Tuncay Güney

Tuncay Güney (kod adı: İpek, d. 25 Ağustos 1972, Gölet köyü, Kargı, Çorum),[1] Türk casus, gazeteci, televizyoncu, New York Institute isimli web sitesinin genel yayın yönetmeni. JİTEM, Ergenekon,[2][3]Gülen cemaati[4] ve İşçi Partisi'nin[4] içine sızdığı ve burada edindiği bilgileri Mehmet Eymür'e ulaştırdığı iddia edilmektedir.

1990'lı yıllarda çeşitli gazete ve televizyonlarda çalışan Tuncay Güney, 2001'de otomobil dolandırıcılığı iddiasıyla gözaltına alınmıştır. 2008'de açılan Ergenekon davasında, Güney'in 2001 yılında işyerinde bulunan belgeler büyük önem teşkil ediyor.[4] Davanın iki iddianamesinde adı yüzlerce defa geçen[5][6] "Ergenekon'un kilit ismi" Güney davada sanık ya da tanık değil firarî şüpheli olarak görünüyor.[4][7]

Bağlantıları

Millî İstihbarat Teşkilatı

"Sabah gazetesinin 26 Kasım 2008 tarihli haberine göre"; Millî İstihbarat Teşkilatı İstanbul Bölge Başkanı Galip Tuğcu 1990 yılında Tuncay Güney'in MİT'e katılmasını sağladı. MİT'in Gerici Faaliyetler Şubesi'nde görev yapan Güney daha sonra İran Masası'na geçti.[8] Görevi 1992'de değiştirilen Güney'e Ergenekon ve JİTEM'in içine sızma görevi verildi. Bu sırada Güney, görevini Ağrı'da sürdüren Albay Veli Küçük ile tanıştı. 28 Şubat süreci ve Susurluk skandalının gündemde olduğu bu dönemde elde ettiği önemli bilgileri, MİT'in çalışma merkezi olarak bilinen Dolmabahçe Sarayı Harem Dairesi'ne iletti.[3]

Tuncay Güney'in bir dönem MİT'le olan ilişkisi 2008 yılı Kasım ayına kadar bilinmiyordu. Ergenekon davasının 16. duruşmasında mahkeme heyeti, MİT belgelerinde Tuncay Güney İpek olarak yer alan kişinin Tuncay Güney olup olmadığını Millî İstihbarat Teşkilatı'ndan sorulması kararını aldı.[9][10][11] Bu karardan birkaç gün sonra Sabah gazetesinin manşetinden "Tuncay Güney MİT'in İpek'iydi" başlıklı bir haber yayınlamasyla Tuncay Güney'in eski MİT mensubu olduğu iddiası ortaya atıldı.[3] MİT daha sonra Ergenekon davasına bakan mahkemeye gönderdiği yazıda Tuncay Güney ile Tuncay Güney İpek'in aynı kişi olduğunu,[2][12] bu kişinin zaman zaman İpek soyadını kullandığını ve kişinin nüfusa da Tuncay Güney olarak kayıtlı olduğunun bildirildiğini ifade ederek MİT belgelerinde adı geçen kişinin Güney olduğunu doğruladı.

Kontrterör Daire Başkanı Mehmet Eymür Tuncay Güney'i tanımadığını söylese de Eymür, Ergenekon soruşturması sürecinde ortaya çıkan Güney hakkındaki MİT belgesinin içeriğini 2000 yılında internet sitesinde yayımlamış ve Güney'in ‘çift meslekli gazeteci’ olduğunu anlatmıştı. Eymür, Güney’i ‘Tunca’ kod adıyla nitelendirdiği yazısında da, o dönem ikinci meslekleri gazetecilik olan iki kişi arasındaki konuşmada JİTEM için çalıştığını söyleyen Tunca, İbrahim Şahin ile Abdullah Çatlı ile birlikte göründüğü bir fotoğrafı medyaya kendisi tarafından sattığını anlatıyor.[13][14][15] Akşam gazetesinin o dönemde genel yayın yönetmeni olan Behiç Kılıç ta "Güney, arşivden aldığı birtakım fotoğraflarla dönemin Başbakan'ı Mesut YılmazAbdullah Çatlı'yla birlikte gösteren bir fotomontajı Yılmaz'a muhalif bir milletvekiline sattığını" söylemektedir.[4]

Millî İstihbarat Teşkilatı, Sabah'ın haberi üzerine bir basın açıklaması yayınladı. Yapılan açıklamada MİT, haberde yer alan belgelerin teşkilata ait olduğunu doğrulanmış olduğunu belirtmiştir. Ancak Tuncay Güney'in o dönem şüpheli faaliyetlerinden dolayı dikkati çeken ve üzerinde çalışma yapılan bir kişi olduğundan kayıtlı bir haber kaynağı olmadığı, Kontrterör merkezinin 1997'de lağvedildiği ve sorumluları ile birlikte kuruluş şemasından çıkartıldığı belirtilmiştir.[16] Güney ise Sabah'ın haberi ve MİT'in açıklaması üzerine kendisine MİT elemanı olup olmadığı sorulduğunda "Konuşmak için erken olduğunu, konuşup MİT ile karşı karşıya gelmek istemediğini ve çalışmalarını MİT yasası gereği anlatmayı doğru bulmadığını söyledi.[17] Ağustos ayında bir açıklama daha yapan MİT, Tuncay Güney'in kurumda çalışmadığını açıkladı.[18]

Eski Millî İstihbarat Teşkilatı görevlisi Mahir Kaynak, MİT'in açıklaması üzerine, davanın seyrini değiştirmek için Tuncay Güney'in aracı olarak kullanıldığını ileri sürdü.[19] Sonuç olarak Mehmet Eymür kendi internet sitesinde Güney'i tanımadığını[20] sonra da Tuncay Güney'in hiçbir istihbarat servisine üye olmadığını ileri sürmüştür.[21]

Ergenekon davasının 32. duruşmasında Strateji dergisinde bir dönem Güney ile beraber çalışan Ümit Oğuztan, Güney’in PKK taraftarı aşırı sağ gruplar ile cemaatlere girip çıkan bir muhabir olduğunu öne sürmüş, “Bir keresinde dergide oturuyordu, bir telefon geldi, yüzü kireç gibi oldu. Ne olduğunu sordum. ‘Mehmet Eymür beni aradı, niye arıyor ki beni?’ diye cevap verdi” demiştir. Güney’in o dönemin siyasi parti liderleri Necmettin Erbakan, Tansu Çiller ve Mehmet Ağar ile de sıkça görüştüğünü öne süren Oğuztan, Güney’in Susurluk sürecinde ifade verdiğini ve kendisine bu durumdan çok korktuğunu anlattığını belirtti.[22]

