Girişim şirketi

Girişim (veya girişim şirketi) bir pazar ihtiyacını giderme amacı taşıyan yenilikçi bir ürün, süreç veya servis sunan, genel olarak yeni kurulmuş ve hızlı büyüme gösteren bir müessesedir. Bir girişim genellikle hızlı bir şekilde ölçeklenebilir bir iş modeli ortaya çıkarmak için kurulan küçük bir işletme, ortaklık veya organizasyondur. Girişimler çoğu zaman internet, e-ticaret, bilgisayar, telekomünikasyon veya robotik gibi alanlarda yeni teknolojiler ortaya koyarlar. Tüm girişimler teknoloji alanında faaliyet göstermeseler de, "girişim" terimi 1990'lı yılların sonunda çok sayıda internet tabanlı şirketin kurulduğu Dot Com Balonu zamanında uluslararası yayılıma kavuşmuştur.

Tanım

"Girişim" teriminin tam tanımı yaygın olarak tartışılmaktadır. Ancak tüm tanımlar temelde U.S. Small Business Administration'un "genel olarak teknoloji odaklı ve yüksek büyüme potansiyeli barındıran işletme" tanımına uyarlar. "Büyüme potansiyeli" referansı gelirde büyümeyi, çalışan sayısındaki büyümeyi veya her ikisini birden kastedebilmekle beraber işletmenin ölçeklenip ürün ve servislerini daha büyük veya geniş bir pazara sunması anlamına da gelebilir. Girişimci-akıl hocası Steve Blank ve Bob Dorf tarafından yapılan popüler tanımlardan biri girişimi "tekrar edilebilir ve ölçeklenebilir iş modeli aramak için kurulan bir organizasyon" olarak nitelemektedir. Bu bağlamda "arama" sözcüğünün kullanılma sebebi düzeni oturmuş ileri aşama girişimleri doymuş bir pazarda açılan lokantalar gibi geleneksel küçük işletmelerden ayırmak içindir. Lokantalar gibi örnekler hali hazırda var olan ve iyi bilinen iş modellerini uygularken bir girişim henüz bilinmeyen veya yenilikçi bir iş modelini, pazarlar üzerinde büyük bir etki yapmak üzere keşfeder. Bu büyük etkinin örnekleri olarak çevrimiçi market Amazon, "uygulama" tabanlı ulaşım hizmeti Uber veya arama motoru Google sayılabilir; tüm bu şirketler kendi pazar kategorilerinin gelişiminde öncü olmuşlardır. Blank ve Dorf girişimlerin büyük şirketlerin küçük bir modelleri olmadığından bahsetmektedir: bir girişim ürün/pazar uyumu ve bir iş modeli keşfetmek için var olan geçici bir organizasyonken, büyük şirket ise hali hazırda kalıcı bir ürün/pazar uyumu bulmuş ve iyi tanımlanmış, tamamen doğrulanmış, test edilmiş ve onaylanmış, istikrarlı, açık, belirsizliğe yer vermeyen, tekrarlanabilir ve ölçeklenebilir bir iş modeli uygulamak üzere tasarlanmıştır. Blank ve Dorf ayrıca bir girişimin tekrarlanabilir, yüksek büyüme sağlayan bir iş modeli bulmayı bulma yolculuğunda neyin çalışıp neyin çalışmadığını öğrenmek amacıyla başarısızlıktan başarısızlığa koştuğunu söylemektedir.

Paul Graham, "Bir girişim hızlı büyümek için tasarlanmıştır. Yeni kurulmuş olmak bir şirketi "girişim" yapmaz. Ya da bir girişimin girişim olması için teknoloji üzerine çalışması, risk sermayesi yatırımı alması veya "çıkış" yapılmış olması gerekmez. Önemli olan tek şey büyümedir. Girişimlerle ilişkilendirdiğimiz her şey büyümenin ardından gelir" demektedir. Graham ayrıca bir girişimcinin girişim kurmasının kendini sıradan bir şirketin çözdüğünden daha zor bir problemi çözmeye adaması demek olduğunu belirtmektedir. "Kendinizi hızlı büyüme sağlayan nadir fikirleri bulmaya adıyorsunuz." Aswath Damodaran da bir girişimin değerinin "sadece gelecekteki büyüme potansiyelinde" yattığını söylemektedir. Damodaran'ın tanımı şirketin sektöründen veya yapısından ziyade gelişim aşamasını vurgulamaktadır. Ek olarak bir girişimin bu sayılanlar ile sınırlı olmamakla birlikte şu özelliklere sahip olduğunu belirtmektedir: geçmişinin ve geçmiş mali bilançosunun olmaması, özel sermayelere bağımlı olması ve istatistiksel olarak çok düşük bir hayatta kalma oranına sahip olması.

