Hülya Koçyiğit

Hülya Koçyiğit (12 Aralık 1947; Kuzguncuk, Üsküdar), Türk sinema, televizyon ve dizi oyuncusu. 1991 yılında Devlet Sanatçısı seçilmiştir. 1991-1992'de kurucusu olduğu SO-DER'e başkan seçilmiştir. Bu görevi 4 yıl sürdürmüştür ve hâlen yönetim kurulunda görev yapmaktadır.

Hülya Koçyiğit
Hülya Koçyiğit, 1964, Amsterdam
Doğum 12 Aralık 1947 (1947-12-12)
Üsküdar, İstanbul, Türkiye
Meslek Oyuncu
Etkin yıllar 1963–günümüz
Evlilik Selim Soydan (e. 1968)[1]
Çocuk(lar) Gülşah Alkoçlar (d. 24 Nisan 1969)[2]
Etkilendikleri Sadri Alışık, Fikret Hakan, Çolpan İlhan
Ödüller

Altın Koza Film Festivali
En İyi Kadın Oyuncu
1972 – Zehra


Altın Koza Film Festivali
2005 – Yaşam Boyu Onur Ödülü


Sadri Alışık Ödülleri
2010 – Onur Ödülü


Ankara Uluslararası Film Festivali
2014 – Aziz Nesin Emek Ödülü

Hayatı[3]

İlk yılları; 1947-1962

12 Aralık, 1947 tarihinde Yenikapı'daki evlerinde doğmuştur. Annesi 16 babası ise 22 yaşında iken dünyaya gelmiştir. Daha sonra diğer iki kardeşi Feryal ve Nilüfer doğmuştur. 1948 yılında Koçyiğit bir yaşına girdiğinde Bağlarbaşı'ndaki bir eve taşınmışlardır. O zamanlar iki ayrı evde oturuyorlardır. Beş yaşına geldiğinde okula gitmeyi çok istemiştir, fakat o dönem çocuklar okula altı yaşında alınıyorlardı. Okula başvurduklarında ise okul müdürü mahkeme'ye gidip yaşını büyültmelerini söylemiştir. Kadıköy adliyesine gidip yaş büyültmeden hakimin onayı ile okula dönerek kayıt olunur ve beş yaşında ilk okula başlar. Öğrenci olarak sınıfta hep dans ederek ve şarkı söyleyerek ilk okul öğretmeninin dikkatini çeker ve müzik öğretmeni annesini yönlendirmeye başlar. Annesi tarafından çok ilgi görür. Müzik öğretmeninin ve etraftakilerin beklentisi her gün daha fazla artmaya başlamıştır. O yıl Medrano sirki İstanbul'a Beşiktaş'a gelmiştir. Birinci sınıftayken tüm sınıf ile birlikte sirke giderler. Bir anda kendini sahnede bulmuş ve Koçyiğit müzik eşliğinde dans etmeye başlamış, büyük ilgi görmüştür.

Annesinin bir arkadaşı tarafından gazetede Ankara Devlet Konservatuvarı'nın bale bölümüne öğrenci alınacağını ve bunun için imtihan haberleri açıldığını görür. Annesi haberi okuduğunda Koçyiğit'i imtihanın yapıldığı Galatasaray Lisesi'ne götürür. İki İngiliz karı-koca ve öğretmenlerin jüri olarak bulunduğu sınava yaklaşık 310 kişi katılmıştır. Piyano eşliğinde dans eden öğrencilerin kimi beş kimi on dakika sahne de kalmıştır. Dokuz öğrencinin seçildiği sınavda Hülya Koçyiğit de vardır. Okul Ankara'da olduğu için Koçyiğit okulda yatılı kalacaktır. Fakat okul Ankara'da olduğu için babası izin vermemektedir. Fakat annesi tarafından çok büyük bir baskı olunca Ankara'ya giderler. Annesi ile kazandığı bale bölümüne gitmişlerdir. Daha sonra kalacakları yere giderek yatakhane'ye gidip dolabını yerleştirirler. Koçyiğit ise bale bölümündeki en küçük kızdır. Genellikle küçükler 11-12 yaşlarında, büyükler ise 18-19 yaşlarında oluyordu. Koçyiğit ise henüz 7 yaşındaydı. Annesi Ankara'da bir hafta otelde kalmış ve daha sonra İstanbul'a dönmüştür. Konservatuvara giderken hem de ilkokula gidiyordu. Üçüncü ders yılı başladığında Ankara'ya gitmedi, yaz tatilinden sonra babası tarafından Ankara'ya gitmesine izin verilmiyor ve İstanbul'da bir okul bakılıyor. İstanbul'da Atatürk Kız Lisesi'ne yazılır. Daha sonra İstanbul Şehir Tiyatroları'na diğer iki kız kardeşi ile birlikte girer. Bir yandan okula gider, diğer yandan tiyatroya gider ve diğer yandan ise baleye gider. Ayrıca Bebek'te bir öğretmenden piyano dersi almaktadırlar. Müzik öğretmeninden ise müzik dersi alır ve hiç boş bir günü yoktur. Yeni okulda her gün gösteriler düzenleniyor. Koçyiğit'in de gösterilerde genellikle hep rolü oluyor. İngilizce aksanı etrafındakiler tarafından çok beğeniliyordur.

