Konstantinopolis Surları

Konstantinopolis Surları, günümüzde İstanbul sınırları dahilinde olan Konstantinopolis'i çevreleyen ve Doğu Roma zamanında yapılmış şehir surlarıdır. Şehri çeviren surlar tarihte 5. yüzyıldan başlayarak inşa edilmiş, yıkılmalar ve yeniden yapmalarla dört defa elden geçmiştir. Son yapımı MS 408'den sonradır. II. Theodosius (408-450) zamanında İstanbul surları Sarayburnu'ndan Haliç kıyısı boyunca Ayvansaray'a bu taraftan ve Marmara kıyısı boyunca Yedikule'ye, Yedikule'den Topkapı'ya, Topkapı'dan Ayvansaray'a uzanıyordu.

İstanbul'un Tarihî Alanları
UNESCO Dünya Mirası
Konum  Türkiye
Kriter Kültürel: i, ii, iii, iv
Referans 356[1]
Tescil 1985 (9. oturum)
Bölge Avrupa ve Kuzey Amerika
Kostantiniyye ve surlar
II. Theodosius surları

Duvarlar ve burçlar

Surların uzunluğu 22 km'dir. Haliç surları 5,5 km, kara surları 7,5 km, Marmara surları 9 km'dir.

Kara surları üç bölümden oluşur: hendek, dış sur, iç sur. Hendekler bugün tarım alanı olmuştur. Sura bitişik ve 50 m aralıklarla kara surları tarafında, birçoğu yıkılmış, çatlamış durumda 96 burç bulunmaktadır. Bu burçlar, boydan boya uzanan sur duvarlarından 10 metrelik çıkıntıda, çoğunlukla kare planlı ve 25 m yüksekliğindedir. Pencereleri, tonozları, kapıları vardır. İç surlarla dış surlar arasında kapı ve merdiven bulunur. İç surlar ve burçlarda kefeki taşı ve tuğla kullanılmıştır.

Dış surlar ise sandık vaya kazamat duvardır. Dış surlarda daha küçük ve büyük burçlar arasına gelmek üzere küçük burçlar vardır. Bütün bu hendek, burç, dış ve iç surların toplam eni 70 m'dir. Surların içinde dehlizler ve küçük oyuklar vardır.

Marmara ve Haliç surlarının önündeyse hendek ve dış sur yoktur. Bu surların kalınlığı 5 m, yüksekliği 15 m'dir. Burçlar 20 m'dir, Marmara tarafında 103, Haliç tarafında 94 burç vardır. Marmara tarafı surları boyunca Sirkeci-Halkalı Banliyö Tren Hattı çalışmaktadır.

Bu burçlardan bazıları tarihî ün taşır: Yedikule, Sulukule, Anemas, İsaakios.

Deniz surları

Deniz duvarlar Propontis (Marmara Denizi) ve Haliç (Χρυσοῦν Κέρας) taraflarından şehrin etrafını çevirmekteydi. Her ne kadar özgün Byzantium şehrinin deniz surlarının olduğu bilinse de[2] ayakta kalan Ortaçağ surlarının inşasının kesin tarihi tartışma konusudur. Uzun süre, deniz surlarının ana kara surlarını inşa eden I. Konstantin tarafından yaptırıldığı düşünülüyordu.[3] Ancak, bu inşaat için ilk gerçek referans 439 yılında, şehir valisi Cyrus Panopolis'in kara surlarının onarımı ve denize doğru olan tarafın tamamlanması emri oldu.[4] Bu etkinlik kesinlikle aynı yıl, Kartaca'nın Vandalların eline geçmesi ve Akdeniz'de bir deniz tehdidinin ortaya çıkması sinyallerinden ayrı değildir.[5][6] Yine de deniz surları 700 yılı civarına kadar özellikle belirtilmemiştir.[7]

Deniz surları mimari açıdan Theodosius Surları ile benzer, ama daha basit yapıda inşa edilmişlerdi.