Ergenekon

Güney'in iddialarına göre Samanyolu televizyonunda Gündemdekiler adlı programı yaptığı sıralarda, bir Harp Okulu öğrencisi sayesinde emekli Albay Necabettin Ergenekon ile tanıştı. Albay Ergenekon kendisinin 1982'de emekli olduğunu söyleyerek, Güney'i tanımadığını belirtmiştir. Ancak Güney, Necabettin Ergenekon aracılığıyla Veli Küçük'le tanıştığını da ileri sürmektedir.[4][23] HBB isimli televizyonda çalıştığı sıralarda Güney, burada Veli Küçük’ün adamları olduğunu söylediği Behiç Kılıç ve Selahattin Sadıkoğlu ile tanıştı ve bu kişilerle birlikte Akşam gazetesine geçti. 1996 yılında Akşam'dan da ayrıldı.[24]

Sabah gazetesinin haberine göre, Veli Küçük tarafından gazeteci kimliği altında; Mesud Barzani, Celal Talabani, Hizbullah lideri Fadlallah ile Hasan Nasrallah gibi liderlere bilgi edinmesi amacıyla JİTEM adına gönderilmişti. Ancak Güney, edindiği bilgileri önce MİT'e veriyor, ardından MİT`in bilgisi dahilinde JİTEM ile iletiyordu.[3]

Sabah'ın başlık kısmını yayınladığı belgenin tamamını birkaç hafta sonra Bugün gazetesi de yayımladı. 7 Şubat 1997 tarihli olduğu anlaşılan belgeye göre Güney'i takip eden MİT elemanları, Güney'in Veli Küçük'ün emrinde JİTEM'de çalıştığını da belirten bir rapor yazmıştı.[25] [26] [27]

Tuncay Güney Samanyolu TV'de çalıştığı dönemde, günümüzde pek çok yöneticisi Ergenekon sanığı olan İşçi Partisi ile de ilişki kurmuştur. Ulusal Kanal'ın Genel Müdürlüğü görevini yöneten Ferid İlsever, 1990'lı yıllarda Güney'in İP yayın organı olan Aydınlık dergisine gidip geldiğini söyleyerek bu bilgiyi doğrulamıştır.[4] Güney, kendisinin 2001'deki sorgusunun ardından Türkiye'de kalmasının Adil Serdar Saçan ve Ergenekon'un çıkarına olmadığından, İP Merkez Karar Kurulu üyesi Adnan Akfırat ve bir emniyet yetkilisinin çıkışını kolaylaştırdığını da ileri sürmüştür."[4]

1 Mart 2001'de otomobil kaçakçılığı ile ilgili bir operasyonda Ümit Oğuztan ve eniştesi Adem Taşdemir ile birlikte Emniyet Müdürlüğü Asayiş Şube Müdürlüğü tarafından gözaltına alındı.[28] Bu gözaltının nedeni ise; Timur Büyükölmez adlı vatandaşın, bir jeep alım satımıyla ilgili olarak Erdal Güventürk ve Orhan Sonuç adlarındaki iki polis tarafından dolandırıldığı iddiasıyla Fatih Cumhuriyet Başsavcılığı'na başvurması, bu başvuru sonucu yapılan soruşturmada kendilerini polis olarak tanıtan bu kişilerin Güney ve Adem Taşdemir olduğunun ortaya çıkması nedeniyledir.[4][29] Bunun üzerine düzenlenen operasyonda, olaya karıştığı düşünülen kişiler gözaltına alındı. Güney’in evinde yapılan aramada, 2 ruhsatsız tabanca, 115 sahte diploma ve 36 adet fişek ile üzerinde Güney adına düzenlenmiş sahte kimlikler ve birçok farklı belge ele geçirildi. 6 Mart 2001’de Güney’le beraber suça karıştığı düşünülen Teğmen Murat Oğuz’un Hasdal Kışlasında bulunan birliğindeki odasında ve evinde arama yapıldı ama herhangi bir suç unsuruna rastlanılamadı. Gözaltında bulunan Ümit Oğuztan ile Güney’in Strateji dergisindeki işyeri ve Güney'in evinde gerçekleştirilen aramada ise Ergenekon örgütü ile ilgili 6 çuval büyüklüğünde belge bulundu. Şüpheliler önce Gayrettepe'de bulunan Asayiş Şube Müdürlüğü'nde sorgulandı. Tuncay Güney, birkaç gün sonra resmî kayıtlara göre "ifadesinde Susurluk olayı ve bir kısım organize suç örgütleriyle ilgili beyanda bulunduğunun tespiti üzerine"[28] İstanbul Organize Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü'ne sevk edildi. Güney, kendisini sorgulayan Organize Şube Müdürü Adil Serdar Saçan'a Ergenekon hakkında detaylı bilgiler verdi.[4][29][30][31]

Yapılan soruşturmanın sonucunda 4 zanlı hakkında 16 Mayıs 2001 tarihinde İstanbul Devlet Güvenlik Mahkemesi Cumhuriyet Başsavcılığı’nca cürüm işlemek için teşekkül oluşturmak, sahte nüfus cüzdanı kullanmak,sahte resmî evrak kullanmak, memuriyet unvanının gaspı ve dolandırıcılık suçlarından iddianame düzenlendi. Davanın iddianamesine göre; Güney, Hasdal Kışlası’nda görevli Teğmen Oğuz’la lüks ve pahalı araçlara sahte ruhsat ve plaka hazırlamaya karar verdi. Bu teklifi Güney’in kayınbiraderi Adem Taşdemir'de kabul etti.[29] Bu sırada, emekli emniyet müdürü Ümit Bavbek, Güney’in yardımını istedi. Bavbek, o sıralar güvenlik müdürlüğünü yaptığı iş adamı Korkmaz Yiğit’in, Akın Birdal'a Türk İntikam Tugayı adına düzenlenen suikastın azmettiricisi Semih Tufan Gülaltay tarafından tehdit edildiği belirtti. Güney Bavbek'in isteğini kabul etti. Bavbek, daha sonra Teğmen Oğuz ve Güney’e emekli olmasına az bir süre kalmış Tuğgeneral Veli Küçük’e hediye edilmek üzere bir cip verdi. Küçük cipi kabul etmedi ve Güney ile Oğuz, alacaklarına karşılık olarak otomobile el koydu. Cipin plakasının sahte olduğu anlaşıldı. Ardından Güney ile Oğuz cipi iki farklı kişiye sattı ve bu iki kişiden ayrı ayrı peşinat aldı. Otomobili alan kişiler durumu anlayınca şikayetçi oldu.[29]

