Vani Sit Alanı

Vani Sit Alanı (Gürcüce: ვანის ნაქალაქარი, anlamı, "harabe Vani kenti"), Batı Gürcistan'ın İmereti bölgesindeki Vani kentinde, bir tepenin üzerinde konumlanmış çok katmanlı arkeolojik sittir. Klasik dünyada "Kolhis" olarak bilinen antik bölgenin iç kesimlerinde konumlanmıştır. Antik Kolhis'teki yerler içerisinde en fazla araştırmanın yapıldığı alandır. Ayrıca Ulusal Öneme Sahip Taşınmaz Kültür Anıtları listesine eklenmiştir.[1]

Vani Arkeolojik Sit Alanı
ვანის ნაქალაქარი
Vani. Antik yerleşimin kalıntıları
Genel bilgiler
Tür Arkeolojik
Konum Vani, Vani Belediyesi
İmereti, Gürcistan
Koordinatlar 42°5′6.18″K 42°30′14.43″D

Bölgede bulunan, tahkimat ve tapınağın kalıntıları, yerel olarak üretilen ve ithal edilen Yunan çanak çömlekler, ve sofistike yerel altın işlerinin kalıntıları, Vani'nin, MÖ 1. yüzyılın ortalarından 8. yüzyıla kadar canlı kalmış bir kentsel yerleşim olduğunu göstermektedir. Eserler, günümüzde Vani Arkeoloji Müzesi ve Tiflis'teki Simon Canaşia Müzesi'nde sergilenmektedir. Birbiriyle çelişen iki iddia olmakla beraber, Vani'nin antik dönemde kullanılan ismi bilinmemektedir: bölgeyi Büyük Plinius "Surium" olarak tanımlarken, Strabon "Leucothea" olarak tanımlamaktadır.

Konumu

Yaklaşık 8,5 hektarlık alçak teraslı üçgen tepe "Ahvlediani Gora"'da konumlanmış olan Vani bölgesi, modern kentin batı eteklerinde, iki taraftan da dağ geçitler ile çevrilidir.[2] Antik Çağda Yunan kolonilerinin ele geçirmek istediği, merkezi Doğu Karadeniz sahili boyunca uzanan Kolhis'teki, Vani'nin eteklerinde, neredeyse üçgen şekilli bir sulak alan bulunmaktadır.[3] Sit alanı, eski ticaret yollarının kesiştiği bir noktada bulunmakta, bitişiğindeki ovaya hakim bir konumda yer almaktadır.[2]

Arkeolojik çalışmalar

Vani'deki tek tük arkeolojik buluntular, ilk kez Fransız akademisyen Marie-Félicité Brosset tarafından 1851'de bildirilmiştir. Bunu, 1870'lerde Gürcü basınının yayımladığı notlar dizisi takip etmiştir. 1889'da yapılan ön arkeolojik araştırmalara Alexander Stoyanov başkanlık etmiştir. Daha büyük ölçekli araştırmalar, Ekvtime Takaişvili başkanlığında 1896 yılında ve 1901 ile 1903 yılları arasında yapılmıştır. 1936'da daha fazla keşif yapılmış, ardından 1947'den 1962'ye kadar Nino Hoştaria başkanlığında daha sistematik, ancak düzensiz kazılar yapılmıştır. 1966'da, Arkeoloji Merkezi keşifleri kapsamında düzenli olarak tekrar başlayan kazılar, 2002'deki ölümüne kadar Otar Lordkipanidze tarafından yürütülmüş, ardından keşiflerin başına Darecan Kaçarava geçmiştir.[4]

Özellikleri

Vani'de bulunmuş bir altın taç, MÖ 5. yüzyıl.
Pırlantalı altın küpeler, MÖ 4. yüzyıl.
Vani'den Helenistik bir bronz gövde. Tarihi belirsiz.

Vani, Kolhis'in denizden uzak bölgelerinde en çok kazı çalışması yapılan alandır. Sit alanı, Antik Roma ve daha spesifik olarak kıyı şeridindeki Yunan sömürgeleştirmesinin yaşandığı dönemde, bölgede yaşanan gelişmeleri gösteren en iyi kanıtları sunar. Vani bölgesinde, MÖ 8. yüzyıldan MÖ 1. yüzyılın ortalarına kadar dört evre tanımlanmıştır.[5]