Muhsin Ertuğrul, Hülya Koçyiğit'in namını duyar ve şehir tiyatrolarının genel yönetmenine Koçyiğit'ten bahseder. Annesiyle birlikte apar topar Muhsin Ertuğrul'un yanına giderler. Muhsin Ertuğrul'un arkadaşı Koçyiğit'in annesinin yakını çıkınca Ertuğrul daha sempati duyuyor. Ertuğrul daha iyi eğitim alması gerektiğini bu yüzden Ankara Devlet Konservatuvarı'na gönderilmesinin daha iyi olacağını söylüyor. Böylece Koçyiğit tekrar Ankara'ya gidiyor. Bu kez daha büyük ve daha deneyimli olduğu için tiyatro sahnesinde seyircinin karşısına daha deneyimli çıkar.

Oyunculuk kariyeri; 1963-günümüz

Hülya Koçyiğit ve Erol Taş (1964)

Ankara Devlet Konservatuvarı'nda okurken, iki kız kardeşi de İstanbul Şehir Tiyatrolarında oynar. Kız kardeşi Nilüfer'i beğenen bir film yönetmeni film de oynaması için kardeşine teklif götürüyor. Koçyiğit'in annesi teklifi kabul ediyor ve Nilüfer, Hülya Koçyiğit'ten daha önce bir film projesinde yer almıştır. Nilüfer'in oynadığı ilk filmin adı Bir Yetim'in Hasreti'dir. Başrollerinde Kenan Pars ve Gülistan Güzey yer almaktadırlar. Hülya Koçyiğit de kardeşinin rol adlığı ilk filmin setine ziyarete gitmiştir ve Gülistan Güzey'le tanışmıştır. Daha sonra Metin Erksan yeni çekeceği bir film için Nilüfer'e ikinci teklifi götüren kişidir. Çocuk Hırsızları adlı filmin çekimler yaz tatiline denk gelmiştir. Yaz tatiline denk geldiği için ablası Hülya Koçyiğit de kardeşinin rol aldığı ikinci filmin setini bir-iki kere ziyaret etmiştir. Hülya Koçyiğit setlere daha önceden gitmiştir. Şehir tiyatrolarında yönetmen ve seslendirme sanatçısı Abdurrahman Palay'ın Muhterem Nur ile birlikte çektiği bir filmin setine konuk olmuştur ve ilk olarak tanıştığı oyuncu ise Muhterem Nur olmuştur. Metin Erksan diğer yaz tatilinde Susuz Yaz adlı filmi çekmeye karar vermiştir. İddialı bir film olacağı söylenen filme yeni bir kadın oyuncu aranıyor, sırada annesi Hülya'yu düşür müsünüz? der. Yönetmen ile sette az karşılaşan Koçyiğit'i yönetmen yanına çağırıyor. Stüdyoya yolluyor, eşarp taktırıyor ve kaşlarını kalınlaştırarak çeşitli pozlarda resimlerini çektiriyor.