Güney'in bu sorgusunda Teğmen Murat Oğuz ile birlikte arsa dolandırıcılığına karıştığı anlaşıldı. Güney, Oğuz'la 1997'de askerliğini yaparken tanışmıştı. Güney ve Oğuz, kendilerini JİTEM'in görevlisi Albay olarak tanıtmış, İl Özel İdare'sine ait köy plajı ile köy arazilerini üçüncü kişilerin ele geçirmesine aracılık etmek amacıyla Kilyos Kısırkaya köyü muhtarıyla anlaşmışlardı. Kısırkaya köyü muhtarı da bu iddiayı doğrulamaktadır.[4] Oğuz'un 2001'de askerliğini yaptığı dönemde Hasdal Kışlası'nda Ergenekon Operasyonu'nu başlatan Ümraniye'deki el bombalarının sahibi Oktay Yıldırım ve yine aynı davanın sanıklarından olan Albay Fikri Karadağ'da bulunmaktadır. Aynı yıl Üzeyir Garih cinayeti'ni işleyecek olan Yener Yermez ise Hasdal'da Teğmen Oğuz'un çaycılığını yapmaktaydı.[32]

Güney, Mart 2001'deki bu operasyonun Adil Serdar Saçan'ın elindeki Ergenekon'un belgelerine ulaşmak için düzenlediği bir komplo olduğunu savunmaktadır.[4] Güney gözaltında tutulduğu 9 gün boyunca cinsel organına elektrik verme gibi ağır işkenceler yapıldığını söylemektedir.[33] Adil Serdar Saçan ise Güney'in bu suçlamalarını reddetmiştir.[34] Ancak daha sonra bilirkişi raporuyla Saçan'ın Tuncay Güney'e işkence ettiği kesinleşmiştir.[35] Adil Serdar Saçan hakkında bu olayın dışında da birçok işkence suçlaması bulunmaktadır.[36] 2001'de kendisi hakkında dolandırıcılık suçundan dava açılmasına[29] rağmen, Ergenekon belgeleri ile ilgili hakkında yasal işlem başlatılmadı. Ablasının kefaletini ödemesinin ardından tahliye edildi. Dava kapsamında ifadesi alınmayan Güney, hakkındaki yurtdışına çıkma yasağına karşın ABD'ye gitti. Güney davadaki şikayetçilerin zararlarını Taksim'de sahibi olduğu binayı satarak karşıladı ve davacılar şikayetlerini geri aldı.[4] Tuncay Güney'in sorgu kasetleri ve ondan ele geçirilen Ergenekon belgeleri 12 Aralık 2003'te Duyu-San şirketinin yanındaki Karadeniz Ekmek Fırını'nın altında Terörle Mücadele ekiplerinin yaptığı bir baskında bulundu.[30] Belgeler İstanbul Organize Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü'ne geri verildi. Şube de kasetleri Fatih Cumhuriyet Başsavcılığı'na iletti. Bu olayla ilgili Fatih 2. Asliye Ceza Mahkemesi'nde yargılanan Saçan, bu davada 5 ay hapis cezası aldı.[37] Saçan 23 Eylül 2009 tarihinde Ergenekon soruşturmasının 9. dalga operasyonunda Ergenekon yapılanmasının üzerini örtmek ve örgütle ortak iş yapmakla suçlamasıyla tutuklandı.[38]

İddiaya göre Güney'e 10 yıl süreli ABD vizesi alındı ve MİT İstanbul Bölge Başkanı Kubilay Günay'ın ekibi ile beraber Türk Hava Yolları uçağıyla ABD'ye gitti.[3][39][40]

Cip davası nedeniyle Güney hakkında 27 Ocak 2003’te “gıyabi tutuklama” kararı çıkarıldı.[29] Ancak 2009 Şubat ayında dava zaman aşımına uğradı ve gıyabi tutuklama kararı da kaldırılmış oldu.[41]

Gülen hareketi

Güney, 1989-1991 yılları arasında Altunizade’deki Fem Dersanesi’nin en üst katında bulunan Fethullah Gülen’in bürosunda çalışmıştır. Güney, büroda randevuları düzenlemiş, görüşmelere katılmış, ayrıca Samanyolu TV’yi kuran ekip içerisinde de yer almıştır.[42] Samanyolu televizyonunda 1991 yılında Gündemdekiler isimli bir programı hazırlamıştır.[4] 1994 yılında aynı kanalda Doruktakiler isimli bir program daha yapmıştır.[43]Nokta dergisinde çalışan gazeteci Ayşe Önal bu dönemde Tuncay Güney'in; Nur Vergin ve Cengiz Çandar, Samanyolu televizyonuna iftar yemeğine gittiğinde kendilerini Fethullah Gülen ile tanıştırdığını yazmıştır.[42]

Güney birkaç yıl sonra STV'den de ayrıldı. Ayrılma nedeninin ise kendisi hakkında JİTEM’ci, MİT’çi gibi dedikoduların çıkması olduğunu söylemektedir. 28 Şubat 1997'deki postmodern darbe öncesinde televizyon kanallarında yayınlanmasıyla büyük ses getiren, Fethullah Gülen'in Cumhuriyet ve laiklik karşıtı olmakla suçlanmasına neden olan kasetleri çalan grup içerisinde bulunduğu ve bu nedenle STV'deki görevine son verildiği de iddia edilmektedir.[4] Güney'in, 2001 yılındaki sorgusunda da Gülen cemaati içinde edindiği bilgileri, düzenli bir şekilde Mehmet Eymür'ün adamlarına ilettiğini söylemiştir.[4][44][45] Güney de sorgunun işkence altında yapıldığını savunarak bu ifadesi ve kaset sızdırma iddiasını yalanlamaktadır.[4]

Gülen hareketinin Erbil’deki kolejinin kapanmasını önlemek için PKK’ya 15 bin dolar götürdüğünü iddia etmiştir.[46]

Muhsin Karger

Ergenekon davası sanığı Ümit Oğuztan, Güney'in İran Konsolosluğu’nun siyasi işler müsteşarı olan Muhsin Karger ile tanışıp dostluk kurduğunu ve aldığı bilgileri Eymür’e ilettiğini, Muhsin Karger’in de İran’ın gladyosu olarak bilinen MOD örgütüne üye olduğunu kendisine anlattığını ifade etmiştir.[47] Güney, Bedir Acar'a verdiği röportajda gazetecilik yıllarında İran konsolosuyla travesti kulübünde buluştuklarını bunun nedenin de o dönemlerde takip edildiği ve istihbarat birimleri oraya giremediği için bu gibi yerleri tercih ettiğini söylemiştir.[48] Sabah gazetesinin MİT'in Tuncay Güney İpek adına düzenlenmiş belgeleri açıkladığı haberinde de Güney'in bir dönem MİT'in İran Masasında çalıştığını ileri sürmüştü.[3]

