Nihal Atsız bibliyografyası

Nihal Atsız bibliyografyasında, Atsız'a ait kitaplar, şiirler gibi eserler yer almaktadır.

Eserleri

Atsız, birçok kitap, makale, öykü ve şiir yazmıştır.[1][2][3]

Romanları

RomanYıl
Dalkavuklar Gecesi 1941
Yolların Sonu 1946
Bozkurtların Ölümü 1946
Bozkurtlar Diriliyor 1949
Deli Kurt 1958
Z Vitamini 1959
Ruh Adam 1972

Öyküleri

Öykü ismi
Dönüş
Şehitlerin Duası
Erkek – Kız
İki Onbaşı, Galiçya 1917
Her Çağın Masalı: Boz Doğanla Sarı Yılan

Şiirleri

Şiir
Toprak – Mazi
Yolların Sonu
Sona Doğru
Yarının Türküsü
Türklerin Türküsü
Yakarış I
Yakarış II
Varsağılar
Unutma
Türk Gençliğine
Topal Asker
Kardeş Kahraman Macarlar
Kağanlığa Doğru
Kahramanların Ölümü
Hatıralar
Afşın’a Ağıt
Ağıt
Aşkınla
Ayrılık
Ay Yüzlü Güzel Konçuy
Bahtiyarlık
Koşmalar
Dosta Sesleniş
Davetiye
Dün Gece
Eski Bir Sonbahar
Gel Buyruğu
Geri Dönen Mektup
Kömen
Kader
Korku
Karanlık
Mutlak Seveceksin
Özleyiş
Selam
Sarı Zeybek
Sesleniş
Türkçülük Bayrağı
Türk Kızı
Türkistan İhtilalcilerinin Türküsü
Kahramanlık
Yalnızlık
Yaşayan Türkçülere Ağıt
Dörtlükler

Bestelenmiş şiirleri

ŞiirBesteleyen(ler)
Türkçülük Bayrağı Tomris Kutlu - Vasif Azimov
Selam Atilla Yılmaz
Yolların Sonu Atilla Yılmaz - Grup Volkan - Osman Öztunç
Eski Bir Sonbahar Grup Efrasyap
Kahramanların Ölümü Araz Elses
Yarının Türküsü Ozan Ünsal
Sesleniş Attila Yılmaz - Mustafa Yıldızdoğan
Topal Asker Ozan Ünsal
Türklerin Türküsü Şeymâ Aydın
Dosta Sesleniş Alişan Satılmış
Karanlık Grup Volkan
Sarı Zeybek Ozan Ünsal - Fatih Yağcı
Davetiye Ozan Ünsal - Sunkur Kağan
Ay Yüzlü Güzel Konçuy Grup Volkan
Kömen Özer Koç
Kahramanlık Özer Koç

Türkiye'nin Yeniden Kuruluşu

"Türkiye'nin Yeniden Kuruluşu", Hüseyin Nihâl Atsız tarafından 1972 yılının Nisan ayında yazılmıştır. Ötüken dergisinin, 100. sayısı ile birlikte okurlara sunulmuştur. Atsız, bu makalesinin ilk cümlelerinde Türkiye'yi şu şekilde tanımlamıştır. "Aşağı yukarı 3000 yıllık bir milletin 22 yüzyıldan beri aralıksız var olan devletinin bugünkü adıdır." Sonrasında ise Atsız, Türk Devletleri'ni ele almış, onlar hakkında bilgi vermiş ve yorumlarını aktarmıştır. Türk Birliği'ne de değinen Atsız; Türkiye Cumhuriyeti'nin, Türk Birliği üzerindeki rolünü şu cümleleri ile açıklamıştır. "Bugünkü Türkiye, Türk tarihinin varisi ve devam ettiricisidir. İlerdeki Türk Birliğini de yine Türkiye Cumhuriyeti kuracaktır." Makalesinde idamın kaldırılmasını da eleştiren Atsız, Anayasada eksikler olduğunu ileri sürmüştür. Makalesine "Tabiî, söylemeye de lüzum yok: Bu yeni devletin adı yarısı Türkçe, yarısı Arapça mı, İtalyanca mı olduğu belli olmayan “Türkiye” değil, bütünüyle Türkçe “Türkeli” olacaktır." cümleleri ile son vermiştir.[4]