Kara surlarına kıyasla daha alçak olan deniz surları limanların iç kısmını da koruyan tek bir duvar halindeydiler. Haliç surları, Haliç'in girişinde İmparator III. Leon tarafından yaptırılan, yüzen variller tarafından desteklenen ağır bir zincir ile korunmaktaydı. Bu zincirin bir ucu günümüzde Sirkeci bölgesinde yer alan Eugenius Kulesi, diğer ucu ise Galata'da yer alan ve alt katı daha sonra Yeraltı Camii'ne dönüştürülen geniş kare kuleye bağlıydı.[8]

Varlığın en erken yüzyıllarından beri İstanbul defalarca deniz yönünden tehditlerle karşı karşıya kalmıştır. I. Justinianus'un savaşları'ndan sonra, Akdeniz'in yeniden bir "Roma gölü" haline gelmesi bu tehditleri bir süre için durdursa da Avarlar ve Sasani Persleri tarafından kentin ilk kuşatması sırasında ilk defa bir deniz savaşında şehir tehdit altına girmiştir. Önce Suriye ve Mısır'ın, ardından da Girit'in Araplar tarafından ele geçirilmesi, yeni bir deniz tehdidini ortaya çıkarmış, bu durum da ardışık imparatorların deniz surlarına önem vermesine sebep olmuştur. Deniz surları III. Tiberius veya II. Anastasios tarafından erken 8. yüzyılda restore edilmiştir.[9] Ardından II. Mihail tarafından geniş çaplı bir yenileme başlatılmış, bu yenileme surlar daha da yükseltilerek onun ardılı Theophilos tarafından tamamlanmıştır.[10] Her şeye rağmen Dördüncü Haçlı Seferi sırasında Venediklilerin deniz surlarını aşabilmesi, deniz surlarının İstanbul savunmasında hala zayıf nokta olduklarını ortaya koymuştur.[11] Bu deneyim sonrasında, VIII. Mihail deniz surlarını yükseltip güçlendirmeye önem vermiştir. Bu faaliyetin ana sebebi, Sicilya Kralı Charles d'Anjou tarafından olası bir işgal tehdididir.

Kapılar

Belgrad kapı, ikinci büyük askeri kapıdır.

İstanbul surları boyunca ana kapı ve yan kapılar vardır. Kapılar, duvarda 5 m genişlikteki bir kemer altındadır. Ana caddelerin geçtiği Topkapı ve Edirnekapı dışındaki kapılar yan yana iki arabanın geçemeyeceği kadar dardır. Bu kapıların mermer kaplı içleri, ahşap kapıları vardı. Sur üstüne çıkmak için yapılmış merdivenler kapıların iç tarafında sağda ve soldadır. Kapı duvarları içindeki boşluklarda, ana kapının kapatılmasında kullanılan demir kapı yahut parmaklıklar bulunurdu. Ayrıca ana kapıların bazılarında bir dış kapı olurdu. Bunların birçoğu tarihte kaybolmuştur. Bazı kapılar üzerinde kitabeler durmaktadır ama bunlar Osmanlı'dan kalmadır. Dış kapıyla iç kapı arası 25 m'dir.

Topkapı Sarayı kapısından başlayarak Haliç'e, buradan Yedikule'ye ve tekrar Topkapı Sarayı'na dolanan duvarların kapıları şöyledir:

İstanbul surlarında 50 kapı ve 300 burç vardır ve bir kısmı kaybolmuştur. Dış kent Galata tarafındaki surların da kapıları vardı: Kurşunlumahzen, Karaköy, Balıkpazarı, Yağkapanı, Kürkçükapı, Azapkapı...

