İslamcılık

İslamcılık ya da siyasal İslam, İslam'ın kişisel hayat dışında sosyal ve politik alanlarda da yol gösterici kılınmasını hedefleyen "politik-ideolojik hareketler" olarak tanımlanmaktadır. Modern dönemlerde İslam dini üzerinden hareket edilerek ortaya konulan ideoloji. Siyasal İslam kavramı ile eş anlamlı kullanılsa da bunu aşan ve kültürel yanları da olan bir kavramdır. Panislamizm, İttihad-ı İslam, İslamlaşma kavramlarıyla da eş anlamlı kullanıldığı olmuştur.

Tarihçe

Kökleri itibarıyla Cemaleddin Afgani ve Muhammed Abduh'a dayandırılmaktadır. Bu anlamda anti-emperyalist bir söylemi benimseyen bir ideoloji olarak belirmiştir. Osmanlı coğrafyası üzerinden yeşeren İslamcılık, temel olarak 19. yy'ın ikinci yarısında Namık Kemal, Ali Suavi gibi Genç Osmanlılar'a da dayandırılmaktadır.[1] Ancak bugünkü anlamda daha çok II. Meşruiyet döneminde ortaya çıkmıştır. Sultan II. Abdülhamid'in panislamist siyasetine rağmen, İttihad-ı İslam kavramı daha geniş manada kültür, siyaset ve toplum projesi olarak ortaya çıkmıştır. Esas itibarıyla İslamcılık, batılı güçlerin İslam dünyasına, özellikle askeri ve ekonomik alanlardaki meydan okuyuşunun hız kazandığı 19. yüzyıl ve 20. yüzyıl başlarından Müslüman aydınların aradığı kurtuluş çarelerinden biri olarak ortaya çıkmıştır.

Kavramı Türkiye'de ilk kullanan Babanzade Ahmed Naim'dir. O da olumsuz anlamda kullanmıştır.[1]

Kavram üzerinden mutabakat bulunmamaktadır. Vehhabi İslamcılığı, Selefi İslamcılığı, İrancı İslamcılık, Sufi İslamcılık gibi farklı eğilimleri de kapsamakla birlikte, bu bakış genel bir bakıştır. İslamcılar Kur'an ayetleri üzerinde tek bir yoruma sahip homojen bir grup değildir.

İslam merkezli bir siyaset ve kültürün uygulanması temel hedefi çerçevesinde, İslam dünyasının bağımsız hareket etmesi, Batı sömürgesinden kurtulması, askeri ve idari anlamda Batı etkisinden uzaklaşılması gibi temel argümanlara sahiptir.

Günümüz dünyasında kendisini İslamcı olarak nitelendiren farklı tipte, farklı yöntemleri benimsemiş çok sayıda grup bulunmaktadır. Sudan'da Eş-Şebab, diğer bölgelerde El-Kaide gibi silahlı örgütlerin yanında Irak ve Şam İslam Devleti (IŞİD) gibi örgütler de bu çerçevede bir söylem kullanmaktadır. Ancak genel olarak İslamcılığın entelektüel bir çerçeveden hareket ettiği, modern dünya ve demokratik tavra karşı bir uyumu sergilediği görülmektedir. Türkiye'de Millî Görüş, Tunus'ta Gannuşi gibi daha çok siyasi, kültürel, iktisadi önerileri olarak toplum hareketleri İslamcı olarak görülebilecektir. Üzerinde hala mutabık olunmayan akımın, net olarak silahlı örgütlerle bağının kurulamayacağı söylenebilir.

Önemli figürler ve düşünce yapıları

İslamcılıkta önemli ve öne çıkan figürler; Cemaleddin Efgani, Reşid Rıza, Muhammed Abduh gibi yazarların eserlerinde geleneksel İslam düşüncesi ve anlayışının eleştirisiyle ilk nüvelerini göstermeye başlamıştır. 20. yüzyılda da Muhammed İkbal, Seyyid Kutub, Ali Şeriati, Ayetullah Humeyni, Mevdudi gibi isimler İslam düşüncesine katkıda bulunmuşlardır. Türkiye'de ise Said Halim Paşa, Mehmet Akif, Babanzade Ahmed Naim ilk dönem İslamcıları arasında yer alırken, 1950 sonrasında ise Necip Fazıl, Sezai Karakoç, Cahit Zarifoğlu gibi isimler İslamcı hareketin önde gelen isimleri olmuşlardır.

Söz konusu yazarların eserlerinde görülmeye başlanan dindeki doğaüstü bazı ifadelerin "hurafe" ile nitelendirildiği, geleneksel dini otoritelerin eleştirildiği ve hurafelerden arınmış Kur'an'ı yeniden anlamaya ihtiyaç duyulduğu anlayışı tüm Müslüman ülkelerde yankı bulmaya başlamış, dönemin Osmanlısında da dindarlıklarıyla bilinen bir kısım âlim de bu görüşlerden etkilenmişlerdir. Bunun neticesinde Mustafa Sabri Efendi, Necip Fazıl Kısakürek ve daha birçok şair, bilgin ve yazar Müslümanlar ile İslam arasındaki ayrımı güçlü bir şekilde vurgulayıp dönemin İslam anlayışının İslam toplumlarını geri bıraktığı şeklinde bir yaklaşımı savunmaya devam etmişlerdir.

İslamcılığın diğer ideolojiler gibi modern bir ideoloji olduğu gerekçesiyle geleneksel İslam'a dönüşü savunan çevreler de İslamcılık eleştirisi ortaya koymaktadır. Konuyla ilgili çalışmalar yapan İsmail Kara'ya göre her Müslüman'ın İslamcı olmayacağı, ama her İslamcının Müslüman olması gerekir.[2]

Galeri

Ayrıca bakınız

Kaynakça

  1. İsmail Kara: http://sabahulkesi.com/ismail-kara-ile-islamc%c4%b1l%c4%b1k-%c3%bczerine-ahmet-faruk-%c3%a7a%c4%9flar/ 30 Ekim 2016 tarihinde Wayback Machine sitesinde arşivlendi.
  2. "Arşivlenmiş kopya". 30 Ekim 2016 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 29 Ekim 2016.

Konuyla ilgili yayınlar

  • Kemal Karpat: İslam'ın Siyasallaşması
  • Hamza Türkmen: Türkiye'de İslamcılık ve Özeleştiri
  • Hamza Türkmen: Türkiye'de İslamcılığın Kökleri
  • Mümtaz'er Türköne: İslamcılığın Doğuşu
  • Tarık Zafer Tunaya: İslâmcılık Akımı
  • Tanıl Bora (haz.): İslâmcılık: Modern Türkiye'de Siyasi Düşünce (Ciltli) 6
  • İsmail Kara: İslâmcılık Düşüncesi
  • Ercan Yıldırım: Neoliberal İslamcılık
This article is issued from Wikipedia. The text is licensed under Creative Commons - Attribution - Sharealike. Additional terms may apply for the media files.