Kurtarılmamış Türkler

"Kurtarılmamış Türkler", Hüseyin Nihâl Atsız tarafından yazılmış olan makale. Atsız, bu makalesinde Türkiye Cumhuriyeti dışındaki Türkleri ele almıştır. Makalesine "Türkiye dışında 60 milyon Türk, kurtarılmamış olarak yaşıyor. " cümleleri ile başlamıştır. Daha derine indiğimiz zaman bu sayının nerelere dağıldığını incelemiş, açıklamış ve yorumlamıştır. İran, Sovyetler Birliği üstünde özellikle durmuştur. Türklüğü aileye benzetmiştir ve bu benzetmesini şu şekilde açıklamıştır ; "O Türkler’i unutmayız. Unutamayız. Bir aile, nasıl gurbette veya uzakta olmakla bir ferdini unutmazsa, bir millet de başka hakimiyetler altında yaşayan kardeşlerini öylece unutamaz." Atsız makalesini "Türk’ün yıldırımı inecektir. Tanrı’nın gazabı bunların üstüne inmezse daha müthiş olan Türk’ün yıldırımı inecektir." cümleleri ile tamamlamıştır.[5][6]

İran Türkleri

"İran Türkleri", Hüseyin Nihâl Atsız tarafından 1970 yılının Ocak ayında yazılmıştır. Ötüken dergisi ile okuyuculara sunulmuştur. Atsız, birçok makalesinde İran'daki Türkleri konu almıştır. Örnek olarak Kurtarılmamış Türkler makalesi. O makalelerde üstü kapalı olarak anlatılan bilgilerin daha genişletilmişidir. Atsız, makalesinin başında İran Dışişleri Bakanı Zâhidî tarafından söylenmiş sözleri yorumlamıştır. İran'ın Türkiye için özellikle coğrafi olarak öneminden bahsetmiştir. İran ile kardeşliği vurgulayan Atsız ; "İran’la kardeşliğimize gelince bunda da büyük bir gerçek payı olduğu muhakkaktır. Çünkü 25 milyonluk İran’da Türkler 12 milyonla en büyük millî topluluğu teşkil etmekte ve Fars, Arap, Kürt, Lor, Belüç gibi etnik unsurlar arasında her alandaki cevvaliyetleri ile İran’ın âdeta bir Türk memleketi olduğu gerçeğini ortaya koymaktadır." cümleleri ile İran'ın bir Türk Yurdu olduğunu savunmuştur. İran'ın tarihini inceleyen Atsız, zamanında İran'ın Türkler tarafından yönetildiğini de vurgulamıştır. İran basınının Türklere karşı olan öfkesine de değinen Atsız, bunların düşmanca olduğunu ileri sürmüştür. Atsız, İran Gazetesi tarafından yapılan haberlere de şu cümleler ile karşılık vermiştir ; "İran gazetesinin unutmaması gereken nokta şudur: Türkiye, çevresinde düşman devletler olsa bile kendisini koruyacak kudrette olduğunu uzak ve yakın tarihiyle ispat etmiş bir devlettir. İran aynı durumda değildir ve İran’ı devlet halinde yaşatan güç İmam Rıza’nın türbesi veya Firdevsi’nın Şehnâmesi değil, 12 milyonluk sağlam, enerjik, müteşebbis ve cesur nüfusu ile İran Türkleri’dir." aynı zamanda Atsız bu makalesinde Pantürkizm ülküsüne de değinmiştir. Makalesine "İranlılara, geleceklerinin Türk dostluğuna bağlı bulunduğunu, Türk düşmanlığının İran’ın lehinde olmayacağını hatırlatmak ise dostça bir uyarmadan başka bir şey değildir." cümleleri ile son vermiştir.[7][8]