Daha önce bir başka yönetmen karşısına çıkmış olmasına rağmen, tanıdıkları tarafından Memduh Ün'e Koçyiğit'ten bahsetmişlerdir. Göksel Arsoy'un başrolünde oynayacığı filme bir de kadın oyuncu aranıyordur. Birkaç tane aday vardır, adayların içinde bir de Filiz Akın vardı. Memduh Ün, okula Hülya Koçyiğit'i görmeye geliyor, ve o anda herkes Koçyiğit'e yardımcı oluyor. Elbiseler giydiriliyor, süslendiriyorlar ve makyaj yapıyorlar. Bir otelin resepsiyonunda buluşacaklardır ve otele Koçyiğit ile birlikte on kişi gelir fakat onlar kapıda bekler, Koçyiğit ise görüşme için otelin kapısından girer. Memduh Ün, Koçyiğit'i görür görmez hayal kırıklığına uğrar ve uzun uzun baktıktan sonra çok küçükmüşsün der. Ama filme kabul edilir. Aynı yaz Metin Erksan'da Koçyiğit'i çok küçük buluyor. O dönem en popüler sinema-müzik dergisi olan Ses dergisinin düzenlediği bir yarışmaya adının duyulması için Metin Erksan tarafından yarışmaya adı yazdırılır. Yarışma katılan ve birinci olan kişiye altı filmde oynaması için sözleşme imzalanacaktır ve altı filmde başrol oynayacaktır. Koçyiğit babası ile birlikte, fotoğraflarla babıali'deki Ses dergisinin binasına giderler. İlk elemeleri kazanır. İkinci eleme yetenek sınavı iledir ve Şile'de yapılacaktır. Bu sefer annesi ile birlikte gitmiştir. Elemeler başlamış ve mayoların giyilmesi istenmiştir, fakat Koçyiğit, yetenek sınavı diye yanına mayo getirmemiştir ve annesi ile birlikte kiralık mayo verilen bir yer var mı diye ortalıkta dolaşmıştır. Nereden bulacağız diye konuşurken adayların arasından Ajda Pekkan, "benim yanımda mayo var, ben zaten bikini giyeceğimi mayomu giyebilirsin" der. Böylece Pekkan'ın mayosunu giyerek elemelere katılır. Ajda Pekkan o yıllarda son derece halk arasında tanınmış bir kızdı. Koçyiğit ile arasında bir yaş fark vardı. Elemeleri Ajda Pekkan kazanmış ve birinci olmuş, Koçyiğit ise ikinci olmuştur. Ama yönetmenle anlaşma imzaladığı için hala bir filmde oynama şansına sahipti. Erkekler arasında ise Yeşilçam'ın büyük oyuncularında Ediz Hun birinci olmuştur.

Koçyiğit, yarışmadan sonra film çekimleri için bademler köyüne gitmiştir ve ilk defa bir köye gitmiştir. Sanat yönetmeni tarafından filme hazırlanan ve rolüne çalıştırılan Koçyiğit'e, eşarp takılıyor ve köy kıyafetleri giydiriliyor. Metin Erksan ise film için her gün mekana bakıyor. Koçyiğit ise köy ortamına alışmaya çalışıyor. Çekimler başlıyor, Koçyiğit ise tiyatrodan aldığı eğitimle rolünü en iyi şekilde yapmak istiyor ve köylü kadın aksanıyla konuşuyor. Fakat, Metin Erksan ise bu durumla hiç ilgilenmez çünkü daha sonra stüdyo'da filme dublaj yapılacaktır. Filmin çekimleri iki ay sürmüştür ve son sahneler ise İstanbul'da çekilecektir. Koçyiğit eve dönünce okul hazırlıklarına başlacktır ama diğer şirketlerde anlaşma imzalamıştır. Oyunculuk ve okul arasında kalmıştır. Babası ile birlikte uzunca konuşmuş. Okula gitmeleri hep ertelenmiştir. Sınıf arkadaşlarından olan Salih Güney eve gelip, Koçyiğit okulu bırakmaması konusunda babasını ikna etmeye çalışıyor. Okuldan eve derslere başlandığı ve Koçyiğit'in bir an önce okula dönmesi için haber yollanıyor. Koçyiğit okula gitmek istiyor, fakat çok yoğun olduğunda dolayı, bir seçim yapması isteniyor ve Koçyiğit de Yeşilçam'ı seçiyor. Susuz Yaz filminin ardından, Basının büyük ilgisiyle karşılaşmıştır. Film dönemin büyük filmlerinden olmuş ve yurt dışındaki festivallere gönderilmiştir. "Yeni bir yıldız doğuyor." başlığı altında birçok film teklifi gelmiş ve oyunculuk kariyeri başlamış oldu. Oynadığı ilk film olan Suzuz Yaz, 1964 yılında Berlin Film Festivali ve Meksika Film Festivali'nde en iyi film ödülünü alarak dünya çapında büyük bir başarı gösterir. Koçyiğit, daha önce beyaz perde de izlediği oyuncular ile birlikte kamera karşısına geçmeye başlar. Ayhan Işık çalışma saatleri ve günleri ile çalışırdı. Akşam yediden sonra asla çalışmazdı. Gece sahne çekilecekse gündüz istirahat ederek, gece çalışırdı. Öğle vakti mutlaka mola verilecek ve öğle yemeği yenilecekti. Koçyiğit, Ayhan Işık ile çalışırken mecburen bu kuralları uyguluyordu. Koçyiğit, Sadri Alışık ve Fikret Hakan'dan çok şey öğrenmiş ve Fikret Hakan ile henüz acemilik döneminde çektiği bir role hazırlanırken yalnız başına bunaldığı dönemlerde Koçyiğit'e hep destek olmuştur. Her oynadığı büyük oyuncudan bir şeyler öğrenmiştir.