Gelişim

Girişimler her şekilde ve boyutta olabilirler. Önemli olan aşamalardan bir tanesi girişim için gerekli olan anahtar yetenekleri, uzmanlıkları, finansal kaynakları ve hedef pazarda araştırma yapmak için gerekli diğer elementleri sağlama almak üzere bir kurucu ortak ekibi kurmaktır. Bir girişim genellikle yeni fikirler veya iş konseptleri geliştirmek, doğrulamak veya hesaplamak için bir "en yalın ürün" veya bir prototip üretmek ile başlar. Ek olarak girişimin kurucuları fikirleri, teknolojileri, iş konseptlerini ve kendilerinin ticari potansiyellerini daha iyi anlayabilmek için araştırma yaparlar. Kurucuların ve yatırımcıların sahipliğini, katılımlarını ve bağlılıklarını onaylamak için ilk aşamalarda Ortaklar Sözleşmesi yapılır. Bu sözleşme ile girişim tarafından üretilecek olan fikri haklar ve varlıklar hakkında haklar da belirlenir. Girişimler için iş modelleri genellikle bir "yukarıdan aşağıya" veya "aşağıdan yukarıya" yaklaşımı ile bulunur. Bir şirket borsada halka açılmak veya satın alınmak gibi bazı aşamaları tamamlayarak girişim olmaktan çıkabilir. Şirketler aynı zamanda başarısız olabilir veya tamamen operasyonunu durdurabilir. Bu pek çok girişim için olağan bir sonuçtur, çünkü bu şirketler beklenildiği gibi çalışmayabilecek olan, hatta bazen bir pazar tarafından talep edilmeyebilecek olan, büyük bir yenilik sunan buluşlar geliştirmektedir. Veya eğer yüksek riskli sektörlerde iş yapıyorlarsa, ürün veya servislerini destekleyecek yatırımcıları ya da müşterileri bulmakta zorlanabilirler.

Girişimlerin başarısında ve hacminde kuruldukları ve geliştikleri girişimcilik ekosisteminin boyutu ve olgunluğu da etkilidir. Bir girişim ekosisteminde bireyler (girişimciler, risk sermayedarları, melek yatırımcılar, akıl hocaları), kurumlar ve organizasyonlar (en iyi araştırma üniversiteleri ve enstitüleri, üniversiteler veya kolejler tarafından yönetilen işletme ve girişimcilik programları, kâr amacı gütmeyen girişimcilik destekleme organizasyonları, devletin sağlayacağı girişimcilik program ve servisleri, ticaret odaları), kuluçka merkezleri, hızlandırıcılar ve başarı yakalamış girişim ile ilgili firmalar ve girişimler bulunmaktadır. Tüm bu elementleri içinde barındıran bölge "güçlü" bir girişimcilik ekosistemi olarak kabul edilmektedir. En bilinen girişimcilik ekosistemlerinden bazıları; büyük bilgisayar şirketlerinin ve Stanford Üniversitesi gibi en iyi üniversitelerin etkin bir girişim ortamı oluşturduğu Kaliforniya'daki Silikon Vadisi, Boston (Massachusetts Teknoloji Enstitüsü burada bulunmaktadır) ve WISTA'nın (en iyi araştırma bölgelerinden biri), pek çok yaratıcı sektörün, önde gelen girişimcilerin ve girişimlerin bulunduğu yer olan Berlin olarak sayılabilir.