Güney'in yakın ilişkide olduğu ve Türk basınında Cellat diye anılan Muhsin Karger Azad'ın, Uğur Mumcu ve Jak Kamhi suikastlarına karıştığı iddiası mahkeme kayıtlarına geçmiştir.[49][50]

Muhammed El Attar

2007 yılında Muhammed El Attar isminde Mısırlı bir genç, Mısır'da, İsrail için ajanlık yaptığı suçlamasıyla tutuklandı. Ardından El Attar ile irtibatı olan ve Kanada'da yaşayan Daniel Levi, Kemal Kosba, Tuncay Bubay adında üç kişi olarak aynı casusluk olayıyla gündeme geldi. El-Attar'a yardım eden bu kişilerin Tuncay Güney olduğu iddia edilmekte ve bu bilgiyi Mısır Dışişleri Bakanlığı'ndan üst düzey bir kişi de doğrulamaktadır. Güney'in bir dönem Toronto'da aynı evi paylaştığı bir kişi de, El Attar ile farklı bir isim altında Güney'in arkadaşı olarak tanıştığını doğrulamıştır. Güney olduğu düşünülen Daniel Levi, Kemal Kosba ve Tuncay Bubay, El Attar davasında gıyabında on beşer yıl hapis cezası aldılar.[4][51][52] Türkiye'deki kayıtlara göre Güney'in 10 farklı kimlik kullandığı görünüyor. Bunlar; Tuncay Güney, Tuncay İpek, Tuncay Güney İpek, Tuncay Bubey, Tolga İpek, Daniel Güney, Daniel Levi, Kemal Kosbağ, Alparslan Evrenos ve Alpaslan Evrenos.[53]

Mısır'ın önemli yayın organlarından El Ahram'a göre, Kahire'deki El Ezher Üniversitesi'nde pozitif bilimler okuyan El Attar, dördüncü sınıfta okulu bırakıp 2001 yılının Ağustos ayında Türkiye'ye turist olarak gelmiştir. El Attar ifadesine göre, Türkiye'ye geldikten sonra bir Iraklı'yla tanıştı ve bu kişinin, kendisine çalışma izni, ikâmet ve iş bulma gibi konularda yardım edeceğini söyleyerek İsrail büyükelçiliğine götürüldü. El Attar, Janet isminde bir İsrailli kızla tanıştırıldı, kız onu kısa bir süre "Daniel Levi" adında kişiyle baş başa bıraktı. Levi, El Attar'a "Nil'den Fırat'a kadar uzanacak İsrail devletini kurmak üzere yardımına ihtiyaç olduğunu, İsrail'in değişik milletlerden Araplar'a ulaşmasını sağlarsa hayallerini daha kolay gerçekleştireceğini" söyledi. Levi, El Attar'dan, Suriyeli, Ürdünlü, Mısırlı, Iraklı, Libyalı ve Lübnanlı Araplarla ilişki kurarak MOSSAD adına bilgi toplamasını istedi.[51] Mısır medyasına göre de Mısır istihbaratı, şüphe duydukları El Attar'ı Türkiye'de takip etmeye başladı. El Attar 1 Ocak 2007'de Kahire Havalimanında yakalandıktan bir ay sonra, Mısır DGM Savcısı Hişam Bedevi, onun dışında Daniel Levi, Kemal Kosba ve Tuncay Bubay'ı da İsrail adına casusluk yapmakla suçladı. Mısır Devlet Haber Ajansı'ndan alınan bilgilere göre Kosba ve Bubay, Türkiye vatandaşı idi. Savcı Hişam Bedevi'nin iddiasına göre Daniel Levi, El Attar'ı MOSSAD casusu yapmış, önce Türkiye'de, daha sonra da Kanada'da yaşayan Mısırlı ve diğer Araplar hakkında bilgi toplamıştı.[51]

Medya kariyeri

1980’lerin sonunda Pertevniyal Lisesi’nde öğrenciyken matematik öğretmeni kendisini Sabah gazetesinden Tevfik Yener’e gönderdi. Yener’in yardımıyla ofisboy olarak işe başlayan Güney, bir süre sonra Sabah gazetesinin eklerinde çalışmaya başladı.[4] Ancak Yener’in Amerika’ya gitmesinden sonra işten çıkarıldı. Tevfik Yener’in Amerika’dan dönmesinden sonra Milliyet gazetesi için magazin dergisi hazırlamaya başlaması üzerine, bu derginin teknik bölümünde de grafikerlik görevini üstlendi. Ancak Yener, Amerika’ya gidince tekrar işsiz kaldı. 1991 yılında Samanyolu televizyonunda Gündemdekiler adlı programı yapmaya başladı.[4][23] Samanyolu TV'nin yapım şirketi Işık Prodüksiyon'da işe başlayan Güney 1994 yılı içerisinde altı ay boyunca Doruktakiler isimli bir program daha hazırladı. STV'deki bu programına pek çok ünlüyü misafir etti.[4] Güney birkaç yıl sonra STV'den de ayrıldı.

STV'den sonra Tercüman gazetesinde ardından da HBB televizyonunda çalışmaya başladı. Daha sonra ise Akşam gazetesine geçti. Susurluk Skandalı'nın gündemde olduğu bu dönemde Abdullah Çatlı ve İbrahim Şahin'in bir düğünde çekilen fotoğrafını Kanal D'ye satmıştır.[54] Akşam gazetesinin o dönem genel yayın yönetmeni Behiç Kılıç Tuncay Güney'in gazetenin muhabiri değil muhbiri olduğunu olduğunu söylemektedir. Kılıç, o dönemde JİTEM’in yoğun olarak kullandığı, böyle elemanları olduğunu ve sipariş ettikleri bilgileri zaman zaman onun imzasıyla yayımladıklarını açıklamıştır. Kılıç, Güney'in Amerikalıların İskenderun üzerinden Irak’ın kuzeyine silah sevkıyatı yaptığına dair hazırladığı kapsamlı bir habere İstanbul’daki Amerikan Konsolosluğu'nun tepki göstermesinden sonra ABD'nin Türkiye Büyükelçiliği görevinde de bulunacak olan Robert Pearson'ı gazeteye getirdiğini ve kendilerinin bu ilişkiye çok şaşırdıklarını söylemiştir.[55]