Hülya Koçyiğit, oynadığı filmlerde genel olarak kendi sesiyle konuşmak istiyordur. İlk oynadığı filmden itibaren sinema da kendi sesini duymak istemiştir. Fakat o dönem yalnızca şehir tiyatrolarında sinema ile ilişkisi olan oyuncular ancak kendilerini bir filmde seslendiriyorlardı. Çok az kişi kendi sesi ile sinema da konuşuyordu, Sadri Alışık, Çolpan İlhan ve benzeri kişiler gibi. Hülya Koçyiğit de filmlerde kendi sesini duymak istiyordu, diksiyon dersi almış ve sesi güzeldi, fakat yönetmenler bu olaya izin vermiyordu. Bir yıl Mısır'dan Türkiye'ye gelen bir işletmeci, birlikte ortak çalışmalar yapmak için birçok film izlemişti. Türkan Şoray, Fatma Girik, Filiz Akın ve Hülya Koçyiğit'in, Adam filmlerin hepsini izledikten sonra, "Bir şey dikkatimi çekti, bütün oyuncuların hepsi bir sesten konuşuyor, aynı şekilde vurguluyor ve aynı şekilde ağlıyorlar!". Hülya Koçyiğit, bu sözü duyduktan sonra "Hürrem Bey, bakın yabancılar bile halimize gülüyor, siz hala direniyor musunuz?". Ama çok film çekildiğinden dolayı böyle ayarlanmıştı düzen. Genelde filmlerin dublajı yapılırken, oyuncular başka bir filmin setinde oluyorlardı. Dublaj yapmaya zamanları yoktu. Yapımcılar bu duruma çözüm üretemiyor ve oyuncular da bu duruma kendi kendilerine formüller üretiyorlardı. Oyuncular, Türkan'ı, Filiz'i ve diğerlerini bari ayrı kişiler seslendirsinler diye çözüm üretmeye çalışıyorlardı, fakat bu durum karşısında yine de başarısız kalıyorlardı.

Hülya Koçyiğit, yerli romanların sinemaya uyarlanması için çok çaba sarf etmiş ve Kerime Nadir, Muazzez Tahsin Berkand, Esat Mahmut Karakurt, Halide Edib Adıvar ve Peride Celal gibi sanatçıların eserlerinin sinemaya uyarlanmasında katkıda bulunmuştur. Romanlardan sinemaya uyarlanan filmler çok iyi neticeler elde etmiştir. Bir dönem roman kahramanlarını canlandırdıktan sonra, Kezban (1968), Kezban Roma'da (1970) ve Kezban Paris'te (1971) serisinde Kezban karakterini canlandırmıştır ve canlandırdığı roller arasında en büyük popüleriteyi Kezban karakteri ile yakalamıştır. Karakter Anadolu'dan gelmiş ve taşralı olduğu için ezilmiş, horlanmış bir kızın kendi kendini eğitip tesadüfen zengin olmuş bir karakterdir. Daha sonra farklı filmlerde oynamıştır. Kırmızı Fener Sokağı adlı filmde sokak kızı İmra'yı canlandırdığında, seyirci hemen filme tepki göstermiş ve film hiç tutmamıştır. Sonra Ediz Hun'un annesi rolünü oynamayı kabul etmiştir. Cüneyt Arkın'ın evli bir erkek olmasına rağmen metresi rolünü oynamayı kabul etmiştir. Daha sonra farklı yönetmenlerle farklı roller arayışına girmiştir. Genellikle Orhan Aksoy ile çalışıyordu. Roman uyarlamalarını ve aşk filmlerini onunla birlikte çekiyordu. Farklı filmlerde farklı roller almak isteyen Koçyiğit, sinemada on yıldan sonra senaryo ve yönetmen çekme özgürlüğüne sahip olacaktı. Erman Film'in lokomatif oyuncusuydu. Başka firmalarlada çalışıyordu fakat yılda sadece altı film çekiyordu. Lütfi Ömer Akad ile çalışmayı çok istemesi sonucunda yönetmen ile Düğün (1973), Gelin (1973) ve Diyet (1975) üçlemesini çekmiştir. Birde Gökçe Çiçek (1972) filmini çekmiştir. Daha sonra Şerif Gören ile birlikte ağırlıklı olarak çalışmıştır. Şerif Gören ile birlikte Evlidir Ne Yapsa Yeridir (1978), Almanya Acı Vatan (1979), Firar (1984), Kurbağalar (1985) gibi önemli filmlerde çalışmıştır. 1970'li yıllarda Kadir İnanır, Tarık Akan ve benzeri dönemin yeni oyuncularıyla perde karşısına geçmiştir. 1980'li ve 1990'lı yıllarda ise 1960 ve 1970'lere aksine daha az filmde rol almıştır. Kızı Gülşah Soydan (Alkoçlar), 1970'li yıllarda çocuk oyuncu olarak sinema filmlerinde yer almıştır.