İstanbul çevresini güçlendirme

Cristoforo Buondelmonti'ye ait Liber insularum Archipelagi'nin Marciana Kütüphanesi'nde yer alan ve 1420'ler ile 1430'lar civarına tarihlenen kopyasındaki Konstantinopolis ile Galata haritası

Çeşitli dönemlerde pek çok güçlendirme çalışmaları İstanbul civarında yapıldı. Şehrin ana duvarları boyunca savunma sistemini tamamlayıcı unsur oldukları söylenebilir. Bunların ilki ve en büyükleri 56 km uzunluğunda olan Anastasian Duvarı'dır. 5. yüzyıl ortasında Konstantinopolis'in 65 km batıya doğru olan kısmında dış savunması için yapılmıştı. Bu duvar 3,30 metre kalınlığında ve 5 metre yüksekliğindeydi. Fakat onun geçerliliği sınırlıydı. Bir zaman sonra 7. yüzyılda terk edildi. Onun malzemeleri yerel bina yapımında kullanıldı. Fakat bazı parçaları hala mevcuttur.

Galata Surları

Galata Surları'nın kalıntısı

Galata, Bizans döneminde Sykai'nin dış mahallesi olduğu zamanlar güçlendirilmedi. Haliç'in ağzında boydan boya uzanan zinciri koruma görevi yapıyordu. Mamafih, 1204 yılında şehrin zayıflaması sonrası Galata, bir Venedik mahallesi haline geldi ve daha sonra Ceneviz Cumhuriyeti'nin kolonisi oldu. Bizanslıların itirazlarına rağmen Bizans kontrolü dışında, Cenevizliler mahallelerini kale hendeği ile çevirmeyi başardılar. Koloni etrafındaki kale tipi evlerini kendi yarattıkları ilk duvar ile birleştirdiler. Galata Kulesi ile diğer sur uzatmaları 1349 yılında kuzey kısımda yapıldı. Daha sonraki sur genişletmeleri 1387, 1397 ve 1404 yıllarını takip etti. Kabaca yamuk (trapezoid) bir şekilde yapılan bir genişleme onlara geniş bir kapalı alan sağlıyordu. Genişleme, Azapkapı'dan kuzeye Şişhane'ye oradan Tophane'ye ve daha sonra Karaköy'e doğru oldu.

Anadolu ve Rumeli Hisarları

Anadolu ve Rumeli ikiz hisarları, Boğaziçi'nin en dar noktasında olup İstanbul'un kuzeyinde uzanır. Osmanlılar tarafından hayati su yolu olan Boğaz trafiğini kontrol etmek ve İstanbul'a son nihai saldırıyı hazırlamak için inşa edildiler. Anadolu Hisarı ilk zamanlarda Akçehisar ve Güzelcehisar olarak adlandırılıyordu. 1395 yılında Sultan I. Bayezid tarafından inşa ettirildi. Başlangıçta 25 metre yüksekliğindeydi. Kabaca beşgen gözlem kulesi duvar ile kuşatıyordu. Daha geniş ve komplike olan Rumeli Hisarı, 1452 yılında dört aylık bir sürede Sultan II. Mehmed tarafından yaptırıldı. Üç tane geniş ve bir tane küçük kule içerir. 13 küçük gözlem kulesi ile güçlendirilmiş duvar ile bağlantılı olarak ana kulesinde toplar monte edilmiştir. Hisar, Osmanlılara boğazı geçen gemileri kontrol etme imkânı veriyordu. Bu rol açıkça onun orijinal ismini çağrıştırıyordu: boğaz kesen (cutter of the strait). Konstantinopolis'in zapt edilmesinden sonra hisar gümrük kontrol noktası ve özellikle İmparatorluk ile savaşta olan elçilikler için hapis yeri olarak hizmet verdi. 1509'daki geniş kapsamlı zarar veren depremden sonra tamir edildi ve 19. yüzyıl sonuna kadar sürekli olarak kullanıldı.