Güney, 1996 yılında Akşam'dan da ayrıldı. 1998 Ocak ayından itibaren yayın hayatına yeni başlayan Turgut Büyükdağ'ın sahibi olduğu ve Ergenekon davasında yargılanan tutuklu sanıklardan Ümit Oğuztan'ın genel yayın yönetmenliğini yaptığı haftalık Yeni Strateji dergisinin haber koordinatörlüğü görevine başladı. Bu sıralarda, Güney'in sahte kimlik ve diploma hazırlamak gibi işlere adının karıştığına dair iddialar da bulunuyor. Ancak Tuncay Güney bu iddiaları reddetmektedir.[4][56]

Kişisel yaşamı

25 Ağustos 1972'de Çorum'un Kargı ilçesine bağlı Gölet köyü'nde dünyaya geldi. Beşiktaş'taki Tatbiki Güzel Sanatlar Okulu'nda teknisyen olarak çalışan Ali Güney ve ev hanımı Ayşe Güney'in üçüncü çocuğu olan Tuncay Güney, bir yaşını doldurmadan ailesiyle Çorum'un Kargı ilçesinden İstanbul'daki, Gültepe semtinin Harmantepe mahallesine yerleşti.[4] 1984 yılında aynı köyden Mithat Ulusoy isimli bir tanıdıkları sayesinde Ayazağa'daki yatılı bir Kuran kursuna yazıldı. Bu dönem Kuran kursuyla beraber Ayazağa Ortaokulu'na da devam etti. Tuncay Güney, Kuran kursuna gönderilmesi ile ilgili olarak ailesinin Mısır'dan Türkiye'ye göç ederek Kargı'ya yerleşen Yahudi kökenli, Sabetaycı bir aile olduğunu ve Sabetaycıların çocuklarını bu kursa gönderdiklerini söylemektedir.[4][23] Annesi Ayşe Güney ise oğlunun Yahudi olduğu yönündeki sözlerinin sorulması üzerine "Oğlum Yahudiyiz diyorsa Yahudiyiz. Yahudi olmak suç mu? Günah mı? Ben onu hak yolunda yetiştirdim. Ona Zebur’u, Tevrat’ı, İncil’i ve Kuran’ı da okuttum." diye cevap vermektedir.[57]

Orta ikinci sınıfta okurken, Refah Partisi'nin eski Kağıthane Belediye Başkanı Arif Calban ile İstanbul Çeliktepe'de bir düğme atölyesinde tanışmıştır. Tuncay Güney'i delikanlılık çağından tanıdığını söyleyen Calban, onu "iyi, zeki, fırtına gibi bir çocuk" olarak tanımlıyor.[4]

Medyada yer alan bilgilere göre Güney 1986'da Pertevniyal Lisesi'nde öğrenci ve lise 1. sınıftan terk. Ancak lisenin müdürü Aziz Yeniyol, böyle bir öğrencileri olmadığını belirtiyor. Güney ise ısrarla Pertevniyal'den çok Bedrettin Dalan'ın İstek Vakfı'na ait Tarabya Kemal Atatürk Lisesi'ne gidip geldiğini belirtmektedir.[4]

1990'lı yıllarda çeşitli medya kuruluşlarında çalıştıktan sonra 5 Mayıs 1997’de askere alındı. Kars Ardahan 9. Tabur Usta Birliği'ndeki GATA'dan aldığı bir psikiyatri raporu ile eşcinsel olduğu gerekçesiyle askerlikten muaf tutuldu.[24] Güney'in eşcinsel raporu aldığı belirtilse de, Güney bunu reddetmekte ama pek çok eşcinselin askerlikten men raporu almasına yardımcı olduğunu kabul etmektedir. Güney'in askerlik yaptığı dönemdeki şu an emekli olan tugay komutanının oğlu Ergenekon davasının tutuklu sanıkları arasındadır.[4]

Askerliğinin ardından kayınbiraderi Adem Taşdemir'in kardeşi olan Rabia ile iki yıllık bir evlilik yaşadı.[58] Rabia Taşdemir dışında Güney'in 28 Eylül 1993'te Nuray Güney ile evlendiği ve bir yıl sonra boşandığı biliniyor. Güney'in eski eşi, karı koca olmadıklarını, bu nedenle de çocuklarının bulunmadığını ve hiçbir araya gelmediklerini belirtmektedir. Nuray Güney 1994 yılında verdiği boşanma dilekçesinde de, “eşinin kendisinden sürekli para kopardığını” öne sürmüştür.[59]

ABD ve Kanada'daki yaşamı

Pasaportunda, Amerika’dan 4 Şubat 1999’da 10 yıl süreli turist vizesi aldığı gözüken[60] Güney, ABD'deki ilk zamanlarında günde 16 saat bir benzin istasyonunda çalışıyordu. Güney'e ABD'de bulunduğu süre içinde ve sonrasında da en çok yardımcı olan kişiyse Mardin Dargeçit doğumlu bir evanjelist olan Yakup Can'dır. Yakup Can, Güney'i ilk kez gördüğünde çok kötü durumda olduğunu söylemektedir. Can, uzun bir süre Güney'in çalıştığı benzin istasyonundaki tek izin gününde Eski Ahit üzerine çalıştıklarını ve Güney'in 2004 yılında Hristiyanlığa geçtiğini söylemektedir.[4][60]

Güney, daha sonra Kanada'ya geçmiş ve burada Musevi olmuştur. Ancak, Güney'in gerçekten Musevi olmadığı konusunda da iddialar vardır. Çünkü Tuncay Güney'in, ne rabbi olarak çalıştığı ve ABD ile Kanada'da insanlara dil eğitimi de veren bir sosyal merkez olan Jacob House (İbranice: B'nai Yakov) adlı kuruluş,[61] ne de Toronto'daki Yahudi Cemaatleri Federasyonu'na veya Toronto Rabbiler Komitesi'ne kayıtlı değildir. Güney'i tanıyan kişiler ise, Güney'in kendini Yahudi olarak göstermesini Ergenekon soruşturmasından korkmasından dolayı sırtını güçlü bir yere dayamak istemesinden kaynaklandığı iddia etmektedir. Güney'i 2004 yılında Kanada'da tanıyan bir grup Türk, kendisinin daha çok koyu Hıristiyanlar ile birlikte olduğunu belirtmektedir.[4][60][62][63] [64] 2005 yılında Güney Kanada Türk Dernekleri Federasyonu'nun yürütme kurulu seçimlerine girmiştir. Güney'in bu federasyonda ilk olarak istekli çalışması sayesinde sempati topladığı, fakat sivri dili nedeniyle topladığı tepki yüzünden seçimlerden çekilmek zorunda kaldığı belirtilmektedir.[4]

Life School of English

Güney, Toronto’da Tim Stevens’a ait olan Life School of English adlı bir İngilizce okulu için çalışmıştır. Okulda Kanada’da hayatını sürdüren yabancı öğrencilere yönelik faaliyetinin yanı sıra İran, Irak ve Türkiye’den gelen mültecilere dil eğitimi veriliyor.[60] Kanada Hükümeti’nin mülteciler için ayırdığı fonlardan yararlanan Calvary Kilisesi’nin müdürü, Güney’in 2007 yılında Ağustos ayından Ekim ayına kadar kaldığı okulun kiliseye taşınırken duvarlarını boyadığını ve Stevens'a daha çok bu işlerde yardım ettiğini söylemiştir.[60]

Tuncay Güney, hâlen Kanada'nın Toronto şehrinde yaşamını sürdürmektedir.