Yatırımcıların bir girişimde en çok ilgi duydukları alanlar şöyle listelenebilir: güçlü bir kurucu ekip, dengeli bir risk/kâr profili (test edilmemiş, sektör değiştirici yeniliklerin risklerinin yüksek kâr potansiyeli ile karşılanması) ve ölçeklenebilirlik (girişimin operasyonlarını daha fazla pazara ve müşteriye genişletebilmesi ihtimali). İlgi duyulan girişimler genellikle düşük giderlere (girişimlerin kurucularının kaynakları tarafından finanse edilmesine "bootstrapping" adı verilir), yüksek riske ve yüksek yatırım geri dönüşü potansiyeline sahiptirler. Başarılı girişimler genel olarak yerleşik şirketlere göre daha ölçeklenebilirdirler, yani kısıtlı bir sermaye, emek veya alan yatırımı ile daha hızlı büyüme potansiyeli barındırırlar. Zamanlama çoğunlukla en büyük girişim başarılarındaki en önemli faktördür, aynı zamanda pek çok seri girişimci ve yatırımcı tarafından üzerinde uzmanlaşılması en zor şey olarak kabul edilir.

Girişimlerin fonlama için birkaç seçeneği bulunmaktadır. Risk sermayesi şirketleri ve melek yatırımcılar tohum yatırımı karşılığında şirketten bir miktar hisse ile girişimlere operasyonlarına başlamak üzere yardımcı olabilir. Risk sermayedarları ve melek yatırımcılar çok azının başarılı olup kendilerine para kazandıracağı beklentisiyle pek çok girişime finansman sunarlar (tüm finansman sağladıkları girişimlere 'portföy' adı verilir). Pratikte ise pek çok girişim kurucularının kendi finansmanları sayesinde ("bootstrapping") kurulur. Bu finansman kaynakları içerisinde aile veya arkadaşlardan alınan küçük borçlar veya hediyeler, birikimler veya kredi kartı bakiyeleri sayılabilir. Faktöring de bir başka seçenektir ancak bu girişimlere özel değildir. Diğer finansman fırsatları arasında pek çok kitle fonlama çeşidi bulunur. Bir girişimin internet üzerinde fikrini anlatarak çok fazla sayıda bireyden finansman araması bunlara bir örnek olarak gösterilebilir.

İş Ortaklığı

Girişimler iş modellerinin işlemesi için genel olarak başka firmalar ile partnerlik ihtiyacı duyarlar. Diğer işletmelerin dikkatini çekebilmek için yönetim stilleri ve ürünleri gibi iç özelliklerini piyasanın durumuna göre ayarlamak durumundadırlar. 2013 yılındaki çalışmalarında, Kask ve Linton buluşlarını ticarileştiren girişimler için yapılar veya arketipler olarak da bilinen iki ideal profil geliştirmişlerdir. Bunlardan kalıtçı profil çok girişimci olmayan bir yönetim stili belirlerken girişimin kademeli artışlı bir buluşa (daha önceki bir standarda dayalı) sahip olması gerektiğini savunur. Bu profil dominant tasarımlı bir pazarda şirket partneri bulmada daha başarılıdır. Bu profile karşılık mucit profilinde ise yüksek düzeyde girişimci bir yönetim stili bulunmakta ve radikal bir buluş veya sektör değiştirici bir yenilik geliştirilmektedir. Bu profil dominant tasarımı (tanımlı standartları) olmayan bir pazarda bir şirket partneri bulmada daha başarılıdır. Yeni girişimler buluşlarını ticarileştirirken diğer şirketlere çekici gelmek ve şirket partneri bulmak için bu profillerden birine uyum sağlamalıdırlar. Girişim bir şirket partneri bularak çok daha yüksek başarı sansı elde edebilir.

Kültür

Güçlü bir girişim ekosistemi için bir yerel girişimcilik kültürü hayati önem taşımaktadır.