Televizyon kariyeri

Televizyonla ilk kez 1980'li yıllarda TRT 1'de Nezihe Araz ve Selim İleri'nin metinlerini hazırladığı Hanımlar Sizler İçin adlı bir kuşak programına katılmakla başlamıştır. Programda iki saatlik kadınlara yönelik eğitici bölümleri, çeşitli skeçler halinde kadın karakterleri canlandırmıştır. Programda bir yıl boyunca çeşitli kadınları canlandırdı. Mesela Konya'da içkili bir restoran işleten kadını. Canlandırdığı kadınlar içinde Macide Öğretmen karakteri öne çıkmıştır. Özel kanallar açıldıktan sonra Show TV'de bir haber programı teklifi geldi. Hayata dair şeyler, özel haberler olacak, konuları siz seçeceksiniz denilince Koçyiğit anlaşmayı kabul etmiştir. Eğitimde çocuk, çalışan çocuk, ailesinden şiddet gören çocuk, hasta çocuk gibi konular araştırılmıştır. Son Çare adlı programın ekibi daha önce Fatma Girik ile birlikte bir program yapmıştır. Zamanla program çocuklarla kalmayıp genişleyince, çaresiz olan tüm insanların sorunlarına değinmiştir. Çok fazla çaresiz insanların derdini dinleyince Hülya Koçyiğit sağlığını kaybetmiş ve boğun fıtığı olmuştur. Doktorların önerisi ile programı bırakmıştır. Fakat bu iki yıl sürmüştür, programın sonlarına doğru boyunlukla dolaşmaya başlamıştır. Programdan sonra Cihan Ünal ile birlikte TRT 1'de yayınlanan Nisan Yağmuru adlı dizide başrol oynamıştır. Dizi bitince Erdal Özyağcılar ile birlikte Mihriban adlı dizide başrol oynamıştır. Bir sonraki dizisinde ise Türkan Şoray, Filiz Akın, Fatma Girik ve Nevra Serezli ile birlikte 1980'li yılların ortasında TRT 1'de yayınlanmış yabancı Altın Kızlar adlı dizinin yerli versiyonu olan aynı isimli Altın Kızlar (2009) adlı dizide oynamıştır.

Siyasi kariyeri

Kariyerinde hiç siyaseti düşünmese de, Anavatan Partisi'nden Turgut Özal'ın başdanışmanı olan Adnan Kahveci aramıştır. Daha sonra tekrar aramıştır ve şunları söylemiştir; Beni paçalarımdan çekiyorlar, ben kendimi uçurumdan aşağıya denize doğru uçarken buluyorum. Madem gidiyorum, o zaman yanımda güvenebildiğim insanlar olsun istiyorum. Denizde boğulmadan yüzmeliyim. Çünkü, ben sizin paçalarınızdan çekiyorum bu nedenle. Sizinde aday olmanızı istiyorum. Hemen gelebilir misiniz? demiştir. Bu konuşmanın olduğu zaman da Hülya Koçyiğit, Kuşadası'nda tatildeydi. Konuşma bittiğinde eşi Selim, Sen yaparsın dedi. Yapmak istiyordu fakat o dönemde Anap ile ilgili çok iyi izlenimler olmadığı için istemiyordu. Turgut Özal ile birlikte bir-iki saatlik bir konuşmanın ardından Özal, Dünya'dan Melina Mecuri'nin örneğini vererek Milletvekili olmak sizin göreviniz demiştir. Ailesine danışan Koçyiğit, ailesinden destek almıştır. Böylece kararını vererek İzmir 3. bölgeden İzmir'e bir sağ partisi olarak aday olmuştur, fakat 141 oyla seçilememiş, üçüncü olmuştur.