Kaynakça

  1. Demirken, Süleyman (7 Ağustos 2008). "Emekli Sandığı maaşlı 'haham'". Hürriyet. 22 Aralık 2013 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 30 Kasım 2008.
  2. "Ergenekon davasında "Dink suikasti" iddiasi". CNN Türk. 6 Ocak 2009. 4 Mart 2016 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 8 Mart 2009. MİT'ten gelen yazıda, Tuncay Güney ile Tuncay Güney İpek'in aynı kişi olduğunun ve bu kişinin zaman zaman İpek soyadını kullandığının belirtildiğini anlatan Başkan Şengün, yazıda bu kişinin nüfusa da Tuncay Güney olarak kayıtlı olduğunun bildirildiğini ifade etti.
  3. Şimşek, Abdurrahman (26 Kasım 2008). "Tuncay Güney MİT'in İpek'iydi". Sabah. 23 Ocak 2009 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 30 Kasım 2008.
  4. Gümüşel, Semin (4 Kasım 2008). "Tuncay Güney kimdir?". Newsweek Türkiye. 20 Ekim 2013 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 15 Aralık 2008.
  5. "Ergenekon iddianamesi". Milliyet. 25 Temmuz 2008. 5 Temmuz 2016 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 23 Mart 2009.
  6. "Ergenekon iddianamesi". Milliyet. 25 Mart 2009. 31 Mayıs 2009 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 31 Mart 2009.
  7. "Ergenekon iddianamesi". Milliyet. 25 TemmuzD 2008. s. 887. 23 Ocak 2016 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 23 Mart 2009. Tarih değerini gözden geçirin: |tarih= (yardım)
  8. Şimşek, Abdurrahman (26 Kasım 2008). "Gazeteci kimliğiyle gitti". Sabah. 21 Ocak 2009 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 25 Aralık 2008.
  9. "Tuncay Güney'in kimlikleri MİT'ten sorulacak". Sabah. 20 Kasım 2008. 5 Mart 2016 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 26 Aralık 2008.
  10. "Mahkeme Tuncay Güney'i MİT e soracak". Habertürk. 20 Kasım 2008. 23 Ocak 2009 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 26 Aralık 2008.
  11. "Danıştay saldırısı öncesi telefon trafiği incelenecek". CNN Türk. 27 Kasım 2008. 4 Mart 2016 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 18 Mart 2009. 'Tuncay Güney' ile 'Tuncay Güney İpek' isimlerinin aynı kişiye ait olup olmadığının tespiti için Millî İstihbarat Teşkilatı'ndan bilgi istendi.
  12. Şimsek, Abdurrahman (28 Kasım 2008). "MİT, resmî yazısında kod adı İpek'i kullandı". Sabah. 21 Ocak 2009 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 18 Mart 2009. Anılan dönemde mezkur mektup ve ekindeki CD'lerle ilgili olarak yapılan ön inceleme sonucunda Tuncay Güney İpek'in bilgisayar yedekleri olduğu iddia edilen CD'lerin bir bölümünün bazı şahıslarca kaleme alınan dergi/kitap/kitap başlığı ve makaleler (Strateji Dergisi, Aydınlık, Doğu Perinçek vb.) ile açık kaynak bilgilerinden, bir bölümünün ise kişi/kurum ve kuruluşlara ait olduğu iddia edilen dokümanlardan oluştuğu ve bilgisayar ortamında arşiv niteliğinde toplandığı izlenimi edinilmiştir.
  13. Akiner, Tolga (28 Kasım 2008). "Eymür 'sohbetini' bilecek kadar yakın". Radikal. 1 Mayıs 2009 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 18 Mart 2009.
  14. Eymür, Mehmet (4 Haziran 2000). "Çift Meslekliler". Anadolu Türk İnterneti. 4 Mart 2016 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 18 Mart 2009.
  15. Vatandaş, Aydoğan (1 Haziran 2001). "Peker neden gözaltına alındı?". Zaman. 5 Mart 2016 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 6 Nisan 2009.
  16. "Basın açıklaması". Millî İstihbarat Teşkilatı. 26 Kasım 2008. 13 Mart 2016 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 30 Kasım 2008.
  17. Şimşek, Abdurrahman (27 Kasım 2008). "Güney: MİT'e saygım var". Sabah. 21 Ocak 2009 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 18 Mart 2009.
  18. "Susurluk raporunun orijinali kayıp". Zaman. 4 Ağustos 2009. Erişim tarihi: 4 Ağustos 2009.
  19. ""Güney aracı olarak kullanılıyor"". Sabah. 27 Kasım 2008. 5 Mart 2016 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 18 Mart 2009.
  20. Eymür, Mehmet (2 Aralık 2008). "İstihbarat Uzmanları". Anadolu Türk İnterneti. 14 Mart 2015 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 18 Mart 2009.
  21. Öztürk, Saygı (28 Kasım 2008). "Tuncay Güney: James Bond'u bile gölgede bıraktım". Hürriyet. 4 Aralık 2014 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 18 Mart 2009.
  22. Kesler, Musa (26 Aralık 2008). "Güney, Susurluk'ta ifade verdi mi?". Hürriyet. 5 Mart 2016 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 18 Mart 2009.
  23. Turhan, Orhan (26 Ekim 2008). "Tuncay Güney'in babası MİT'çiymiş". Yeni Şafak. 23 Ekim 2012 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 30 Kasım 2008.
  24. Şardan, Tolga (25 Temmuz 2008). "Her taşın altında Tuncay Güney". Milliyet. 14 Mart 2016 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 15 Aralık 2008.
  25. Arslan, Adem Yavuz (7 Ocak 2009). "İşte Türkiye'yi sarsacak o gizli belge". Bugün. 30 Ağustos 2011 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 18 Mart 2009.
  26. "İşte Türkiye'yi sarsacak o gizli belge". Haber5. 7 Ocak 2009. Erişim tarihi: 22 Mart 2009.
  27. Berkan, İsmet (8 Ocak 2009). "Manipülasyon ve Ergenekon". Radikal. 19 Haziran 2009 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 18 Mart 2009.