Biz Ne İstediğimizi Biliyoruz

"Biz Ne İstediğimizi Biliyoruz", Hüseyin Nihâl Atsız tarafından 15 Şubat 1966 tarihinde yazılmış, Ötüken dergisinin 26. sayısı ile okurlara sunulmuş makaledir. Atsız makalesine ne yapacağını bilmeyenlerin mağlup olacağının ana fikrini vererek başlamıştır. Türklerin tarih boyunca planlı, programlı, kurallı yaşadığını vurgulayan Atsız bu tezini şu cümleler ile açıklamıştır. "Milletimiz tarih boyunca plânlı, istekli ve ülkülü yaşamış, ülkü olarak büyük devlet, yasa düzeni ve cihan hâkimiyeti fikirlerini benimsemiştir. Yalnız Orta Asya’da yaşadığımız çağlarda Mançurya ile Hazar Denizi arasındaki bölgeyi tek yasa altında birleştirip düzen kurmak Türk’lerin değişmez amaçlarıydı. Bu sınırlarda ileri gitme ve geri kalma olsa da cihana hâkim olmak düşüncesinde hiçbir değişiklik olmazdı." daha sonra diğer Türklerin de planlarına programlarına değinen Atsız, planlı programlı olmanın yararlarını açıklamıştır. Türklerin azlık olmasına rağmen kendilerinden daha fazla olanlara karşı olanları nasıl mağlup ettiğine değinmiştir. Türkiye'de de ne yaptığını bilen bir zümre olduğuna değinen Atsız, bu zümreyi Türkçüler olarak tanımlamıştır. Türkçülerin bütün Türkleri bir arada toplamasını bir plan olarak gören Atsız, Türkçülerin bu istek yüzünden ırkçı, faşist, kafatasçı gibi kelimelerle suçlandıklarını belirtmiştir. Makalede Yunanların, Arapların ülkülerinden ve planlarından da bahsedilmiştir. Irkçılığın önemli olduğunu da vurgulayan Atsız bu konuda şu cümleleri sarf etmiştir. "Irkçı değil misin? Irkçılığa düşman mısın? Öyleyse sen günün birinde Atenagoras’ı Türkiye Cumhurbaşkanı görmekte sakınca bulmazsın. Belki de Batı Hıristiyan dünyasının sevgisini ve yardımını kazanırız diye düşünürsün." makalesine "Sen yalnız Türkçülüğe karşı çıkar, Türk ırkçılığını yerer, Turancılığa düşmanlık edersin. Çünkü sen ya Türk ırkına yüzyıllarca kölelik etmiş bir milletin mensubu yahut da beyni işlemeyen, yobazlaşmış, okuduğunu sindirememiş bir budalasın." cümleleri ile son vermiştir.[9][10]

Savaş Aleyhtarlığı

"Savaş Aleyhtarlığı", Hüseyin Nihâl Atsız tarafından 1943 yılında yazılmıştır ve Orhun dergisinin 12. sayısında okurlara sunulmuştur. Atsız makalesinin başında savaş için kesin bir hüküm verilmeyeceğini savunmuştur. Atsız'ın bu makalesindeki görüşüne göre savaşa iyi veya kötü demek doğru değildir. Atsız milleti hazırlamadan yapılan ve mağlubiyet ile biten savaşların kötü olduğuna değinirken, tutsak haldeki ırkdaşları kurtarmak, ülkeyi daha ileriye götürmek için yapılacak savaşın iyi olduğuna değinmiştir. Atsız bu makalesinde "Büyük devletler ve büyük medeniyetler daima savaşlardan sonra kurulur." cümlelerini sarf etmiştir. İlim adı altında savaş düşmanlığı yapıldığını savunmuştur. Saldırmayana saldırırlar mantığı ile hareket etmiştir. Savaş aleyhtarlığı yapan bazı kişiler hakkında inceleme ve yorumlarda bulunmuştur. Atsız, Şükrü Kaya'ya makalesinde tepki göstermiştir. "Şükrü Kaya emin olsun ki savaş kalkarsa dünyadan kahramanlık, fazilet ve fedakârlık da kalkar ve insanların, yalnız doymak ve cinsî ihtiyaçlarını kovalamaktan başka gayesi olmayan hayvanlardan hiçbir farkı kalmaz." cümleleri ile de makalesini sonlandırmıştır.[11]