Hülya Koçyiğit günümüzde AK Parti'ye yakınlığıyla bilinmektedir.[4]

Özel hayatı

O dönem Fenerbahçe'de futbol oynayan Selim Soydan 1968'de ile evlendi. Bu evliliğinden Gülşah adında bir kızı dünyaya gelmiştir. Hülya Koçyiğit'in Neslişah ve Aslışah adlarında iki torunu vardır. Kızı Gülşah küçük yaşlarda birkaç sinema filminde rol almıştır. Koçyiğit bir süre şarkıcılık da yapmıştır. Oyuncu Engin Altan Düzyatan torunu Neslişah Alkoçlar ile evlidir.[5]

Ödülleri

Yurt içinde aldığı ödüller

Uluslararası festivallerden aldığı ödüller

  • 1987 Nantes Film Festivali (Fransa) En Başarılı Kadın Oyuncu, "Kurbağalar" filmi ile
  • 1988 Amiens Film Festivali (Fransa) En İyi Kadın Oyuncu, "Bez Bebek" filmi ile

Filmlerinin katıldığı festivaller

  • Susuz Yaz: Berlin Film Festivali, Meksika Film Festivali
  • Gelin: Tahran Film Festivali
  • Derman: Çekoslovakya Karlovy Film Festivali, Venedik Film Festivali, Londra Film Festivali, Nantes Film Festivali, Şam Film Festivali (En Büyük Ödülü Aldı), Taşkent Film Festivali
  • Kurbağalar: Fransa Nantes Film Festivali (En İyi Kadın Oyuncu Ödülü)

