan ve Kaniş (Kanesh) harabelerinin bulunduğu bir antik kent ve ören yeridir. 2014 yılından bu yana Türkiye'deki Dünya Mirası Alanları Geçici listesindedir.[2] Ayrıca Hitit dilinin en erken izleri ile birlikte, MÖ 20. yüzyıla tarihlenen yazılı buluntularla, Hint-Avrupa dil ailesinin en eski izleri keşfedilmiştir.

Arkeolojik Höyük
Adı: Kültepe
il: Kayseri
İlçe: Merkez
Köy: Karaev
Türü: Höyük
Tahribat:
Tescil durumu: Kayseri Kültür Varlıklarını Koruma Kurulu’nun 06.11.1993 / 1621 tarih ve sayılı kararıyla 1. derece arkeolojik sit alanı ilan edilmiştir.[1]
Tescil No ve derece: 423[1]
Tescil tarihi: 08.04.1977[1]
Araştırma yöntemi: Kazı[1]

Kültepe'nin başlıca Hitit ve Asur Şehirleri arasındaki konumunu gösteren harita.(Kanesh)
Kültepe Höyüğü
Kültepe
Kültepe'de (Karum) harabeleri.

Konumu

Kayseri il merkezinin 20 – 21 km. kuzeydoğusunda, merkeze bağlı Karaev ya da Karahöyük, yeni adıyla Kültepe Köyü’nün hemen güneyindedir. Arkeoloji yayınlarına, uzaktan görünümüyle kül rengi bir tepe olması nedeniyle Kültepe adıyla girmiştir. Yakın çevrede ise Karahöyük olarak bilinmektedir. Türkiye’deki diğer Karahöyük adlı yerleşimlerle karışmaması için Kültepe-Karahöyük olarak adlandırılması önerilmektedir. Höyük günümüzde 20 metre yükseklikte, 550 x 450 metre boyutlarında bir tepe yerleşimidir. Yerleşim, 19. yüzyıl sonlarından itibaren büyük tahribat görmüştür. Tahsin Özgüç başkanlığındaki kazıların başlamasıyla koruma altına alınmıştır.[3]

Tespiti ve kazı çalışmaları

19. yüzyılın sonunda, Ortadoğu’da arkeolojik keşif ve kazı faaliyetleri hızlanmıştı. O dönemdeki araştırmacıların pek çok farklı hedefi bulunuyordu: Estetik değeri yüksek arkeolojik eserleri belli başlı Avrupa müzelerine kazandırmak, kutsal kitap coğrafyasının kanıtlanmasına çalışmak, eski Ortadoğu dillerinin çözülmesini sağlamak ve siyasi amaçlı bilgi toplamak gibi... İşte bu araştırmacılar, Osmanlı İmparatorluğu topraklarında gerçekleşen arkeolojik çalışmaların da öncüleri olmuşlardır. Bu yıllarda Avrupa eski eser piyasasında "Kapadokya tabletleri" diye adlandırılan, çivi yazılı kil tabletler satılıyordu. Orta Anadolu’dan geldiği bilinen bu tabletlerin kaynağını bulmak üzere Th. G. Pinches, Ernst Chantre, Hugo Winckler ve H. Grothe, Kültepe’de kısa süreli kazılar yaptılar; ama hedefe ulaşan, Hititçe’nin çözülmesine de katkısı olan Çekoslovak dilbilimci Bedrich Hrozny oldu.

Th.G. Pinches tarafından bulunan kil tabletlerde arkeoloji dünyasına tanıtılmıştı. Daha sonra E. Chantre başkanlığında 1893 – 1894 yıllarında kazılmıştır. Bu çalışmaları 1906 yılında H. Winckler ve aynı yıl içinde H. Grothe'nin, ardından 1925 yılında B. Hrozny’nin kazıları izlemiştir. Tahsin Özgüç başkanlığında 1948 yılında geniş çaplı kazılar başlatılmıştır. Bu çalışmalar 2006 yılından itibaren Fikri Kulakoğlu tarafından yürütülmektedir.[3]

Anadolu’daki en eski yazılı belgeler, 1800’lü yıllarda burada ortaya çıkarıldı. Eski Assurca çivi yazısı metinlerin çözülmesi ve 1948’de başlayıp hâlen devam eden arkeolojik kazılar sayesinde, Hititler öncesinde Anadolu’nun siyasi yapısı, Kültepe ve Kültepe'nin yakın civarında koloni kurmuş olan Assurlu tüccarların varlığı ve günlük hayata dair bilgiler aydınlanmaya başladı.

Tabakalanma

Kazılarda ortaya çıkarılan buluntularla MÖ 3. binyıl başından Roma Dönemi’ne kadar yerleşim olduğu anlaşılmaktadır. Arkeolojik ve tarihsel olarak en önemli yerleşim Asur Ticaret Kolonileri Çağı’ndaki adıyla Kaniş’tir. Yerleşimdeki yapı katları, eskiden yeniye doğru,[3]

Buluntular

Tahsin Özgüç’ün 1948 yılından bu yana yürüttüğü kazılarda ortaya çıkarılan Asur çivi yazılı tabletlerden sadece Ankara Anadolu Medeniyetleri Müzesi’nde ve Kayseri Arkeoloji Müzesi’nde 13 binin üzerinde bulunmaktadır. Genel olarak “Kapadokya Tabletleri” olarak bilinen bu tabletlerden British Museum, Louvre Müzesi ve Amerikan müzelerinde çok sayıda tablet bulunmaktadır.[5]

Tarihlendirme ve yorumlar

Kazılarda ortaya çıkartılan kil tabletler ve diğer buluntulardan MÖ 19. – 17. yüzyıllar arasında Mezopotamya ile Anadolu arasındaki zengin ticari ilişkileri ortaya koymaktadır. Bu haliyle İç Anadolu’daki birkaç önemli yerleşmeden biri olarak görülür. Bu ticari ilişkilerin MÖ 3. binyılın ikinci yarısında, yine zengin bir Hatti kenti olduğu dönemde ortaya çıktığı anlaşılmaktadır.[3] Kültepe, Kızılırmak güneyi için Erken Tunç Çağı’nın tüm evreleri ile Erken Tunç Çağı’ndan Orta Tunç Çağı’na geçişi açıklayan çok değerli bilgiler sunan bir yerleşmedir.[6]

Ayrıca bakınız

Kaynakça

Yararlanılan kaynaklar

This article is issued from Wikipedia. The text is licensed under Creative Commons - Attribution - Sharealike. Additional terms may apply for the media files.