Çağrı Beğ

"Çağrı Beğ", Hüseyin Nihâl Atsız tarafından 1962 yılının Ekim ayında yazılmış ve Orkun dergisinin 9. sayısında okurlara sunulmuştur. Makalenin isminden de anlaşılacağı gibi Çağrı Beğ, ailesi ve bulundukları kağanlıklar hakkında bilgi verilmiştir. Atsız, makalesine Çağrı Beğ'in babasını tanımak ile başlamıştır hemen ardından o dönemde bulunan Türk devletlerinden aynı zamanda Çağrı Beğ ve Tuğrul Beğ'den bahsedilmiştir. O dönemde Türklerin iç savaşının bulunduğuna değinen Atsız, bu olayların çözümü için Çağrı Beğ'in rolünü anlatmıştır. Çağrı Beğ'in Rumlara yaptığı akına da yer veren Atsız, bundan sonra yaptığı yağmalar ve saldırılara da yer vermiştir. Çağrı Beğ ana yurda döndükten sonra Gazneliler ile savaşlara girişmiştir; Atsız, makalesinde bunlara da yer vermiştir. Bu savaşlardan en önemlisi Çağrı Beğ'in 20 bin kişilik orduyla 100 bin kişilik orduyu yok ettiği savaştır. Makalede Çağrı Beğ'in oğlu Alp Arslan'a da yer verilmiştir. Çağrı Beğ makalesinin son cümleleri şu şekildedir; "1060’ta 70 yaşında olduğu halde öldü. Merv’e gömüldü. Alp Arslan, Yakutu, Kavurt, Süleyman adındaki oğullarından Alp Arslan onun yerine Horasan valisi oldu." [12]

Abdülhamid Han (Göksultan)

"Abdülhamid Han (Göksultan)", Hüseyin Nihâl Atsız tarafından 11 Mayıs 1956'da yazılmış ve Ocak dergisinin 11. sayısı ile okurlara sunulmuş II. Abdülhamid'i konu alan makaledir. Atsız, makalenin başında II. Abdülhamid'i "Toplumun en büyük haksızlığa uğramış tarihî şahsiyetlerinden biri, II. Abdülhamid’dir. Kendisinden önceki devirlerin ağır yükünü omuzlarında taşıyan, en güvenebileceği adamların ihanetine uğrayan ve dağılmak üzere olan içi dışı düşman dolu bir imparatorluğu 33 yıl sırf zekâ ve hamiyeti ile ayakta tutan bu büyük padişahı katil, kanlı, müstebit, kızıl sultan, cahil ve korkak olarak tanıtılmış, daima aleyhinde işleyen bu propagandanın tesiriyle de böyle tanınmış talihsiz bir insandır." cümleleri ile tanımlamıştır. Abdülhamid'e olan düşmanlığa da değinen Atsız, genelde bunu yapanların ittihatçı, Ermeni, Rum ve Yahudi olduğunu ileri sürmüştür. Ermenilerin düşman olma sebebini Abdülhamid tarafından tepelenmelerine yoran Atsız, Yahudiler içinde Filistin'de bir devlet kurmasını önlediği için Abdülhamid'e, düşman kesildiklerini iddia etmiştir. Ayrıca Abdülhamid'in meclisi kapatmasını da doğru bulmuştur. Dünya Savaşı'nda orduyu yöneten kurmayları yöneten subayların Abdülhamid tarafından yetiştirildiğini söylemiştir. Atsız makalesini "Türkiye dört sınırında yangınlar olan bir ev, Sultan Hamid, o yangınların eve bulaşmaması için hızla koşarak ateşe su serpen, kum döken ve keçe kapatan bir savunucu idi. Bu koşuşmaları sırasında yoluna çıkan bir iki çocuğa çarpıp düşürdüyse, suç onun değildir. Çünkü, yurdun çevresindeki yangınlar göğe yükseliyor ve Gök Sultan, alevleri içeri sokmamak için didiniyordu. Ve sokmadı da… Ne diyelim? Durağı cennet olsun…" cümleleri ile bitirmiştir.[13]