Filmografi

Oyuncu Olarak

Yıl Film Rol Notlar
1963 Susuz Yaz Bahar
Genç Kızlar Oya Deren
1964 Adalardan Bir Yar Gelir
Affetmeyen Kadın
Ahtapotun Kolları
Aslan Marka Nihat
Ayşecik Çıtı Pıtı Kız
Bir İçim Su
Döner ayna
Hepimiz Kardeşiz
Katilin Kızı Nazan
Kavga Var
Keşanlı
Plajda Sevişelim
Son Tren Pelin
Taşralı Kız Hülya Işık
Vurun Kahpeye Aliye Öğretmen
1965 Aşk ve İntikam
Dudaktan Kalbe
Hıçkırık Nalan
Hülya
İki Yavrucak
Kadın İsterse Matmazel Nadya
Lafını Balla Kestim
Nazar Değmez İnşallah
Posta Güvercini Şahiser
Serseri Aşık
Sevgili Öğretmenim
Sevgim ve Gururum Zerrin Bağdatlı
Tehlikeli Adımlar
Uzakta Kal Sevgilim
Yalancı
Yıldızların Altında
1966 Aşk Mücadelesi
Damgalı Kadın Suzan
Denizciler Geliyor
Dertli Gönüller
Dişi Düşman Asuman
İntikam Ateşi
Karanlıklar Meleği Gül
Kaderde Birleşenler
Kıskanç Kadın Nevin Seden
Kumarbazın İntikamı Leyla
O Kadın Ayşe
Ölmek mi yaşamak mı Hülya
Seni Seviyorum
Siyahlı Kadın
Vahşi Sevda
Yiğit Yaralı Olur
1967 Çıldırtan Dudaklar
Deli Fişek
Hırçın Kadın
Dokuzuncu Hariciye Koğuşu Nüzhet
Gül Ağacı
Kardeş Kavgası
Ringo Gestapoya Karşı
Parmaklıkların Arkasından
Samanyolu
Seni Affedemem
Söyleyin Genç Kızlara
Utanç Kapıları
Yağmur Çiselerken
Üvey Ana
Yanık Kalpler
Yaralı Kuş
1968 Cemile
Kadın Asla Unutmaz
Hicran Gecesi
Funda Fehiman
Dağları Bekleyen Kız
Kırmızı Fener Sokağı
Kara Sevda
Sevemez Kimse Seni Alev
Kezban Kezban
Sarmaşık Gülleri Gülseren
Sus Kimseler Duymasın
Vahşi bir erkek sevdim (film) Gül
Yalan Yıllar
Yasemin'in Tatlı Aşkı
1969 Boş Çerçeve Alev
Ölmüş Bir Kadının Mektupları
Kınalı Yapıncak
Kızıl Vazo Azize Sönmezoğlu
Kızım ve Ben Leyla
Sen Bir Meleksin
Uykusuz Geceler
Yarın Başka Bir Gündür Gül Fatma Kunt
1970 Güller ve Dikenler Verda
Kezban Roma'da Kezban
Kalbimin Efendisi
Saadet Güneşi Semra
Seven Ne Yapmaz Sevda
Söz Müdafaanın Selma Alkan
Sürtük Canan Alev, Naciye
Yaralı Ceylan
Zeyno
1971 Adını Anmayacağım
Bebek Gibi Maşallah Leyla Erdem Yılmaz
Beklenen Şarkı Gül
Beyoğlu Güzeli Alev Aker
Bütün Anneler Melektir Selma
Kezban Paris'te Kezban
Hayatım Senindir Leyla Sonay, Nermin
Senede Bir Gün Nazlı
Severek Ayrılalım
Sezercik Yavrum Benim
Son Hıçkırık Handan
Üç Arkadaş
Yağmur
Yarın Ağlayacağım
1972 Azat Kuşu
Gökçe Çiçek
Kaderimin Oyunu
Sev Kardeşim
Sezercik Aslan Parçası
Tanrı Misafiri
Zehra
1973 Düğün
Hayat Bayram Olsa
Gelin
İki Bin Yılın Sevgisi
Rabia
Siyah Gelinlik
Yeryüzünde Bir Melek
1974 Çirkin Dünya
Diriliş
Diyet
El Kapısı
1975 Bir Araya Gelemeyiz
Gülşah
Çirkef
İşte Hayat
1976 Gülşah Küçük Anne
Şoför
1977 Sensiz Yaşayamam
İstasyon
1978 Evlidir Ne Yapsa Yeridir
1979 Almanya Acı Vatan
1981 Herhangi Bir Kadın
1982 Gazap Rüzgarı Avukat Selma
1983 Derman
1984 Firar Ayşe Sarıca
Yavrularım Seher
1985 Kurbağalar
1986 Dikenli Yol
1987 Bez Bebek
1988 Gece Dansı Tutsakları
Pononte Fener
1989 Hiçbir Gece
Karılar Koğuşu
1991 Bir Kadın
2001 Şelale Semra
2003 Hababam Sınıfı Merhaba Fatoş Hoca
2007 Hicran Sokağı Zümrüt

Televizyon

Yıl Dizi/Program Rol Kanal
1984-1985 Hanımlar Sizler İçin Çeşitli Kadın Rolleri TRT 1
1996-1998 Son Çare Sunucu Show TV
2000-2001 Nisan Yağmuru TRT 1
2002-2003 Mihriban Mihriban TRT 1
2009 Altın Kızlar İsmet atv

Dış bağlantılar

Kaynakça

Ödüller
Antalya Altın Portakal Film Festivali
Önce gelen:
Türkân Şoray
Vesikali Yarim filmi ile
Zeynep Aksu
Üvey Ana filmi ile
Perihan Savaş
Bedrana filmi ile
Nur Sürer
Bir Günün Hikayesi filmi ile
Nur Sürer
Uçurtmayı Vurmasınlar filmi ile
En İyi Kadın Oyuncu
Cemile
1969
Tanrı Misafiri
1973
Diyet
1973
Derman
1983
Karılar Koğuşu
1990
Sonra gelen:
Belgin Doruk
Yuvanın Bekçileri filmi ile
Perihan Savaş
Bedrana filmi ile
Adile Naşit
İşte Hayat filmi ile
Hale Soygazi
Bir Yudum Sevgi filmi ile
Sumru Yavrucuk
Seni Seviyorum Rosa filmi ile
This article is issued from Wikipedia. The text is licensed under Creative Commons - Attribution - Sharealike. Additional terms may apply for the media files.