Geleneksel şirketlere kıyasla girişim kurucularının giyimlerinde, ofis alanlarında ve pazarlama faaliyetlerinde daha sıra dışı veya rahat bir tutum vardır. 2010'lu yıllarda girişim kurucuları iş toplantılarında kapüşonlu svetşört, spor ayakkabıları ve daha rahat kıyafetler giyebilmektedir. Bazı girişimler ofislerinde çekici, eğlenceli bir çalışma ortamı oluşturabilmek, takım ruhunu ve gelişimini ateşleyebilmek ve hayal gücünü teşvik etmek gibi amaçlarla bilardo masaları, masa tenisi masaları ve tilt oyunu makineleri gibi eğlence tesisleri bulundurmaktadır. Sıradan çalışanların kurucular ve üst yöneticiler ile sıradan konuşma dilinde iletişim kurmalarına imkân tanıyan "çim tipi" organizasyon yapıları kullanmak gibi bazı yaklaşımlar, iş yerindeki verimliliği arttırmak ve böylece şirketi yükseklere taşımak için uygulanmaktadır. 1960 yılında yaptığı bir çalışmada Douglas McGregor, işyerinde değişmezlik için uygulanan ödül ve cezaların gerekli olmadığını, çünkü bazı insanların teşvikler olmadan çalışma motivasyonu ile doğduğunu söylemektedir. Bazı girişimler yöneticiler, müdürler, amirler ve çalışanların bulunduğu sert bir komuta kontrol hiyerarşik düzeni kullanmamaktadırlar. Bazı girişimler ise çalışanlarının motivasyonunu arttırmak için onlara hisse senedi opsiyonu sunmaktadırlar (bu şekilde şirket değerlendikçe çalışanlar da kazanır). Bu tip stres unsurlarını kaldırmak bir girişimdeki çalışanların ve araştırmacıların etraflarındaki çalışma ortamına daha az takılarak kendilerini ellerindeki görevi tamamlamaya odaklamalarına ve böylece şirketleri için çok iyi şeyler başarma potansiyeline sahip olmalarına olanak sağlamaktadır.

Günümüzde bu kültür büyük şirketlerin gelecek vadeden girişimlerdeki parlak zihinleri ekiplerine katmayı hedeflemelerine evrilmiştir. Örnek olarak pek çok şirket içerisinden Google, satın alınan girişimlerin ve onların çalışanlarının kendilerini evlerinde hissetmeleri için büyük adımlar atmıştır, öyle ki çalışanları işyerlerine köpeklerini bile getirebilmektedir. Bir girişim ofisindeki kültürün değişmesindeki en büyük amaç insanların kendilerini mümkün olduğunca rahat hissedebilmesini sağlamak ve böylece onlardan maksimum verimi elde etmektir. Hatta yakın zamanda Heineken örneğinde olduğu gibi, bazı şirketler belli grupları çekebilmek için ne kadar büyük olduklarını bile gizleyebilmektedirler.

Kurucu Ortaklar

Kurucu ortaklar girişimlerin ilk kuruluşunda emekleri bulunan kimselerdir. Herhangi bir kişi bir kurucu ortak olabilir, hatta bir şirket bile kurucu ortak statüsünde olabilir. Ancak çoğunlukla kurucu ortaklar girişimciler, mühendisler, bilgisayar korsanları, risk sermayedarları, web geliştiricileri, web tasarımcıları ve daha önceleri yenilikçi (genellikle yüksek teknoloji) şirkette bulunmuş olan kimselerden oluşmaktadır.Aslında bir kişiyi kurucu ortak olarak tanımlayan bir resmi, yasal tanım bulunmamaktadır. Bir kişinin kendini kurucu ortak olarak tanımlaması için diğer kurucu ortaklar ile anlaşmış olması veya girişimin yöneticiler, yatırımcılar ya da hissedarlarının bulunduğu bir komiteden izin alması yeterlidir. Ortaklık Sözleşmeleri gibi sözleşmelerin bulunmadığı durumlarda kimin kurucu ortak olup olmadığına dair anlaşmazlıklar ortaya çıkabilir.

Girişim Yatırımı

Girişim yatırımı erken aşama bir girişime yatırım yapma fiilidir. Bazı girişimler kurucularının kendi katkılarının yanı sıra büyümelerinin birkaç aşamasında ek yatırım alırlar. Yatırım almaya çalışan girişimlerin hepsi bu arayışlarında başarılı olamamaktadır. Fonlama talebi JOBS kanunu sayesinde girişimler için biraz daha kolaylaşmıştır.