Altınkapı ve Yedikule Hisarı

Yedikule hisarı 1827

Altınkapı ya da Yaldızlıkapı (Modern Yunanca: Χρυσεία Πύλη, Chryseia Pylē; Latince: Porta Aurea; İngilizce: Golden Gate) İstanbul kara tarafı surlarının, Yedikule kesiminde imparatorların zafer alayı başında şehre giriş yaptıkları ana tören kapısıdır. Batıda Trakya yönünde uzanan şehirler arası Via Egnatia denilen yol bu kapı önüne kadar gelir ve kapıyı aştıktan sonra şehrin içindeki Mese adı verilen ana cadde ile Ayasofya önündeki Augustaion isimli meydana ulaşırdı. II. Theodosius döneminde, Doğu'nun Praetorian Prefect'i olan Anthemius tarafından yapılan başkentin surlarının yeniden güçlendirilmesi girişimiyle birlikte, Via Egnatia'nın genişletilmiş kent bölgesine girişinde bir kapı inşa edilmiştir. Bu kapı, arazinin yüksek bir noktasında yer almasından dolayı önemi artar ve daha sonraki yıllarda kentin ana kapısı, özellikle de imparatorun kente giriş törenlerinde kullandığı kapıdır. 425 yılında İoannes Primikerios’un zaferinin ardından yapıya adını veren altın yaldızlı kapı kanatları takılmıştır. Kapının üzerinde Theodosius'un heykelleri, Nike ve bir fil koşumlu araba yer almaktaydı. Kapı girişinin üzerindeki altın kaplamalı bronz harflerden kitabeler bulunmaktadır.

Kapının arkasındaki ilk hisarın I. İoannis'in hükümdarlığı döneminde inşasına başlandı ve I. Manuil zamanında bitirildi. Hisarın beş kulesi vardı. Bu nedenle beşgen olarak isimlendirildi. Dördüncü Haçlı seferinde şehrin düşmesi üzerine tahrip edildi. Tekrar 1350 yılında VI. İoannis döneminde yapıldı. Yeni hisar beş adet sekiz kenarlı kule ihtiva ediyordu ve altın kapının iki mermer kulesi ile birlikte toplam yedi, bilinen yedi kule oluyordu. Bununla birlikte 1391 yılında V. İoannis, Sultan I. Bayezid tarafından hisarı temelinden yıkmaya zorlandı, aksi halde Osmanlıların elinde esir olan oğlu Manuil'in gözlerinin kör edileceği tehdidi ediliyordu. İmparator VII. İoannis hisarı tekrar inşa etmeyi denedi fakat bu sefer de Sultan II. Murat tarafından engellendi. Konstantinopolis'in Osmanlı İmparatorluğu tarafından son olarak zaptından sonra, Sultan II. Mehmed 1457 yılında onu tekrar yedi kule hisarı olarak yedi kuleli inşa etti. Hisar Osmanlı döneminde hazine dairesi ve devlet büyüklerinin esir yeri olarak kullanıldı. Bunların içinde dikkati çeken en önemli esir Genç Osman (II. Osman) idi. Burada esir olarak tutuldu ve yeniçeriler tarafından 1622 yılında idam edildi.

Kaynakça

  1. 1 http://whc.unesco.org/en/list/356
  2. Necipoğlu (2001), pp. 22–24
  3. cf. Van Millingen (1899), p. 179
  4. Meyer-Plath & Schneider (1943), pp. 152f.
  5. J.B. Bury (1923) p. 72 13 Temmuz 2011 tarihinde WebCite sitesinde arşivlendi
  6. Necipoğlu (2001), p. 24
  7. Necipoğlu (2001), pp. 24-25
  8. Turkish Ministry of Culture and Tourism article on the Walls
  9. Necipoğlu (2001), p.25
  10. Norwich (1997), p. 78
  11. Britannica, vol. VII, p. 5

Kaynakça

  • AnaBritannica, "istanbul surları", c.12, Ana Y. İstanbul 1988.
  • Eser Tutel, Haliç, Dünya Y., İstanbul 2000.
  • Haldun Hürel, İstanbul'u Geziyorum Gözlerim Açık, Dharma Y., İstanbul 2005.
  • Necdet Yılmaz-Coşkun Yılmaz, İstanbullu Sahabeler, Bilge Y., İstanbul 20
  • Tekin Gün, İstanbulun Surlarının Sırları Belgeseli,12 Mayıs 2012

Dış bağlantılar

This article is issued from Wikipedia. The text is licensed under Creative Commons - Attribution - Sharealike. Additional terms may apply for the media files.