Birinci ve ikinci evreler

Vani'nin tarihi ile ilgili bulunan en eski bulgular, alanın o dönemde küçük bir yerleşim yeri olduğunu göstermektedir. Yapılar, Kolhis'in diğer yerlerinde olduğu gibi kütükten yapılmış kulübelerden oluşmaktaydı.[5] Birinci evreye tarihlenen katmanlarda (M.Ö. 800-600), hasır izleri görülen pişirilmiş harç mahsullerinin parçaları, çömlekten yapılmış teker ve çeşitli hayvanların siyaha boyanmış ve iyi pişirilmiş cilalı terakota heykelcikleri bulunmaktadır.[6] O dönemde, Lordkipanidze, Vani'nin gelişmekte olan bir tarikat merkezi olduğunu ve çevresindeki yerleşimler üzerinde önemli bir etkiye sahip olduğunu düşünmekteydi.[7]

İkinci evrede (c. MÖ 600 - MÖ 350) Vani'nin servetinde somut bir artış oldu; yerel olarak üretilen toprak işi depolama kavanozları, zengin gömme ve mezarlar, hem Yunan, hem de Yakın Doğu kültürlerindeki altın işlerine benzeyen yerel üretim altın işleri, ve bulunmuş en eski örneği 6. yüzyılın başlarına tarihlenmiş Çiot kadehi olan, ithal edilmiş Yunan çömlekleri ortaya çıkarılmıştır.[8] Vani'de yaşayan topluluğun, ülkedeki tabakalı sosyal hiyerarşiye egemen olan yerel soylular olduğu düşünülmektedir.[9][10]

Üçüncü evre

Vani'deki üçüncü evrede (c. MÖ 350 - MÖ 250),[11] kullanılan malzeme kültüründe belirgin değişiklikler görülmüştür. Tepenin üzerindeki başlıca sığınak yakılıp yok edilmiş, ayin hendekleri işlevini yitirmiştir; surlarla çevrelenmiş taş binalar ortaya çıkmıştır. Ayrıca, antik dönemde "İberya" olarak Doğu Gürcistan'da yaygın olan geleneksel Kolhis çanak çömleklerinin (özellikle aydınlık zeminde kırmızı gözüken armut şekilli sürahilerin) şekli değişmiştir. Buna ek olarak altın işlerinde Yunan etkisi daha belirgin hale gelmiştir. Depolama kavanozlarıyla gömme yaygınlaşmıştır.[12] Bölgede bulunan önemli eserlerden biri, MÖ 4. yüzyıldan kalma mühür yüzüğüdür. Yüzükte, Yunan harfleriyle "Dedatos" yazmaktadır.[13] Dedatos, muhtemelen yerel bir yöneticiydi.[14] Lordkipanidze, bu değişikliklerin bir kısmının, İberya’dan kabilelerin bölgeye yayılmasıyla olmuş olabileceğini varsaymaktadır. İberya'da, o dönemde kentleşme, devlet oluşumu ve genişleme yaşanmıştır.[15][13]

Dördüncü evre

Vani'deki dördüncü evre MÖ 250 ve MÖ 47 yılları arasında yaşanmıştır.[14] Bu dönem, Kolhis'in merkezindeki göreceli gerileme dönemiydi: zengin mezarlar ve pek çok yerleşim yeri ortadan kaybolmuştur. Vani bölgesi,[16] kuleleri ve taş temelin üzerine kerpiçten inşa edilmiş sağlam şekilde korunan kapısıyla, güçlü bir savunma duvarı işlevi görmekteydi.[14] Yaklaşık MÖ 150 yılında, Vani'de ortaya çıkarılan mühürlü Rodos amforası, şehrin çoğunluğunun yok edildiğini göstermektedir. MÖ 2. yüzyılın sonlarında, binalar yenilenmiştir: kalıntıların bir kısmı sistematik olarak tesviye edilmiş ve yeni binalar inşa edilmiştir. Tepenin kuzey kesimi kapı ve savunma yapılarından, alt teras ise büyük bir tapınak kompleksinden oluşmaktadır.[17] Şehirdeki büyük binalar, Korint düzeni ile dekore edilmiş ve aslan başı oluklarla süslenmiştir. Bronzdan yapılmış Helenistik heykeller, Yunan kültürünün etkilerini göstermektedir.[18] Lordkipanidze'ye göre, Vani, antik Anadolu'daki tapınak topluluklarına benzeyen bir sığınak şehirdir;[14] David Braund, Vani'deki birçok binanın işleviyle ilgili kanıt bulunmadığını, ve binaların yanlış şekilde tanımlandıklarını savunmaktadır.[19]