Yatırımın Gelişimi

Denetlenmeyen küçük şirketlerdeki spekülatif yatırımların çoğaldığı Büyük Buhran'dan sonra girişim yatırımı çoğunlukla bir girişimin kurucularının ailesi/arkadaşları, iş melekleri veya risk sermayedarları arasında ağızdan ağza yayılma ile ilerleyen bir aktiviteydi. ABD'de 1933 yılında yürürlüğe konan Hisse Senetleri Yasası'ndan bu yana bu durum böyle gitmekteydi. Pek çok ülke de girişimler tarafından sunulan hisse senetleri dahil olmak üzere kayıt dışı hisse senetlerinin talep ve arzını yasaklamak için benzer yasalar yürürlüğe koymuşlardı. 2005 yılında Y Combinator tarafından yeni bir 'Hızlandırıcı' yatırım modeli ortaya konuldu. Bu modelde girişimler bir eğitim kampı benzeri bir program ile eğitiliyor ve böylece daha sistematik bir yapıya bürünmeleri sağlanıyordu.

Y Combinator'un ardından dünyanın pek çok yerinde benzer modellere sahip hızlandırıcılar ortaya çıktı. O tarihten bu yana hızlandırıcı modeli oldukça yaygınlaştı ve hızlandırıcılar herhangi bir girişim ekosisteminin anahtar kurumları haline geldi. Pek çok ülkede halkı girişimlere yatırım yapmakta sınırlayan limitler bulunmamaktadır. Ancak şirketlerin yatırımcılarından talep edebileceği miktarın sınırlanması gibi bazı limitler bulunabilmektedir. Kitle fonlamasının pozitif gelişmesi ve büyümesi sebebiyle pek çok ülke kitle fonlamasına yönelik regülasyonlarını aktif olarak güncellemektedir.

Yatırım Turları

Bir girişim yatırımı söz konusun olduğunda, bir yatırımcının dahil olabileceği farklı tip evreler bulunmaktadır. Bunlardan birincisine "tohum yatırımı" adı verilmektedir. Tohum yatırımı genellikle girişim henüz çok erken aşamayken, ürünü de henüz prototip seviyesindeyken yapılır. Bu seviyede melek yatırımcılar yatırım yapmaktadır. Bir sonraki tur ise Seri A olarak adlandırılır. Bu seviyede şirket artık ilgi çekebilmiştir ve hatta gelir bile elde ediyor olabilir. Seri A turlarına melek yatırımcılar ya da süper melek yatırımcıların yanında risk sermayedarları da katılım sağlamaktadır. Sonraki turlar Seri B, C ve D olarak adlandırılır. Bu üç tur halka arza doğru giden turlardır. Bu turlara risk sermayesi şirketleri veya özel sermaye şirketleri katılmaktadır.

Çevrimiçi Yatırım

Girişimler için bilinen ilk yatırım tabanlı kitle fonlama platformu Grow VC tarafından Şubat 2010'da yayınlanmıştır. Ardından ilk ABD merkezli şirket ProFounder girişimlerin direkt olarak web sitesi üzerinden yatırım almalarını sağlayan bir model getirmiştir. ProFounder daha sonra devam etmelerine engel olan mevzuata ilişkin sebeplerden ötürü kapanma kararı almıştır, çünkü modellerini ABD piyasasına JOBS kanunundan önce sürmüşlerdir. JOBS kanununun kitle fonlamasına yaptığı pozitif etkiden sonra 2011 yılında SeedInvest ve CircleUp gibi kitle fonlama platformları ABD'de, investiere, Companisto ve Seedrs gibi platformlar Avrupada, Ourcrowd ise Israil'de ortaya çıkmıştır. Bu platformların amacı süreci kolaylaştırarak pazarda ortaya çıkan iki probleme çözüm üretmekti. Birinci problem girişimlerin sermayeye olan erişiminin sağlanamaması ve bir yatırım turunu sonlandırmak için gereken sürenin çok uzun olmasıydı. İkinci problem ise sürecin çok dağınık olması ve yatırımcılar için yatırım yapılabilir proje sayısının çok az olmasıydı.

Kurum İçi Girişimcilik

Büyük veya oturmuş şirketler çoğu zaman inovasyonu teşvik etmek amacıyla "iç girişimler" kurarlar. Bu yeni iş bölümleri şirketin kalanına çok yakın bir mesafede operasyonlarını sürdürürler. Bu kurumlara örnek olarak Bell Corporation'ın içerisinde kurulan araştırma unitesi Bell Labs, Target Corporation (Dayton'un büyük mağaza zincirinde bir iç girişim olarak başlamıştır) ve Microsoft'un bir iç girişimi tarafından geliştirilen threedegrees verilebilir.