3 Mayıs 1944

"3 Mayıs", Hüseyin Nihâl Atsız tarafından 1946 yılında Kür Şad dergisinin ikinci sayısında yazılmış olan makaledir. Atsız, cümlelerine "3 Mayıs Türkçülüğün tarihinde bir dönüm noktası oldu. O zamana kadar yalnız duygu ve düşünce olan, edebi ve ilmi sınırları pek de aşmayan Türkçülük, 1944 yılının 3 Mayısında birdenbire hareket oluverdi." cümleleri ile başlamış, Türkçülüğün 3 Mayıs ile birlikte hareket kazandığını belirtmiştir. Daha sonra Türkçülüğün önemli kişilerini saymış ve bu kişilerin duygu ve düşünce Türkçüsü olduğunu belirtmiştir. Yani hareket Türkçüsü değiller demiştir. Ali Suaviyi bu kişilerden farklı tutmuştur. Çünkü, Atsız'a göre Ali Suavi Türkçülüğü siyaset olarak kullanmıştır. Yine de Ali Suavi'nin de Türkçülüğü harekete geçiremediğini belirtmiştir. Türkçülükte bir ilke değinen Atsız, bunu şu cümleleri ile açıklamıştır. "Türkçülükte ilk hareketi 3 Mayıs 1944 Çarşamba günü, Ankara”daki birkaç bin meçhul Türk genci yaptı. Bu bakımdan Türkçülük tarihinde onların hususi bir şerefi vardır" Atsız bu makalesinde 3 Mayıs'ı Türkçülerin günü ilan etmiştir. 3 Mayıs'ı ne bir bayram, ne de bir ızdırap günü olarak görmüştür. Atsız'a göre 3 Mayıs yürekliyle yüreksizi er meydanında denemek. Kimin ne olduğunu görmektir. Atsız 3 Mayıs'ın bir zaman sonra Türkçülük gününden çıkıp Türklük günü olacağını ileri sürmüştür. Bu gerçekleştiği zamanda kendilerinin arkasından iş çeviren, Türkçülere karşı olan herkesin tarihin yargısına çıkacağını söylemiştir. "Türkçüler toplu veya yalnız, her yerde 3 Mayıs”ı analım. Analım ve Kür Şad”ın hatırasını yüceltelim… Ne mümkün zulm ile bidad ile imha-ı hürriyet,Çalış, idraki kaldır muktedirsen ademiyetten!" cümleleri ile Atsız ilk 3 Mayıs 1944 makalesine son vermiştir.[14]

Türk Tarihinin Meseleleri

"Türk Tarihinin Meseleleri" Hüseyin Nihâl Atsız tarafından yazılmış, 29 Kasım 1948 tarihinde sunulmuş makaledir. Atsız, bu makalesini a, b, c, ç olarak dörde ayırmıştır. Bundan önce bu ayırmaya zemin hazırlayıp görüşlerini aktarmıştır. Makalesinin hemen başında medeni toplumların kendi kaderini çizdiğini savunmuştur. Türk tarihine gelince ise Türk insanının Türk tarihi hakkında bilgisi olmadığını savunmuştur. Bu tezini de "Bize gelince, her hususta olduğu gibi, tarihimizi anlayış konusunda da acıklı bir kargaşalık içinde bulunuyoruz. Tarihimizin nereden başladığı hakkında ortak bir fikrimiz yoktur. Tarihimizin bölündüğü devirler, herkesin keyfine göre değişmektedir." bu cümleler ile anlatmıştır. Hatta bunların yanına bazı kişilerin millî kahraman veyahut millî düşman sayıldığını eklemiştir. Buna örnek olarak da Cengiz Han'ı göstermiştir. Meşrutiyet sonrası Türk tarihinin bozulduğunu belirten Atsız, Cumhuriyet dönemi sonrası bunun zirve yaptığını dile getirmiştir. Cengiz Han'ın da inanış biçimi yüzünden günümüzde dışlandığını savunan Atsız, Cengiz Han'a ve oğullarına eskiden saygı duyulduğunu belirtmiştir. Türk tarihinde bir kanun olduğunu savunmuştur. Atsız, a, b, c, ç şeklinde ayırdığı tarihin a kısmına Türk Tarihinin Başlangıcı Meselesi adını vermiş ve Türk tarihinin doğuşundan bilgi vermiştir. Türk tarihinin M.Ö 800 ila 1200 arasına da dayanabileceğini söylemiştir. "b" başlığı ise Türk Tarihinin Kadrosu Meselesi şeklindedir ve Atsız burada Cengiz han ve Emir Timur'dan bahsetmiştir. Burada tarihçilerin düştüğü yanlışları ele almıştır. "c" başlığı ise Türk Tarihinin Çağları Meselesi şeklindedir. Atsız, burada Türk Tarihinin çağlara ayrılması hakkında görüşlerini belirtmiştir. "ç" başlığı ise Adların İmlâsı Meselesi şeklindedir.[15]