  28. Erdoğan, Eyüp (31 Temmuz 2008). "Darbeci generaller sokakta". Tempo. 4 Mart 2012 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 22 Mart 2009. Bakın, bu belgede savcılığın bana yazdığı resmî yazı var. “1 Mart 2001 tarihinde Emniyet Müdürlüğü Asayiş Şube Müdürlüğü tarafından gözaltına alınan” diyor. Ben Organize Suçlar Şubesi’ndeydim. Diyor ki belgede, “Asayiş Şube Müdürlüğü’ndeki ifadesinde Susurluk olayı ve bir kısım organize suç örgütleriyle ilgili beyanda bulunduğunun tespiti üzerine...”
  29. Gürol, Nezih (29 Ağustos 2008). "Tuncay Güney'in davası 7 yıldır sürüyor". Milliyet. 14 Mart 2016 tarihinde Guneyin sonlandirilamayan davalari kaynağından |url= değerini kontrol edin (yardım) arşivlendi. Erişim tarihi: 23 Aralık 2008.
  30. Söylemez, Haşim (13 Kasım 2008). "Asrın davası başlıyor Silivri'den çıkış var mı?". Aksiyon. 23 Ocak 2009 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 15 Aralık 2008. 2.3.2001 Gazeteci Tuncay Güney ve Ümit Oğuztan, İstanbul Organize Şube Müdürlüğü’nün otomobil kaçakçılığı operasyonunda gözaltına alındı. İki şüphelinin ev ve işyerlerinde Ergenekon yapılanmasıyla ilgili 6 çuval doküman çıktı. Organize Şube Müdürü Adil Serdar Saçan’ın sorguladığı Güney, Ergenekon’un sırlarını deşifre etti. Zanlılar hakkında ‘dolandırıcılık’ suçundan dava açıldı; ancak belgelere ilişkin işlem yapılmadı. 13.12.2003 Polis, bomba ihbarı üzerine, Gaziosmanpaşa’daki Duyu-San isimli fabrikaya baskın düzenledi. Ergenekon belgelerinin olduğu çuvallar burada bulundu. İstanbul Devlet Güvenlik Mahkemesi çuvallara el koyarken, Savcı İsa Dalgıç, gizli belgeleri kurum dışına çıkardığı gerekçesiyle Adil Serdar Saçan hakkında fezleke düzenledi. Belgeler, Fatih Cumhuriyet Başsavcılığı'na gönderildi. 9. harf sırasında bulunan |alıntı= parametresi line feed character içeriyor (yardım)
  31. "32. Gün İddianamesi". Taraf. 1 Kasım 2008. 6 Aralık 2008 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 15 Aralık 2008.
  32. Oktay, Ali (23 Mart 2009). "Hasdal belgesi". Yeni Şafak. 13 Şubat 2012 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 23 Mart 2009.
  33. "Gözaltında 9 gün ağır işkence gördüm". Yeni Şafak. 12 Mart 2008. 23 Ekim 2012 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 11 Temmuz 2009.
  34. Akçura, Belma (5 Ağustos 2008). "'Küçük soruşturması'nı istihbarat şubesi kapattı". Milliyet. 23 Haziran 2015 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 22 Mart 2009. Anlatan adama niye işkence yapılsın? Ayrıca o daha anlatmadan evinde ve işyerlerinde arama yapıyoruz. Ele geçen belgeler arasında Ergenekon, suikast isimli klasörler, kasetler var. Ve bunların hepsi tutanaklara geçiriliyor. Bu arama tutanaklarını yapan ben değilim.
  35. "Güney işkence görmüş". Star. 7 Nisan 2009. 16 Eylül 2011 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 3 Ağustos 2009.
  36. "Saçan'ın işkenceleri Tantan'a rapor edilmiş". Yeni Şafak. 29 Aralık 2008. 17 Eylül 2011 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 3 Ağustos 2009.
  37. "Tuncay Güney'in sorgu kasetleri fırından çıktı". Zaman. 29 Ocak 2009. 3 Haziran 2009 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 22 Mart 2009.
  38. "Adil Serdar Saçan gözaltında". Yeni Şafak. 23 Eylül 2008. 17 Eylül 2011 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 22 Mart 2009.
  39. Berkan, İsmet (29 Kasım 2008). "1997'den 2001'e Tuncay Güney". Radikal. 23 Ocak 2009 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 15 Aralık 2008.
  40. "86. sanık Tuncay Güney'in tuhaf hikâyesi". NTVMSNBC. 18 Temmuz 2008. 1 Aralık 2008 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 30 Kasım 2008.
  41. "Tuncay Güney'i zamanaşımı kurtardı". Haber 7. 13 Şubat 2009. 16 Eylül 2011 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 22 Mart 2009.
  42. "Ve işte Güney'in en 'karanlık' yılları". Hürriyet. 27 Kasım 2008. 18 Ekim 2012 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 19 Mart 2009.
  43. "Tuncay Güney Hakkında". Samanyolu Haber. 21 Mart 2008. 9 Mart 2012 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 19 Mart 2009.
  44. Demir, İhsan (18 Ağustos 2008). "Tuncay Güney Fetullah Gülen'in adamı çıktı". Gazeteport. 2 Mart 2011 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 19 Mart 2008. Tuncay Güney: Abdullah Aymaz. Ben tırnak içinde bir şey söyleyebilir miyim? "Sizin için önemli olacağına inandığım bu bilgileri ben o dönem orda çalışırken periyodik olarak Mehmet Eymür'ün adamları gelir alırdı benden haberiniz olsun" Onu kapatayım yani böyle bilgileri cemaat içinden başka sorularda sıcağı sıcağına o dönem sıcak olan bazı şeyleri sorarlardı zaten. 76. harf sırasında bulunan |alıntı= parametresi line feed character içeriyor (yardım)
  45. "442 nolu klasör". 7 Nisan 2012 tarihinde kaynağından (PDF) arşivlendi. Erişim tarihi: 15 Aralık 2008.
  46. Kesler, Musa (20 Ağustos 2008). "Küçük, Gülen'i çok eskiden beri tanıyor". 23 Ocak 2009 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 22 Ağustos 2009.
  47. ""Tuncay Güney, Eymür'ü tanıyor"". Timeturk. 28 Kasım 2008. Erişim tarihi: 19 Mart 2009. "Tuncay Güney'in kendisine, İran Konsolosluğu Siyasi İşler Müsteşarı Muhsin Karger Azad ile tanışıp dostluk kurduğunu ve doğrudan Eymür'e bilgi ve fotoğraf aktardığını söylediğini" anlatan Oğuztan, "Güney, Azad'ın İran'da 'MOD' adıyla anılan gladyonun mensubu olduğunu da bana anlattı" dedi.