Sürekli Girişimciler

Başarısız girişimciler, ya da "yeniden başlayanlar", bir zaman sonra aynı sektörde yaklaşık olarak aynı aktivitelere yeniden başlarlar ve dolayısıyla daha iyi bir girişimci olma şansları daha fazladır. Ancak bazı araştırmalar yeniden başlayan girişimcilerin Avrupada, ABD'de olduğundan daha çok yıldırıldığını belirtmektedir.

Eğilimler ve Engeller

Bir şirketin değeri geliştirdiği teknolojiye bağlı ise, kurucuları için fikirlerinin telif haklarını almak çok önemlidir. Ekonomi dergisi The Economist ABD'de halka açık şirketlerin değerinin Yüzde 75'ine kadar olan değerinin fikri mülkiyetlerinden geldiğini tahmin etmiştir (bu oran 1980 yılında yüzde 40 seviyesindeydi). Küçük bir girişimin ise genellikle değerinin yüzde 100'ü fikri mülkiyetlerinden gelmektedir. Dolayısıyla teknoloji tabanlı girişimlerin mümkün olduğunca erken zamanda fikri mülkiyetlerini koruma altına alacak bir strateji geliştirmeleri çok önemlidir. Girişimler, özellikle de yeni teknoloji geliştirenler, bazen kurucularına ve yatırımcılarına çok yüksek miktarlarda kazanç sağlayabilmektedir. Bunun en güncel örneği kurucularının hisse senedi değerleri sayesinde milyarder olduğu Google'dır. Ancak girişimlerin başarısız olma oranı çok yüksektir. Başarısızlığın en çok karşılaşılan sebeplerinden bir tanesi girişimlerin sonraki tur yatırımlarını alamadan veya kendi kendilerini ayakta tutmalarına yetecek kadar kara geçmeden paralarının bitmesidir. Bu olduğunda girişim çalışanlarının maaşını karşılayamayabilir. Bazen bu şirketler değerli görüldükleri takdirde diğer şirketler tarafından satın alınır. Ancak genellikle batan şirketler çalışanlarına emeklerinin karşılığını çok az miktarda ödeyebilmektedir.

Her türlü iş alanında ve dünyanın dört bir yanında girişimler kurulmasına rağmen, bazı sektörler ve bölgeler girişimlerle özellikle ilişkilendirilmiştir. 1990'lı yılların sonundaki İnternet balonu bazıları internet erişimi sağlayan, bazıları ise internet üzerinden servis sağlayan pek çok girişimle anılmaktadır. Bu girişim aktivitesinin çoğu en iyi bilinen girişim ekosisteminde - kuzey Kaliforniya'daki Silikon Vadisi'nde bulunmuştur.

Stanford Industrial Park'taki "Silikon girişimlerinin" patlamasını sağlayan kıvılcım 1957 yılında Shockley Semiconductor şirketindeki çalışanlar ile şirketin kurucusu, Nobel ödüllü ve transistörün mucidi William Shockley arasındaki kişisel bir sorundu. İşten ayrılan çalışanlar hemen sonrasında Fairchild Semiconductor şirketini kurdular.

Birkaç yıl sonra Fairchild'ın varlığı sektörde hissedilmeye başladı. Kurucuları şirketten ayrılmaya başlayarak kendi en yeni fikirlerini hayata geçirebilecekleri yeni şirketler kurmaya başladılar ve onları onların da çalışanları aynı yolu izleyerek takip etti. Bu süreç giderekek hız kazandı ve Stanford'un araştırma parkında başlayan hareket bir girişim çığına dönüştü. Sadece 20 yıl içinde Shockley'in sekiz kurucusu 65 yeni kuruluşun ortaya çıkmasını sağladı ve bu şirketlerden de ayrılanlar yeni şirketler kurmaya devam etti.

This article is issued from Wikipedia. The text is licensed under Creative Commons - Attribution - Sharealike. Additional terms may apply for the media files.