Makale
Devletimizin Kuruluşunu Sağlayan Savaş
30 Ağustos ve Türk Ordusu
Bozulan Türkçe
Yobazlık Bir Fikir Müstehâsesidir
Hesap Böyle Verilir
İçimizdeki Şeytanlar
Kızıl Kürtlerin Yaygarası
“Bağımsız Kürt Devleti” Propagandası
İslam Birliği Kuruntusu
Nurculuk Denen Sayıklama
Türkçülüğe Karşı Yobazlık
İrtica Artık Bir Kuvvet Değildir
Türk Budun, Ökün!
Büyük Adam
Millî Bayram
Türk Ordusunun İftihar Levhası
Malazgirt Zaferi’nin 900. Yıldönümü ve Millî Kültür
Çanakkale Savaşı
3 Mayıs 1944 - 2
Bizim Günümüz
20 Mayıs 1040 ve 3 Mayıs 1944
“Cengiz Han” ve “Aksak Temir Bek” Hakkında
Türk Kara Ordusu Ne Zaman Kuruldu?
Türk Kara Ordusunun Kuruluşu Meselesi
Tarih Şuuru
Türk Gençliği Nasıl Yetişmelidir?
Tarihin Akışı Değiştirilemiyor
Dindar ve Mutaassıp Hacı Bayanın Türklüğe Hakaretleri
Türk Tarihinde “Eylül”
Büyük Günler
Büyüklük Ülküsü
Türk Ordusuna Karşı Don Kişotlar
Korkular
Türk Milletine Açık Mektup
Türkler Hangi Irktandır?
Türk Irkı : Türk Milleti
Zaman Hükmünü Veriyor
Bize Bir Gençlik Lazımdır
Kıbrıs Konusu
Türkiye ve Kıbrıs
Kıbrıs”tan Sonra Kerkük
Dün ve Yarın
Bozkurt Korkusu
İki Şanlı Yıldönümü
Yabancı Bayraklar Altında Ölenlere Ağıt
Yok Olmaya Mahkum Olanlar
Unutmayacağız!
İşte Sosyalizm
Komünizm Yıkılmaya Mahkumdur
Antika Komünistler
Türkçülüğün Önemli Meseleleri
Tarihin Barışmaz Düşmanları
Türk Birliği
Millî Siyaset
Sağcı Kimdir?
Türk Milletine Çağrı
Gençlik ve Ahlâk
Turancılık ve Faruk Güventürk
Ne Zaman Savaşılır?
Türk Ülküsü
Türkçülük
Türkçü Kimdir?
Türkçülük Değişmez Bir Fikirdir
Türk Halkı Değil, Türk Milletiyiz!
Türk Milletinin Asıl Meseleleri
Türk Ahlâkı
Türkçülükte Ahlâk
Türkçülük ve Siyaset
Turancılık
Turancıyız Ne Olacak?
Turancılık Romantik Bir Hayal Değildir!
Faşist
Türk ve Rum
Yorulanlar
Ülküler Saldırıcıdır
Millî Benlik
Bir Ansiklopedinin Büyük Yanlışları
Halk Partisi”nin Tek Yanlışı (?)
Mustafa İsmet ve Kızıllar
Sol Milliyetçi Olamaz
Ne Yaptığını Bilmeyenler
Millî Şuur Uyanıklığı
Millî Semboller
Millî Değerler ve Millî Ruh
Cihan Tarihinin En Büyük Kahramanı Kür Şad
En Büyük Türk Kahramanı: “Kürşad”
İstanbul”un Fetih Yılına Ait Bir Mezar Taşı
Işık
Veda
Yalan
Genç Kızlarımıza Çağrı
Gaza Topraklarının Gazi ve Şehit Çocukları
16 Devlet Masalı ve Uydurma Bayraklar
10 İlteşrin 1444 Varna Meydan Savaşı
En Sinsi Tehlike
Dışarıdan Gelmemiş Olan Tek Düşünce
Musa’nın Necip (!) Evlatları Bilsinler ki…
Kızıl Elma
Türk Milletinin Şeref Şehrahı
Nejdet Sançar
Komünist Don Kişotu Proleter – Burjuva Gospodin Nazım Hikmetof Yoldaşa
Fantaziler
Komünist, Yahudi ve Dalkavuk
Kürtler ve Komünistler
Türk Tarihinde Yabancı Kanlıların İhanet Serisi
26 Ağustos (1071) ve 30 Ağustos (1922)
27 Nisan 1920
Başvekil Saraçoğlu Şükrü’ye Açık Mektup
Başvekil Saraçoğlu Şükrü’ye İkinci Açık Mektup
Mantık Şaheserleri
İlericiler
Kazakistan”da Bulunan Mezar
“Altın Elbiseli Adam” Hakkında Yeni Bilgiler
Sosyal Yüzsüzlük
Askerlik ve Disiplinli Millet
Düşmana Taviz Verilmez
Düşmanlara Koz Veriliyor
Kim Millî Kahramandır?
Türkçülere Birinci Teklif
Türkçülere İkinci Teklif
Türkçülere Üçüncü Teklif
Türkçülere Dördüncü Teklif
Sessiz Hizmet
Üç Rejim
“Zade” Değil “Oğul”
Milletleri Ruhlandırmak
Türk Vatanını Peşkeş Çekenlere
Namık Kemal
Türk Destanı Üzerine İncelemeler
Ordinaryüs’un Fahiş Yanlışları
Konuşmalar / 1
Konuşmalar / 2
Konuşmalar / 3