Yıkımı

MÖ 1. yüzyılın ortalarında, Vani'deki antik kent saldırıya uğradı ve yıkıldı. Mozaik zemine sahip sığınak kapısında, kademeli sunakta, ve tepenin orta terasındaki yuvarlak tapınakta çatışma ve yangının izleri görülmektedir: duvarlar temelinden yıkılmış, taşlar yanmış, çini ve kerpiçler pişmiş, ve kirişler kömürleşmiştir.[20] Şehrin yıkımından kimin sorumlu olduğu bilinmemekle beraber, bu kişilerden biri olması kuvvetle muhtemeldir: MÖ 65'te Kafkasya'nın iç bölgelerine ilk Roma saldırısını yapan Pompey, MÖ 49'da Kolhis ve Pontus'u fethetmeyi deneyen II. Farnakis, ve MÖ 47 yılında Jül Sezar tarafından Farnakis'in halefisi olarak atanan Pergamonlu Mithridatis.[18] Lordkipanidze'ye göre, aralarında birkaç yıl olan iki farklı yıkım katmanı görülebilmektedir: Lordkipanidze, bunlardan birini Farnakis'in işgaline, diğerini ise Mithridatis'in işgaline dayandırmaktadır.[21]

Vani hiçbir zaman geçmişteki ihtişamına kavuşamadı. Roma ve Orta Çağ döneminden kalan eserler bölük pörçüktür. Örnek olarak, MS 200 yılından kalma, bronz lahitteki soyulmuş mezar, bir Orta Çağ kilisesinin kalıntıları, tepe fırını, ve bir savaşçının mezarı verilebilir.[20]

Antik adı

Vani'de ortaya çıkarılan antik kentin adı bilinmemektedir. İki hipotez öne sürülmüştür. Nino Hoştaria tarafından öne sürülen iddiaya göre, MS 1. yüzyıl yazarı Romalı Büyük Plinius'un "Surium" olarak bahsettiği Kolhis kenti aslında Vani'dir. Batlamyus da Surium'dan bahsetmiştir. “Ravenna Cosmography” adlı eserde, Kolhis'in kalbinde "Surtum" adlı bir yerleşim yeri bulunur. Surtum, Rhodopolis ve Sarapanis köyleri arasında, kabaca Vani'ye karşılık gelen yerde konumlanmıştır. Souris kelimesi ayrıca Vani'de bulunmuş bir bronz yazıtta da görülmektedir.[22]

Otar Lordkipanidze'nin önerdiği alternatif bir hipotezde, Vani, Strabon'un, Pontuslu II. Farnakis ve daha sonra Pergamumlu Mithridatis tarafından yağmalandığını bildirdiği Kolhis'teki Leucothea tapınağının bulunduğu yer olarak belirtilmektedir. Bu görüşe karşı çıkanlar, Strabon'a göre tapınağın, Kolhis, İberya ve Ermenistan ortak sınırına yakın olduğunu belirtir; bu konum Vani'ye uymamaktadır.[23]

Atıflar

  1. "List of Immovable Cultural Monuments" (PDF) (Gürcüce). National Agency for Cultural Heritage Preservation of Georgia. 12 Mayıs 2019 tarihinde kaynağından (PDF) arşivlendi. Erişim tarihi: 25 Temmuz 2019.
  2. Lordkipanidze 1991, s. 155.
  3. Braund 1994, s. 123.
  4. "The former city-site of Vani" [Vani site] (İngilizce). Georgian National Museum. 12 Haziran 2018 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 11 Ağustos 2019.
  5. Braund 1994, s. 127.
  6. Lordkipanidze 1991, ss. 156-157.
  7. Lordkipanidze 1991, ss. 159-160.
  8. Lordkipanidze 1991, ss. 161-166.
  9. Braund 1994, ss. 128-129.
  10. Lordkipanidze 1991, ss. 173-174.
  11. Lordkipanidze 1991, s. 177.
  12. Braund 1994, ss. 135-136.
  13. Braund 1994, s. 136.
  14. Lordkipanidze 1991, s. 184.
  15. Lordkipanidze 1991, s. 183.
  16. Braund 1994, s. 144.
  17. Lordkipanidze 1991, ss. 186-187.
  18. Braund 1994, s. 147.
  19. Braund 1994, s. 146.
  20. Lordkipanidze 1991, s. 195.
  21. Lordkipanidze 1991, s. 194.
  22. Braund 1994, s. 148.
  23. Braund 1994, ss. 148-149.

Kaynakça

This article is issued from Wikipedia. The text is licensed under Creative Commons - Attribution - Sharealike. Additional terms may apply for the media files.