  48. "İranlı diplomatla gay barda neden buluştu?". Milliyet. 27 Aralık 2008. 5 Mart 2016 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 20 Mart 2009. Örneğin, İran konsolosuyla gazetecilik yıllarımda travesti kulübünde buluşurdum. Çünkü o dönemlerde takip edilirdim, istihbarat birimleri oraya giremeyeceği için bu tip yerlerde görüşürdüm.
  49. Berberoğlu, Enis (30 Kasım 2008). "Önce tarihe bakın". Hürriyet. 8 Aralık 2014 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 20 Mart 2009. İranlı diplomatın ismi Muhsin Karger Azad idi. Türk basınında "Cellat" diye anılırdı. Uğur Mumcu ve Jak Kamhi suikastlarına karıştığı iddiası mahkeme kayıtlarına geçmişti. Dolayısıyla Oğuztan doğru söylüyorsa; 1) Tuncay Güney'in MİT'in İran masasında çalıştığı teyit ediliyor. 2) Ergenekon ile İran derin devleti arasında ilk resmî temas ortaya çıkıyor. 86. harf sırasında bulunan |alıntı= parametresi line feed character içeriyor (yardım)
  50. "Mumcu zanlıları itirafa başladı=". NTVMSNBC. 10 Mayıs 2000. 22 Mayıs 2013 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 8 Nisan 2009. Ayrıca Yusuf Karakuş da, kendisine gösterilen fotoğraflardan, suikasta katıldığı öne sürülen iki İranlıyı teşhis etti. İranlıların kimlikleri Muhammed Reza ve Muhsin Karger Azad olarak belirlendi.
  51. Oğuz, Kürşad (23 Şubat 2009). "Tuncay Güney'in öteki gölgeleri". Newsweek Türkiye. 1 Temmuz 2009 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 25 Aralık 2008.
  52. Çelik, Eren (29 Kasım 2008). "Mossad ajanından ilginç itiraf". Vatan. 23 Ocak 2009 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 31 Mart 2009.
  53. "Ergenekon sanığı Oğuztan itiraf etti". Samanyolu Haber. 23 Aralık 2008. 10 Nisan 2009 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 21 Mart 2009. 2007 yılı Aralık ayı başından 2008 yılı Şubat ayı sonuna kadar Tuncay Güney, Tuncay İpek, Tuncay Güney İpek, Tuncay Bubey, Tolga İpek, Daniel Güney, Daniel Levi, Kemal Kosbağ, Alparslan Evrenos ve Alpaslan Evrenos isimleriyle Türkiye'ye giriş-çıkış yapan kişi olup olmadığı, var ise bu kişiye veya kişilere ait ayrıntılı bilgilerin ve giriş-çıkış belgelerinin onaylı suretlerinin gönderilmesi için Emniyet Genel Müdürlüğüne yazı yazılmasına karar veren mahkeme heyeti, Kemal Kerinçsiz'in talebi doğrultusunda, dilekçesinde belirttiği kişilerin 1999'dan itibaren yurt dışına gidiş gelişlerinin ilgili mercilerden sorulmasına hükmetti.
  54. Berkan, İsmet (27 Kasım 2008). "Susurluk'tan Ergenekon'a". Radikal. 21 Ocak 2009 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 20 Mart 2009. Belki hatırlayacaksınız, kamuoyunun ilk kez Radikal gazetesinde ve Kanal D Ana Haber’de gördüğü meşhur Abdullah Çatlı’lı, İbrahim Şahin’li sünnet düğününde göbek atma resimleri, Tuncay Güney aracılığıyla piyasaya sürülmüştü.
  55. Ongun, Selin (31 Temmuz 2008). "Amerikalı 'Buddy'". Tempo. 23 Aralık 2011 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 20 Mart 2009. Muhbir, haber getiren kişi. Vurguluyorum; muhabir değil, muhbir. O dönemde JİTEM’in yoğun olarak kullandığı, yani güvenlik birimlerinin böyle elemanları vardı. Bunlar haber kuryesi, ajan, muhbir gibi çalıştırılan kişiler. Sipariş ettiğimiz bilgileri zaman zaman onun imzasıyla yayımladık.
  56. Kesler, Musa (22 Ağustos 2008). "Küçük, medyada bana yardımcı oldu". Milliyet. 14 Mart 2016 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 30 Kasım 2008.
  57. Kesler, Musa (12 Aralık 2008). "'Hahamsa da benim oğlum imamsa da...'". Milliyet. 5 Mart 2016 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 21 Mart 2009.
  58. "Tuncay Güney'in haritası". Newsweek Türkiye. 4 Kasım 2008. 20 Haziran 2009 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 15 Aralık 2008.
  59. Alus, Esra (20 Kasım 2008). "Güney'in eski eşi". Milliyet. 14 Mart 2016 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 21 Mart 2008. Güney’in nikâhın ardından “Ev alıyorum, ev yaptırıyorum, eşya alıyorum” diyerek kendisinden sürekli para kopardığını ifade eden Nuray Güney, evlilik ilişkisinin sadece kâğıt üzerinde kaldığını bildirdi. Nuray Güney, eşinin kendisinden para kopardığı süreç içinde de bir sözlüsünün olduğunu, gayri samimi kişiliğe sahip olan Tuncay Güney ile evlilik birliği kurmasına imkân olmadığını anlatarak boşanmalarına karar verilmesini istedi.
  60. Tanış, Tolga (10 Aralık 2008). "Güney, ekmeğini taştan çıkarıyor". Hürriyet. 22 Ocak 2009 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 25 Aralık 2008.
  61. "Jacob House". 12 Mart 2009 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 20 Mart 2009. Rabbi: Daniel T.GUNEY
  62. Tanış, Tolga (9 Aralık 2008). "Sinagog demişti postane çıktı". Hürriyet. 22 Ocak 2009 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 25 Aralık 2008.
  63. Özyurt, Ahu (20 Kasım 2008). "Cemaati de sahte". Milliyet. 14 Mart 2016 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 25 Aralık 2008.
  64. Oğuz, Serhat (15 Kasım 2008). "'Sahte haham'ın peşinde". Milliyet. 14 Mart 2016 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 25 Aralık 2008.

Dış bağlantılar


This article is issued from Wikipedia. The text is licensed under Creative Commons - Attribution - Sharealike. Additional terms may apply for the media files.