Mektupları

Mektup
Osman Nuri Kurt’a-1
Osman Nuri Kurt'a-2
Osman Nuri Kurt'a-3
Osman Nuri Kurt'a-4
Osman Nuri Kurt'a-5
Hasan Oraltay'a-1
Hasan Oraltay'a-2
Hasan Oraltay'a-3
Hasan Oraltay'a-4
Yücel Hacaloğlu’na-1
Yücel Hacaloğlu’na-2
Yücel Hacaloğlu’na-3
Yücel Hacaloğlu’na-4
Arif Türkdoğan’a-1
Arif Türkdoğan’a-2
Arif Türkdoğan’a-3
Arif Türkdoğan’a-4
İsmail Hakkı Yılanlıoğlu’na-1
İsmail Hakkı Yılanlıoğlu’na-2
İsmail Hakkı Yılanlıoğlu’na-3
Refet Körüklü’ye-1
Refet Körüklü’ye-2
Refet Körüklü’ye-3
Mustafa Kayabek’e-1
Mustafa Kayabek’e-2
Mustafa Kayabek’e-3
Mustafa Kayabek’e-4
Muzaffer Eriş’e-1
Muzaffer Eriş’e-2
Muzaffer Eriş’e-3
Muzaffer Eriş’e-4
Muzaffer Eriş’e-5
İzzet Yolalan’a
Adile Ayda’ya-1
Adile Ayda’ya-2
Adile Ayda’ya-3
İsmail Hakkı Gökhun’a-1
İsmail Hakkı Gökhun’a-2
İsmail Hakkı Gökhun’a-3
İsmail Hakkı Gökhun’a-4
Mirat Özçamlı’ya-1
Mirat Özçamlı’ya-2
Turan Kekevi’ye-1
Turan Kekevi’ye-2
Şükrü Saraçoğlu’na-1
Şükrü Saraçoğlu'na-2
Yılmaz Öztuna’ya
Erk Yurtsever’e
Hızırbek Gayretullah’a
Şükrü Kayalar’a
Fethi Gözler’e

Dergileri

Dergi Adı
Orhun
Kopuz
Çınaraltı
Bozkurt
Özleyiş
Kürşad
Altınışık
Orkun
Büyük Türkeli
Gözlem
Ötüken
Atsız Mecmua

Ses kayıtları

Nihal Atsız ile Reha Oğuz Türkkan'ın konuşmasının ses kaydı vardır.[16]

Ses KaydıSes Kaydının İçeriği
Nihal Atsız ile Reha Oğuz Türkkan arasındaki ses kaydı Ses Kaydı1 Nisan 2016 tarihinde Wayback Machine sitesinde arşivlendi.

Hakkındaki belgesel/belgeseller

BelgeselBelgeselin içeriği
TRT tarafından yapılmış olan belgesel belgesel 17 Nisan 2016 tarihinde Wayback Machine sitesinde arşivlendi.

Hakkında yazılanlar

YazarYazı/şiirYıl
Altan Deliorman Atsız’a Saygı Duruşu 2000
Altan Deliorman Unutulmayan Türkçüler: “ATSIZ” 1998
Ahmet Kabaklı Atsız'ın Romanları 1990
Ahmet Kabaklı Atsız'ın Şiirleri 1990
Ahmet Kabaklı Atsız'ın Karakteri 1990
İsmail Hakkı Gökhun Atsız’la İlgili Hatıralar ve Görüşlerim ?
Erk Yurtsever Atsız’ın Kabrini Ziyaret 3 Mayıs 1976
Erk Yurtsever ATSIZ Beğ’in Kimliği 2000
Bedriye Sabit Atsız Atsız’a ?
İsmail Hakkı Yılanlıoğlu Atsız’ın Özellikleri 2000
Fethi Tevetoğlu Büyük Türkçü Atsız Kimdir? 1989
Mustafa Kayabek Atsız'a Ağıt 1975
Niyazi Yıldırım Gençosmanoğlu Atsız Tanrı Dağı’nda ?
Orkun Kutlu 3 Mayıs ve Atsız ?
Sadettin Gömeç Atsız Beğ’in Ölümünün 20. Yılında Akla Gelenler 2001
Refet Körüklü Atsız’dan Hatıralar 2000
Hızırbek Gayretullah ATSIZ 1998
Ahmet Selçuk ATSIZ 2000
Ş. İmre von Tahnt Nihal Atsız ?
Fazıl Ahmet Bahadır Atsız’ın Ardından 1998
Ahmet Toksoy XX. Yüzyılın Kürşadı: “ATSIZ” ?
Mehmet Orhun Atsız Beğ Edirne’de 1999
Mehmet Orhun Atsız Beğ’de Irkçılık ve Turancılık 1998
Mehmet Orhun Atsız Beğ ve Türk Tarih Sistematiği 1999
Mustafa Lütfi Demirhan Atsız’dan Atsızlar’a 1996
Necmettin Sefercioğlu Türkçü Şairler: “ATSIZ” 2000
Sakin Öner Şöhreti ve Tesiri 1977
Nazan Bekiroğlu Ruh Adam Üzerine Bir Tahlil Denemesi 1976
Aydil Erol Er Kişi ?
İsa Kocakaplan Atsız’ın Şiirlerinde Ölüm Fikri – 1 1999
İsa Kocakaplan Atsız’ın Şiirlerinde Ölüm Fikri – 2 1999
Enver Yakuboğlu Türk Milletinin Büyük Evladı ?
Hayati Baki Gök Bilge Atsız ?
Faruk Çil Atsız ve Türkçülerin Görevi 1977
Necdet Sevinç Atsız 2000

Kaynakça

  1. "Şiirleri". 1 Nisan 2016 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 10 Nisan 2016.
  2. "Makaleler". 1 Nisan 2016 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 10 Nisan 2016.
  3. "Öyküleri". 8 Kasım 2015 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 10 Nisan 2016.
  4. "Türkiye'nin Yeniden Kuruluşu". 9 Mayıs 2016 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 29 Nisan 2016.
  5. "Kurtarılmamış Türkler". 27 Mart 2016 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 10 Nisan 2016.
  6. "Kurtarılmamış Türkler". 9 Mart 2016 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 2 Mayıs 2016.
  7. "İran Türkleri". 22 Nisan 2016 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 10 Nisan 2016.
  8. "İran Türkleri". 4 Mart 2016 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 2 Mayıs 2016.
  9. "Biz Ne İstediğimizi Biliyoruz". 22 Nisan 2016 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 10 Nisan 2016.
  10. "Biz Ne İstediğimizi Biliyoruz". 29 Mayıs 2016 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 2 Mayıs 2016.
  11. "Savaş Aleyhtarlığı". 22 Nisan 2016 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 10 Nisan 2016.
  12. "Çağrı Beğ". 27 Mart 2016 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 10 Nisan 2016.
  13. "Abdülhamid Han (Göksultan)". 22 Nisan 2016 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 10 Nisan 2016.
  14. "3 Mayıs 1944". 8 Mayıs 2016 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 10 Nisan 2016.
  15. "Türk Tarihi Meseleleri makalesi". nihalatsiz.com. 22 Nisan 2016 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 21 Mayıs 2016.
  16. "Ses Kaydı". 1 Nisan 2016 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 11 Nisan 2016.

Dış bağlantılar

This article is issued from Wikipedia. The text is licensed under Creative Commons - Attribution - Sharealike. Additional terms may apply for the media files.